• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
03 Temmuz 2019

Moskova’dan ‘G-20 zirvesi’ üzerine bir değerlendirme

İşadamı dostum Yahya Tüfekçi’nin davetlisi olarak Gelişim Üniversitesinde ‘Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler’ öğrencisi olan kızım Meryem’le 6 gündür Moskova’dayım.

Türkiye ve dünya gündemini buradan takip etmeye çalışıyorum.

Moskova’da tanıştığım bazı gazeteci, siyasiler ve akademisyelerle Türkiye ile Rusya ilişkilerinin dünü bugünü ve geleceğini, ayrıca ABD’nin başlattığı ticaret savaşları, Doğu Akdeniz’de devam eden pazarlıklar ve enerji kaynaklarının paylaşımı ve S-400’ler üzerinden devam eden tartışmalar ile Ortadoğu bağlamında Suriye ve Filistin konularını konuşma fırsatı buldum.

Ancak G-20 zirvesi, tartışmalarımızın önemli konularından biri oldu.

Rusya tv kanallarında G-20 zirvesiyle alakalı yorumların özetini Moskova’da eğitimini tamamlamış ve çok iyi Rusça bilen ve de uzun zamandır Rusya’da yaşayan Türk akademisyen ve öğrenciler ile işadamlarımızdan almış oldum.

Moskova’dan bakınca Türk dış politikası ve uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin girişimleri nasıl görülüyor?, Politik hamlelerimiz nasıl değerlendiriliyor? sorularına cevap aradım.

Hiç şüphesiz bu yorumları da Rusların en çok ilgilendikleri alanların başında, ABD’nin Türkiye ve Rusya’ya yakınlaşması ve S-400 füzeleri tartışmaları oldu.

Yorum ve tartışmalarda Rus akademisyen ve siyasiler ile dış politika uzmanları, Başkan Erdoğan’ın ABD’nin tüm tehditlerine rağmen geri adım atmaması, tutarlı, açık ve şeffaf bir dış politika sürdürerek, ilkeli bir duruş sergilediğine dikkat çekiyor.

Putin ile Erdoğan’ın özel dostluğu iki ülkenin yakınlaşması ve birçok alanda güçlenerek gelişmesinde önemli büyük payı olduğu belirtiliyor.

TÜRKİYE ÖNEMLİ MEVZİLER 

ELDE ETTİ

Başkan Erdoğan’ın dik duruşu ve ilkeli tavrıyla G-20 zirvesinde önemli mevziler kazandığı bugün sadece Rus basınında değil, aynı zamanda ABD ve Avrupa basınında da geniş yer aldı.

Bizim muhalefet cephesinin, “geri adım atılmamasındaki ısrar, bize birçok konuda çok şey kaybettirecek”iddiasının karşılığı olmadığı görüldü.

ABD bu konuyu savaş sebebi saymadı. İlişkiler kopmadı ve diplomatik ve siyasi kanalların kapıları açıktır ve görüşmeler devam ediyor.

“S-400 füzeleri konusunda ısrar ve inat, hayatımızı durduracak yaptırımlara sebep olacak” açıklamaları, korkunun sebep olduğu bir öngörü politikasının eksikliğinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Bütün bunlar CHP ve İYİ Parti’nin ülkeyi yönetme vizyon ve misyonuna sahip olmadığını gösteriyor.

Yani muhalefetin beklentisi gibi Japonya’daki G-20 zirvesinden kötü bir haber gelmedi.

Hatta, olumlu kabul edilebilecek bazı mesajlar verildi. Ne geri adım atıldı ne de erteleme söz konusudur.

10 gün içinde S-400’lerin ülkemize teslimi gerçekleşecek. Şunu önemle ifade etmek isterim ki; demokratik ülkelerde iktidarlar kadar muhalefet cephesi de ülke yönetiminden sorumludur.

Muhalefet iktidarın her yaptığına karşı çıkmak demek değildir. İlkeli ve yapıcı muhalefet aynı zamanda alternatifler üreterek hükümeti çalıştırır.

Maalesef bugün Türkiye’de vizyoner bir perspektiften olayları değerlendiren ve hükümeti yönlendiren güçlü bir muhalefet yoktur.

Bu ülkemiz adına olumsuz ve de üzücü bir gelişmedir. Bu durum, Türk siyaseti için de büyük bir eksikliktir.

VERİLEN SÖZLER TUTULURSA 

BİR ANLAM İFADE EDER

G-20 zirvesinde, Erdoğan-Trump görüşmesi olumlu geçmesi, siyasi ortamın yumuşaması ve piyasaların rahatlamasını sağladı.

Ayrıca, Ankara’yı olduğu kadar Moskova’yı da rahatlatmış oldu.

ABD Başkanı Trump’ın “Erdoğan haklı. Biz parasıyla füze satmadığımız için o da gitti başka yerden aldı. Şimdi buna biz itiraz ediyoruz. Bu hiç adil bir durum değil” şeklindeki açıklaması başımızda dolaşan kara bulutların dağılmasını sağladı.

Aslında bu açıklamaları Türk muhalefeti yapmalıydı ve milli konularda hükümeti yalnız bırakmamalıydı. Onların yapamadığını ABD Başkanı Trump yapmış oldu.

Başkan Donald Trump’ın bu açıklamaları ve devamında Türkiye’yi rahatlatan beyanları en azından yaptırımlardan söz etmemesi ve bir haksızlığı dile getirmesi, 30 milyar dolar olan ticaret hacminin 75 milyar dolara çıkarılması gibi açıklamalar elbette çok önemli.

Ancak, bu açıklamalar ve verilen sözlerin inandırıcı olabilmesi için somut bazı girişimler gerekli.Çünkü daha önce verilip de tutulmayan sözler var, hatta tam aksi tavırlar alındığına şahit olduk. Devlet adamlığı ciddiyet ister.

Ve yine, verilen sözler yerine getirildiğinde bir anlam ifade eder, gerçeğini burada hatırlatmak isterim. Kısacası; Türkiye – ABD ilişkilerinin bundan sonra daha iyi bir yola gireceğinin sinyali verilmiş oldu.

Türkiye’nin tezi olan “Oluşturulacak olan ortak mekanizmalarla sorunlara çözüm üretilmesine çalışılması” kabul edilmiş olması ayrıca önemli ve bir o kadar da anlamlı bir siyasi gelişmedir. Bütün bu sonuçlar değerlendirildiğinde gelecek adına olumlu ve yapıcı kabul edilecek görüşmelerle önemli mevziler kazanılmış oldu denebilir. En azından korkulan olumsuz bir gelişmenin olmaması bile önemli bir başarıdır.

MOSKOVA NOTLARI

Yakın zamanda nasip olursa Moskova ve St. Petersburg ziyaretlerimi tamamlayarak İstanbul’a döneceğim.

Önemle ifade etmek isterim ki:

1990 yılında geldiğimden çok daha gelişmiş ve hızla modernleşen bir Moskova buldum.

Ülkem ve milletim adına olumlu şeyler ve ayrıca Başkan Erdoğan’a hayranlık derecesinde övgüler duymanın haklı gururunu yaşadım.

Döndüğümde bu gezilerimde edindiğim intibalarımı ziyaret ve temaslarımın bir özetini okurlarımla paylaşacağım...

Moskova’dan selamlar. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23