--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Solingen faciasının hatırlattıkları

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
2

Bundan tam 27 yıl önceydi. 

Almanya’nın Solingen kentinde ırkçı sadist ruhluların saldırısı sonucu 5 Türk vatandaşı yanarak hayatını kaybetmişti.

Almanya’nın yakın tarihinde kara bir gün olarak yer alan bu facia 29 Mayıs 1993’de aşırı sağcı dört Alman genci tarafından gerçekleştirilmişti.

Kundaklanan evde yanarak yaşamlarını yitiren 5 Türk vatandaşı için düzenlenen anma töreninde o büyük acı yeniden hem hatırlandı hem de yaşandı.

Anma etkinliğinde Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi ve yapılan konuşmalarda Almanya başta olmak üzere Avrupa’yı teslim alan Irkçılık ve yapancı düşmanlığı kınandı.

Irkçı örgütler için yabancılar içinde Türkler ve çeşitli milliyetlere mensup Müslümanlar öncelikli hedeftir.

Şimdiye kadar yabancılara yönelik saldırılarda bu gerçek açık ve net bir şekilde görülmüştür.

Diğer bir gerçek ise saldırıların önlenememesi ve halen devam ediyor olmasıdır.

Örneğin:

Türk ve Müslüman topluluklara yönelik olarak ‘Solingen Faciası’ öncesi var olan ırkçı saldırılar, sonrasında da maalesef hız geçmedi.

Irkçı saldırıların sebep olduğu ölüm ve yaralama olayları devam etti, ediyor.

ALMANYA’DA IRKCI SALDIRILAR BİTMEDİ, BİTMİYOR

19 Şubat 2020 akşamı Almanya’nın Hanau kentinden gelen haber, uzun zamandır gizlenen acı bir gerçeği herkesin yüzüne vurdu: Aşırı sağcı terör kendini yeniden göstererek Almanya’da 11 can almıştı.

Almanya’nın geçmişini bilmeyenlere bu olaylar yeni gelebilir, ancak bu olaylar tarihi bağlamında ele alındığında aşırı sağcı saldırıların yeni olmadığı ve yakın tarih Almanya’sında pek çok benzer olayın yaşandığı görülür. 

Almanya’daki resmi kayıtlardan Türk ve Müslümanlara yönelik saldırıların 1969 sonrası artarak devam ettiğini gösteriyor.

Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinden sonra yaşanan bu ‘aşırı sağcı terör’ olaylarına baktığımızda, 1991 yılında mültecilere ve yabancı işçilere yapılan ırkçı saldırıların olduğu Hoyerswerda’ki olaylardan sonra1992 yılında yaşanan Rostock-Lichtenhagen’de mültecilere saldırı olaylarını hatırlamakta yarar var.

Irkçı saldırıların arasında, 23 Kasım 1992’de Almanya’nın Mölln kentinde ırkçılar tarafından kundaklanan evlerinde Yeliz Arslan, Bahide Arslan ve Ayşe Yılmaz ve 1993 yılında Solingen kentlerindeki faciada Gülsün İnce (28), Hatice Genç (18), Hülya Genç (9), Saime Genç (5) ve Gülistan Öztürk (12) adlı Türk vatandaşları yanarak yaşamlarını kaybetmişti.

Camilere ve Müslümanlara aşırı sağcı ve ırkçı motifli saldırılar hiç bitirdiği gibi yükselişine de engel olunmadı veya olunamadı.

Bu saldırılarda kaybedilen hayatlar ve yaralananlar için yapılan anma merasimlerindeki konuşmalarda; çeşitli hükümet temsilcileri ve siyasiler, ırkçılığın bitirileceği sözü vermiş olmalarına rağmen geçen zaman içinde saldırılar azalacağı yerde artarak devam etti, ediyor.

Bu vahim durum gerçekten düşündürücüdür.

Yapılan saldırılar ne ilkti, ne de son oldu. 

Çünkü bu faşist ruh Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa’da hâlâ diri.

Irkçı akımlar bazı siyasiler, istihbarat ile polis teşkilatı başta olmak üzere devlet kurumları içinden de destek bulmaktadır.

Bu gerçek yakalanan Nazi elemanlarının ifadelerinden anlaşılmaktadır.

IRKÇI AKIMLARIN SİYASİ YÜKSELİŞİ

Almanya İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok ciddi reformlar gerçekleştirerek bir hukuk devleti olma yolunda önemli mesafeler almış olsa da ırkçılık Almanya’nın gündeminden hiç eksik olmadı.

Aşırı sağcı siyasi yapılanma ile bilinen ırkçılık, Almanya’dan sonra tüm Avrupa’nın en büyük sorunu olmaya devam ediyor.

Maalesef bugün ırkçılık Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde yükselişi engellenemeyen bir siyasi akım haline gelmiştir.

Yerel yönetimlerde, Federal Meclis ve Avrupa Parlamentosunda önemli siyasi kazanımlar elde edecek düzeyde güç kazanmıştır.

Bazı Avrupa ülkelerin yerel yönetimlerinde, eyalet ve federal hükümetlerin ortaklarıdır.

Aşırı sağcı ırkçı akımların en büyük sermayesi Türk ve İslam düşmanlığıdır.

Bu durum, Almanya ve AB üyesi ülkelerin demokratik hukuk devleti görüntüsüne gölge düşürmektedir.

Türk ve Müslümanlara karşı saldırı tehlikesinin hâlâ devam ettiğini belirten Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, ırkçılık Almanya ve Avrupa’nın en ciddi tehlikesi olduğunu hatırlattığı konferansta Şansölye Angela Merkel ise “Irkçılık, Alman toplumunda mevcut olan bir zehir” şeklindeki açıklaması öneli ve de düşündürücüdür.

Almanya ve AB üyesi ülkeler bu beladan kurtulmak için devletler düzeyinde ortak bir kararlılık ve ilave tedbirlerin yanında çareler üretecek reformları vakit geciktirmeden gerçekleştirmelidir.

Aksi halde bazı ihmaller Almanya ve Avrupa gelecekte ağır bedeller ödemeye mecbur kalır.

 

Yorumlar

(2)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nusret GEZİK

6 Haziran 2020 10:24

Harika bir analiz ve tespit. Tebrikler

amerika yangın yerine döndü(mü, aaa, haberimiz yok?)

3 Haziran 2020 01:57

Zenci bir amerikan vatandaşının haksız yere öldürülmesi üzerine 'amerika yangın yerine döndü' haberleri yapan güzide Türk basınının, Amerikayı Sultanahmet ile Laleli arası bir kadar bir yer olarak düşündüğünü sanıyorum. Çoğu Amerikalının bu olaydan haberi bile yok. Ve Amerika sakin , fazla dert etmesinler; bu ara sokağa fazla çıkıp grip nezle kapmamaya baksınlar.

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle