• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
05 Ağustos 2020

Libya gerilimi savaşa dönüşür mü?

Türkiye ile Mısır arasında sekiz aydır artarak devam eden gerilim “Restleşmeye veya savaşa dönüşür mü?”, “Libya, Türkiye-Mısır savaşına mı sahne olacak?” sorularını akla getiriyor.

Dünya başkentlerinde, siyasiler, askeri yetkililer, diplomatlar ve stratejistlerden oluşan uzmanlar, “Eğer, arabulucular devreye girmez ve bir orta yol bulunamaz ise bir savaş çıkması kuvvetle muhtemeldir” görüşünde hemfikirler.

Anlaşılan o ki, iş gerçekten çok ciddi. Uluslararası toplum önce gelişmeleri hukuki zeminde ele almalı ve harekete geçmeli.

Konuya açıklık getirme adına kısa bir hatırlatmaya ihtiyaç var.

Şöyle ki:

Türkiye, 27 Kasım 2019 tarihinde Libya’nın başkenti Trablus’taki Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile‘Askeri ve Güvenlik İşbirliği Anlaşması’ ve ‘Deniz Yetki Alanları Sınırlandırması Mutabakat Muhtırası’ndan oluşan iki önemli anlaşma imzalamıştır. 

Diğer yandan Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM-GK) tarafından resmen tanınan Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin Libya Milli Meclisi’nin de onayladığı davete icabet ederek Beynelmilel Hukuk çerçevesinde Libya’ya müdahale etmiştir.

Türkiye’nin bu meşru girişimleri Libya üzerinde çıkar hesapları olan, Fransa, Rusya ve Yunanistan başta olmak üzere onların şamar oğlanlığını yapan despotik yönetimlerin idare ettiği Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerde rahatsızlığa neden oldu, oluyor.

Şunu herkes bilsin ki Türkiye’nin Libya’daki iç savaşa müdahalesi uluslararası hukuka, Viyana devletlerarası sözleşmelere ve BM-GK kararlarına uygundur. Yani hiçbir hukuk ihlali söz konusu olmadığı için de meşrudur. 

Ancak, Mısır’ın, ‘Şer ittifakı’ içinde yer alan ülkelerin taşeronluğunu üstlenmesi ise asla ahlaki değildir.

Ayrıca, Libya’da meşru olmayan isyancıların oluşturduğu uyduruk meclisinin davetini bahane ederek, Libya’ya müdahalesine kılıf hazırlaması ise bir suçtur. 

Türkiye ihaneti cevapsız bırakmaz

Mısır’ın “kırmızı çizgi” olarak ifade ettiği Sirte-Cufra hattını Türkiye destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti güçlerinin geçmesi durumunda, Kahire’nin askeri müdahalede bulunabileceğini dile getirdi.

Bu açıklamaya mukabil Libya’nın BM- GK ve Uluslararası Toplum tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti, Mısır’ın isyancı güçlere destek amacıyla Libya’ya müdahalesini işgal olarak kabul edip, karşı mukavemet başlatacaklarını açıkladı. 

Peki, bu rahatsızlığın asıl sebebi nedir? Ve neden Sirte?

Bu iki sorunun cevabı şudur: Çıkarlara dayalı sömürü politikalarıdır.

Çünkü, Sirte Havzası, Libya’nın en önemli petrol bölgesi olma özelliğine sahip. 

Bütün bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde kimin meşru olduğunu ve kimlerin de hukuku ve uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiği açıkça görülmektedir.

Şayet, bölgede olumsuz gelişme yaşanacak olursa bunun sorumlusu Türkiye değil, taşeron Mısır ve onu kışkırtan ‘Şer ittifakı’ içinde yer alan ülkeler olacaktır.

Son firavun Abdulfettah el Sisi bilsin ki, Türkiye hiçbir ihaneti cevapsız bırakmadı, bırakmaz. 

…Ve yine bilsin ki; bu ihanetin bedeli de çok ağır olur. 

Türkiye asla savaş istemez. Askeri Müslüman olan hiçbir ülke ile karşı karşıya gelmeyi ise hiç mi hiç istemez.

Ancak işin içinde bir ihanet varsa ve başka da bir çare yoksa gereğini yapmaktan da çekinmez. 

Duamız, ülkemizin böyle bir mecburiyetle karşı karşıya kalmamasıdır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mardinli

Sayın memed bey elbette savaş yıkıcıdır acıdır.Ama gerektiğ zaman farz olur
  • Yanıtla

Ahmet ÖZÇELİK

Emperyalist güçlerin hukuk anlayışları kendi lehlerine olursa makbul ve geçerlidir.DNA larindaki kod ve şifre budur
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı