• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
24 Ekim 2019

Sahadaki başarı iki mutabakatla masada taçlandırıldı

Türkiye, Suriye’nin kuzey bölgesindeki terör unsurlarına karşı meşru müdafaa hakkını kullanarak başlattığı “Barış Pınarı Harekâtı” ile Suriye’de dengeleri ciddi anlamda sarstı.

Operasyonla birlikte Suriye’de sahada ve masada çok önemli hareketlilik yaşandı, yaşanıyor.  

ABD ile Ankara’da varılan mutabakattan sonra bölgenin en güçlü aktörleri Türkiye ve Rusya Devlet Başkanları Erdoğan ve Putin, Soçi’de bir araya geldi. 

Ankara ve Soçi’de süren uzun görüşmelerden neticesinde ABD’den sonra Rusya tarafından da Türkiye’nin tezleri kabul gördü.

Türkiye sahada ve masada diplomasi, siyasi ve askeri alanlardaki mükemmel taktiksel mücadelelerle YPG/SDG isimleri altında PKK’nın omurgasını oluşturduğu o yapı bertaraf edildi ve bundan sonra Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru kurulamayacağı kesinleşmiş oldu.

Tüm terör unsurlar sınırımızdan 32 kilometre uzaklaştırılmış olduğu; ABD ile 13, Rusya ile 10 maddeden oluşan çok iki mutabakatın imzalanmasıyla Türkiye’nin Suriye’deki mevcudiyeti resmen tescillenmiş oldu.

Böylece Türkiye, operasyonlara gerek kalmadan hedeflerinin önemli bir kısmını elde etmiş oldu.

Gelinen noktada Türkiye bölgede devre dışı bir devlet olmadığı gerçeği ortaya çıkmış oldu. 

AB DEVRE DIŞI KALDI

Avrupa Birliği (AB), Suriye’deki aktif değişime ortak olmak için çeşitli yollara başvurdu. 

Fransa’nın YPG’nin 32 kilometre dışına çıkması konusunda tanınan 120 saatlik sürenin uzatılması önerisi  ciddiye almadı. 

Almanya’nın Suriye’nin kuzeyinde “Türkiye ve Rusya’nın da dahil edildiği” uluslararası bir ‘güvenli bölge’ oluşturulmasını talebi de karşılık bulmadı

Mutabakatların imzalanmasıyla Avrupa Birliği ve Arap Birliği’nin “TSK’nın, Suriye’deki varlığı işgaldir” iddiaları geçersiz kalmıştır.

Kısacası, her fırsatta Türkiye aleyhinde beyanlarda bulunup ekonomik yaptırımlarla tehditler savuran Avrupa Birliği resmen devre dışı bırakıldı. 

SOÇİ’DE GÖRÜŞMELER DEVAM EDERKEN

Türkiye ile ABD arasında varılan 13 maddelik  mutabakatın şartlarından biri olan 120 saat içinde terör unsurlarının 32 kilometre dışına çıkmasıydı.

Soçi’de görüşmeler devam ederken, Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan başkanlığındaki heyetimiz ile Ankara arasındaki haberleşme ağı sürekli aktif kaldı. 

Çünkü gelecek bilgiler aynı zamanda Soçi görüşmeleriyle bağlantılıydı. 

Bu nedenle sahadaki gözlemci ekiplerinden terörist unsurların bölgeden çekilip çekilmedikleri konusundaki gelen bilgiler anında Soçi’deki heyetimizle paylaşıldı.

Nitekim iki liderin ortak basın toplantısının gecikmesi, çetin geçen pazarlıkların yanında bir yandan da sahadan gelecek bilgiler beklenmesinden kaynaklandı.

Kısacası, ABD ile varılan anlaşmanın uygulanması için tanınan 120 saatlik sürenin dolması beklenirken gerçekleşen Soçi zirvesi nihayet tamamlandı.

10 maddelik mutabakat Ankara’da ABD ile imzalanan 13 maddelik mutabakatın bir benzeri olması dikkati çekti.

Ayrıca, Washington-Ankara anlaşması muhafaza edilecek olması önemlidir.

İki mutabakat askeri, diplomatik ve siyasi konuları içeren tarihi bir zaferdir.

Bu zafer, hiç şüphesiz sahada şanlı drdumuzun, masada ise Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan’ın ve onun yönettiği hükümetimizindir.

Tüm siyasilerimiz milli bir refleksle bu büyük başarılarından dolayı şanlı ordumuzu, Cumhurbaşkanımız Sn. R. Tayyip Erdoğan ve hükümetimizi takdir ve tebrik etmelidir. 

Siyasi ahlak ve milli duruşun gereği budur. 

KORKULAN OLMADI

Hem aktör ülkelerin hem de dünyanın gözü kulağı Soçi’deydi.  

Çünkü, masada ve sahadaki aktörler, Soçi zirvesinden çıkacak sonuçlara göre yeni bir pozisyon belirleyip vaziyet alacaklar.

Bu tarihi zirvede beklenildiği gibi Erdoğan ve Putin öncelikli olarak operasyonla gelinen nokta ve   Menbiç ile Ayn-el Arap (PKK’nin Kobani olarak adını değiştirdiği şehir) ile Kamışlı’nın geleceğini görüştü.

Bu üç bölgeyle alakalı çok ciddi endişeler vardı ve bu üç şehir üzerinde anlaşmaya varılamazsa Türkiye, Rusya ile karşı karşıya gelebileceği ihtimalinden söz ediliyordu.

Çünkü; Menbiç, Ayn-el Arap ile Kamışlı, Türkiye’nin hedeflediği ve ABD’nin de Ankara’da imzalanan 13 maddelik mutabakatta kabul ettiği ‘Güvenli Bölge’nin içinde yer almaktadır. 

Rusya’nın arabuluculuğunda 13 Ekim’de YPG ve SDG ile Şam rejimi arasında varılan anlaşma gereği Suriye ordusu, Türkiye’nin harekât alanı olarak deklare ettiği (ABD’nin boşalttığı) Menbiç ve Ayn-el Arap şehirlerine girmiş ve halen de orada bulunmaktadır.

Ancak, ABD’den sonra Rusya ile de sorun aşılmış ve dünya derin bir nefes almış oldu.

Siyasi ve diplomatik çevreler ile dünya basınının “Fırat’tan Dicle’ye kadar TSK’nın kontrolünde bir güvenli bölge tasavvuru var. Rus ve Suriye ordusu destekli terör örgütleri bölgeye intikal etmişken bu nasıl olacak. Menbiç, Ayn-el Arap ve Kamışlı boşaltılacak mı?” şeklindeki sorusu, Soçi görüşmelerinde imzalanan mutabakatta cevabını bulmuş oldu.

İmzalanan mutabakatla, belirsizlikler giderilmiş oldu ve operasyonun devam etmesine ihtiyaç kalmamış olması çok önemli.

Bir kere daha bu bölgede Türkiye’ye rağmen hiçbir plan ve oyun başarılı olamayacağı gerçeği görülmüştür.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ömer

Verilen sözler tutulursa ki ne Amerika’ya ne Rusya’ya hatta İran’a güvenilmez Türkiye amacına ulaşmaştır . Bu kolay değil yedi düvele karşı mücadele edilmiştir sonuç Türkiye’nin lehine olacak terör gündemden çıkacaktır inşallah . Birde meclisteki teröristler kovulursa iyi olur ahkaksuzca konuşuyorlar fırsat verilmemeli.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23