• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
16 Mart 2019

Müslümanlara yönelik toplu katliamın failleri ve suç ortakları

Gün yok ki, İslam ve Müslümanlara saldırı olmasın. 

Müslümanlara yönelik Avrupa’da yaşanan saldırılar, bu sefer dünyanın diğer bir köşesi kabul edilen Yeni Zelanda’da gerçekleştirildi.     

Yeni Zelanda’nın doğusunda yer alan Christchurch kentindeki Al Noor ve Linwood camilerine Cuma namazı sırasında eşzamanlı ve profesyonel bir organize sonucu Müslümanlara yönelik bir ‘toplu katliam’ gerçekleştirildi.

Yazımı hazırlarken, camilerden birinde 30, diğerinde ise 10 kişinin öldüğü belirtilmişti. Ancak ilerleyen zaman içinde sayı 49 olarak açıklandı. 20’si ağır 49 yaralı olduğu için katledilenlerin sayısında artış olacağı tahmin ediliyor. 

Saldırıların ardından 5 eylemcinin gözaltına alındığı açıklandı. 

Araçlarında çok sayıda otomatik silah ve el bombası bulundu. 

Savaşa gider gibi hazırlıklı olan bu sadist ruhlu caniler, Cuma namazı için camide bulunan Müslümanlara yönelik toplu katliamlarını ayrıca sosyal medya üzerinden canlı yayın yaparak dünyaya duyurdular. 

Şu gerçeğin altını çizerek ifade etmek isterim ki, Müslümanlara yönelik bu saldırılar ne ilktir, ne de son olacaktır.

İSTANBUL’U DA KÜSTAHCA 

TEHDİT ETTİ

Sosyal medya üzerinden bu vahşeti canlı yayınla dünyaya duyurup, çok çarpıcı ve eylemlerin son olmayacağı mesajları verildi.

Saldırganın 70 sayfalık bir manifesto yayınlandığı ortaya çıktı. Bu manifestoda Türklerle ilgili bir kısım da yer alıyor ve burada;

“Topraklarınızda barış içinde yaşayabilirsiniz, size zarar gelmeyecek. Boğaz’ın Doğu yakasında... Ama Boğaz’ın Batı yakasında herhangi bir yerde yaşamayı dener, Avrupa’ya gelirseniz sizi öldüreceğiz ve hamamböceği gibi topraklarımızdan atacağız.

Konstantinopolis’e (İstanbul’a) gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya, minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak” ifadeleri yer alıyor.

Müslümanlara yönelik saldırı ve toplu katliamlar, emperyalist ülkelerin, sömürgeci politikalarını sürdürebilme adına İslam’ı çağ dışı, Müslümanları ise potansiyel suçlu gösterme politikalarının bir parçası olduğu gerçeği bu mesajlardan da açık bir şekilde görülmektedir.

İSLAM KARŞITLIĞI, 

FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜ OLAMAZ

Avrupa’da İslam ve Müslümanlara karşı devam eden saldırıların toplu katliama dönüşmesi ise an meselesidir. 

Çünkü, Avrupa’nın kendine ait olduğunu iddia ettiği demokratik değerler, insan hakları bağlamında eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştığı ve ırkçı, faşist akımların her geçen gün güçlendiğine şahit oluyoruz.

Avrupalı istihbarat servisleri ve ırkçı akımlar ile sivil toplum kuruluşu adı altında İslam karşıtlığı karalama kampanyaları üzerinden hem bir algı oluşturuluyor, hem de bir örgütlenme söz konusudur.   

Nitekim, eylemcilerin başı, İskoç bir aileden gelen ve Avustralya’da doğan 28 yaşındaki Brenton Tarrant isimli kişidir. Yani Avrupa kökenli bir kişidir.

EYLEMCİLER KADAR EYLEMLERİ 

YÖNLENDİRENLER DE SUÇLUDUR

Avrupalı siyasiler gibi ABD başkanı Trump da İslam ve Müslümanlara karşı tavır almakta, kışkırtıcı dil kullanmaktadır. 

Ayrıca, Avrupa ve ABD basınında yapılan haber ve yorumlarla İslam ve Müslümanlar hedef gösterilmektedir. 

İslam ve Müslümanlar, ‘İslamofobi üzerinden suçlanmakta ve karalanmaktadır. 

İslamofobi; Müslümanlara ve İslam dinine karşı sürdürüle gelen ön yargı ve ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Müslümanlara karşı duyulan irrasyonel nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir.

İşte o kin ve nefret üzerinden sürdürülen propagandalarla İslam ve Müslüman karşıtı eylemcilerin yetişmesi, hazırlanması ve eyleme geçmelerine destek verilmiş oluyor.

Müslümanlara yönelik eylemler irdelendiğinde, yanlış bilgilendirme ve özel hazırlanan karalama kampanyaların (İslamofobi) etkili olduğu görülmektedir.

Müslümanlara yönelik saldırı ve toplu katliamların baş sorumlusu eylemi gerçekleştiren sadist ruhlu caniler kadar, bu canileri kışkırtan, destekleyen, yöneten ve yönlendirenler de aynı derecede suçlu ve sorumludur.

Emperyalist güç odakları, İslam dünyasına yönelik sömürü politikalarını devam ettirebilme adına saldırı ve işgallerini sürdürürken, diğer yandan İslam topluluklarına yönelik saldırı ve toplu katliamlara destek verilmesi utanç vericidir. 

ABD ve Avrupa ülkeleri terör örgütlerine sağladıkları desteği kesmeli ve İslam karşıtı karalama kampanyalarını yasaklamalıdırlar. 

Aksi halde daha üzücü olayların müsebbibi olarak ‘insanlığa karşı suç işlemek’ten dolayı lanetleneceklerdir. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23