• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
01 Haziran 2019

Türk –ABD ilişkilerinde S-400’ler çıkmazı

S-400 konusu Ankara ile Washington arasında gerilim olmaya devam ediyor.

ABD yönetimi, Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 füze savunma sisteminin teslimatının tamamlanması halinde Türkiye’nin “çok etkin ve çok olumsuz sonuçlarla karşılaşacağı” uyarısında bulunuyor.

Aslında bu uyarı değil, resmen tehdit. 

ABD, geçmişte olduğu gibi Türkiye’yi kendine bağlı bir eyalet nispetinde görmek istiyor. 

ABD’nin S-400’ler konusunda bu derece şiddet ve celallenmesinin birden fazla sebebi var, ancak en önemli sebebi, Türkiye’yi bölgede kaybetme korkusudur.

ABD’nin karşı tavrı siyasidir ve eski Türkiye’ye duyulan özlemin bir sonucudur. 

O eski Türkiye, ABD’nin müstemlekesi konumunda bir ülkeydi.  

Sadece emredilenlerle hareket eden ve verilen rolleri emir telaki eden, o teslimiyetçi Türkiye ve yönetim kadroları aranıyor. 

Ancak o günler geride kaldı. 

Şimdi, geleceğini belirleme adına bağımsız kararlar alabilen, rol alan değil, oyun kurmaya namzet yeni bir vizyon ve misyon sahibi olma yolunda tüm engellemelere rağmen ilerlemeye çalışan bir Türkiye var. 

Batılı emperyalist güç odakları, milletler camiasında yeni Türkiye’nin varlık göstermesini engellemek için her yola başvuruyor. 

Hedefleri, bahaneler üzerinde başlattıkları siyasi ve ekonomik baskılarla Türkiye’yi kendi yörüngelerine almak. 

Diğer bir ifadeyle, bu güç odakları, baskılar, korkular, şantajlar ve tehditlerle, Türkiye’ye diz çöktürüp teslim olmaya mecbur etmek istiyorlar.

Asıl ve gizli hedef,  bahaneler üzerinde Türkiye’yi baskı altına almak suretiyle milli hedeflerinden vazgeçirmek.

Uydusu bazı batılı ülkeleri de yanına alan ABD, her alanda Türkiye’nin milli çıkarlarına engel teşkil edecek girişimlerinin devam niteliğinde Doğu Akdeniz’deki haklarımız ve S-400 savarlar konusunda eşkıyavari bir tavırla Türkiye’nin üzerine gelmektedir.

Kısa adı CAATSA olan, ABD’nin Düşmanlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası, Rusya’dan silah alan ülkelere yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor.

S-400’lerden vazgeçilmemesi halinde, F-35’lerin alımı ve üretimine katılımının askıya alınması ile CAATSA nedeniyle yaptırımlar uygulanmaya başlanacağı tehditleriyle Türkiye geri adıma zorladıkça zorluyor.

GEREKÇELER İŞİN BAHANESİ

ABD, NATO sistemleriyle uyumlu olmadığı gerekçesiyle Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi almasına karşı çıktığını ileri sürmesi, asla inandırıcı değildir.

Çünkü S-400 savunma sistemi, NATO’ya yönelik bir tehdit değil, konuşlandırılan ülkelerin savunmasında tehditlere karşı bir kalkandır.

Ayrıca, S-400 füze savunma sistemini kullanacak ilk NATO ülkesi Türkiye olsa da; Romanya, Bulgaristan, Yunanistan ve Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkeler,  Rus yapımı S-200 ve S-300 gibi füze savunma sistemlerini elinde bulunduruyor. 

Diğer NATO üyesi ülkeler alınca uyumsuzluk olmuyor, Türkiye, alınca uyumsuzluk oluyor iddiası hiç mi hiç doğru ve inandırıcı bir iddia değildir. 

Türkiye’nin savunma sistemini güçlendirmesinin NATO açısından kaygı duyulacak bir konu olmamalı, aksine sevindirici bir gelişme olarak kabul edilmeli. 

Kısacası, ifade edilen gerekçeler işin bahanesidir.

TESLİM OLMAYA MECBUR ETMEK

Türkiye tarihinde ilk defa kendi asli çıkarlarını gözeterek, Batılı emperyalist devletlere rağmen bir girişimi başarmıştır.

Türkiye bu konuda taviz verir, geri adım atar ise itibarını sarsmış olacak ve Rusya ile o zor süreçte kurulan çok yönlü ilişkiler yıkılmaya başlayacaktır.

…Ve yine,  S-400’ler Hava Savunma Sistemimizin güçlendirilmesi için acil ihtiyacımız olduğu gerçeği unutulmamalı. 

Türkiye, baskılara boyun eğmemeli ve direnişini sürdürmeli. 

Türkiye-ABD arasındaki aşılamayan sorunların başında gelen, Suriye’de güvenli Bölgesi, S-400’ler ile Doğu Akdeniz enerji kaynaklarında Türkiye’nin hakları, gibi iki ülkeyi ilgilendiren önemlikonuları görüşülmek üzere Başkan Erdoğan ile ABD Başkanı Trump, mutabık kalınması önemli ve umut verici bir gelişmedir. 

28-29 Haziran’da Japonya’daki G20 zirvesi sırasında gerçekleşecek olan görüşmede ABD ile ortak bir çalışma grubu kurulması için Başkan Erdoğan, Trump’a; “Karşılıklı çıkarlar ve eşit şartlar çerçevesinde çözüm için EVET, tek taraflı kararlara ise HAYIR” teklifini tekrar önermiş olacak.

Bu buluşma ve görüşmeden çıkacak kararlar çok önemli.

Anlaşılan o ki; Haziran ayı çok şeye gebe.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı