• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
10 Ağustos 2019

Türk - ABD ilişkileri yeni bir türbülansa mı giriyor?

Türkiye, Suriye’de “güvenli bölge” oluşturulması fikrini 2012’den beri gündeme getiriyor. 

Ancak, “güvenli bölge” konusunda Türkiye ile ABD’nin beklentileri ve hedefleri çok farklı. 

Bu nedenle uzun görüşmelere rağmen uzlaşmaya varılamadı.

ABD, sürekli oyalayan bir politik tavır içinde ve zaman kazanmak için her görüşmede Türkiye’nin itiraz edeceği farklı proje ve modelleri kasten öneriyor.  

Türkiye ise kararlılığından taviz vermedi ve son hamlesiyle ABD’yi sonuç odaklı bir kararla karşı karşıya bıraktı.

Başkan Erdoğan, İttifaklık, müttefiklik, diyerek bizi oyaladıklarını sananlara son sözümüz şudur. Sınırlarımız dışında beslenen, eğitilen ve üzerimize salınan tüm terör unsurlarını yok etme adına kamplarını yerle bir edeceğiz.  Bu terörle mücadeleden doğan bizim en tabii hakkımızdır. Egemenlik haklarımız ve güvenliğimize yönelik tehditleri bertaraf etmek için birilerinden izin almak zorunda da değiliz” diyerek rest çekmesi kısa zamanda etkisini gösterdi ve ABD farklı bir yaklaşımla görüşme masasına oturdu.

İki ülke heyetleri arasındaki görüşmeler sonunda ise Suriye’nin “güvenli bölge” konusunda ABD’yle mutabakata varıldığını ve ortak harekât merkezinin kurulmasıyla, güvenli bölge oluşturulması sürecinin başlayacağı açıklandı.

Ancak, mutabakatın içeriği konusunda ayrıntılı açıklama yapılmaması ciddi endişelere sebep oldu.

Açıklamalarda muğlaklıklar var.

ABD’nin itiraz ettiği, Türkiye’nin ise ısrarla üzerinde durduğu ve şimdiye kadar uzlaşmanın önünde engel olan ‘güvenli bölge’nin derinliği, bölgenin kim tarafından kontrol edileceği ile YPG ile SDG adı altında bölgede bulunan PKK terör örgütünün bölgeden tamamen temizlenmesi konuları nasıl aşıldı?

Ayrıca, varılan mutabakata göre Fırat ırmağının doğusuna yönelik operasyonlar iptal mı edildi, ertelendi mi?

ABD, Suriye ve bölgede silahlandırıp eğittiği terör örgütleriyle devam etmekten vaz mı geçti?

Kısacası; mutabakat görüşmelerinde yapılan pazarlıklarda neler verildi, neler alındı?

Soruların cevaplarını kamuoyu merak etmektedir.

Nasıl bir anlaşmaya varıldığı ve varılan mutabakatın detayları hakkında ayrıntılı bilgi verilmemesi hem düşündürücü hem de endişelendiricidir.

ENDİŞELER GİDERİLMELİ

Felaket tellallığı yapanlardan değilim. 

İtidalli bir iyimserlik için bazı konu başlıklarının açıklanması gerektiğini düşünüyorum.

Belirtmek isterim ki, yukarıda sıraladığım soruların cevaplanmasını bekleyen sadece ben değilim. Çeşitli halk katmanlarında bir beklenti var. 

Güvenliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü ilgilendiren konularda ABD ile bir mutabakata varılması, “Müşterek Harekât Merkezi”nin kurularak ‘Terör koridoru’ yerine bir bölgede “barış koridoru”nun oluşturulması hiç şüphesiz çok önemli ve anlamlı olur.

Bundan rahatsızlık değil mutluluk duyarız.

Ancak, korkulan ve endişe edilen bazı ayrıntılar var.

Elbette kamuoyunun her detaydan haberdar edilmesi gerekmez. 

Konunun önemli ve hassas oluşu nedeniyle gizli kalması gereken kısımları olmalı ve de olacaktır.

Ancak, kamuoyunun endişelerini giderme adına Dışişlerimiz tarafından mutabakatın muğlak kalan noktaları hakkında bir açıklama yapılmalıdır.

Çünkü ciddi endişeler var. 

Şöyle ki;

ABD, şimdiye kadar verdiği hiçbir sözü yerine getirmemiştir.

Münbiç konusunda da benzer mutabakata varılmış ancak, o varılan mutabakatın gereği yerine getirilmemiştir. 

ABD, hedefine ulaşmak için zaman kazanma adına çok boyutlu, kökleri derinlerde olan eski oyunlarını devreye sokar.

…Ve yine ABD, yaptığı her anlaşma ve vardığı mutabakatın kriterlerini ve kurallarını kendi belirler.  

Bazen kendi çıkarları yönünde bu anlaşmalar ve mutabakatların kriterleri ve kurallarını da değiştirdiğine şahit olduk.

Bu gerçeklerden hareketle, ABD ile varılan mutabakatın Münbiç benzeri bir entrikayla sekteye uğramasından endişe ediliyor.

Kısacası, Türk milletinin ABD yönetimine güveni kalmamıştır. 

ABD ile aramızda ‘Stratejik ortaklık, dostluk ve müttefiklik’ adına oluşturulmaya çalışılan hukuktan eser kalmamıştır.

Buna sebep olan ise ABD yönetiminin yanlış politikalarıdır.

Bu nedenle bir açıklama zarureti söz konusudur.

BU BÖYLE DEVAM EDEMEZ, ETMEMELİ

Türk dış politikası, kavga değil barışı, çatışma değil, birlikte çalışmayı temel esas kabul etmiştir.

Amerika ile ilişkilerde, bu temel ilkeler üzerinden hareket edilmiş ve halen de edilmektedir.

Ancak aynı cümleleri ABD dış politikası için kurmak mümkün değildir.

Elbette bu böyle devam etmemeli ve edemez.

Her iki ülke için doğru olana yönelmeli. 

Eskiyi bir kenara bırakmalı ve gelecek adına ileriye bakmalı. 

Diğer bir ifadeyle; eskinin kalıplaşmış tehdit, şantaj ve entrikacı yaklaşımlar yerine, karşılıklı çıkarlar yönünde yeni ilişkiler başlatılmalı.

Amma, her şeyden önce karşılıklı güven bunalımı aşılmalı.

Bu şart. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Eyup

Koskoca bir yazar olarak Türkiye'nin ve Amerika'nın çıkarlarının çok farklı olduğunu ve birbiriyle çatıştıgini ve asla bir uzlaşma olmaması gerektiğini amerika neresi suriye neresi diyerek vatandaşı bilgilendirip yine oyalama taktiklerine devam edildiğini yani bu uzlaşmanın fasa fiso olduğunu niçin yazmayıp vatandaşa ve hükümete yol gostermiyorsun kardeşim?
  • Yanıtla

Yorumcu

Bu saatten sonra Abd ne istese bu hükümet vermek zorundadır.Bunu da halkın bilmemesi için sadece Abd ile anlaşıldı diyip geçerler.Akp hükümetinin artık kendi siyasi geleceğini düşünmekten başka yapacağı birşey yoktur.Bunu da yaşayıp göreceğiz.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23