Katil Netanyahu, yeni bir gasp hazırlığına işaret etti

14 Eylül 2019 Cumartesi

Gasp edilen topraklar üzerinde kurulan terör devleti İsrail’in katil Başbakanı Binyamin Netanyahu, yaptığı açıklamada tekrar seçildiği takdirde Batı Yaka’nın önemli bir kısmını yani ‘Ürdün Vadisi’ni ‘ilhak’ edeceğini duyurdu.

Bu vaadin sadece bir seçim konuşması olarak değerlendirilmesi yanlıştır.

Çünkü bu vaat, aslında katil Netanyahu’nun yeni bir gasp hazırlığı içinde olduğunu gösteriyor.

Unutulmasın ki, şimdiye kadar Filistin’de gerçekleştirilen tüm işgal ve toprakların gasp edilişi hep bu oyuna başvurularak gerçekleştirildi. 

Önce vaatler seslendirilerek nabız yoklanır. Sonra aşamalı olarak bir plan dâhilinde işgal başlar ve devamında ise yayılmacı politikalar, ‘ilhak’ adı altında gaspa dönüşür.

Unutulmasın ki, işgalci İsrail, aynı yol ve yöntemlerle 27 bin kilometrekarelik Filistin topraklarının yüzde 85’ini gasp etmiş durumda. Filistinliler ise bu alanın sadece yüzde 15’ini kullanabiliyor.

Ürdün Vadisi’ni İlhak adı altında gasp etme girişimi içinde aynı yol takip ediliyor.

Katil Netanyahu, aslında yeni bir iş yapmıyor, sadece atalarının kanlı izini sürüyor.

SİYONİST EŞKIYALIĞI

Batı Yaka’nın bir parçası olan Ürdün Vadisi, 1967’deki 6 Gün Savaşı sırasında terör devleti İsrail tarafından işgal edildi. 

Bu bölge hâlâ askeri ve idari olarak işgalci İsrail’in kontrolü altındadır.

Bu verimli vadi, İsrail’in güvenlik gerekçeleriyle Ürdün Vadisi’nden vazgeçemeyeceğini söylüyor.

Terörist devlet İsrail’in katil Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Batı Yaka’daki Ürdün Vadisi’ni ‘ilhak’ etme vaadi, resmen bir gasptır ve de bir eşkıyalıktır. 

Bu eşkıyalık ne ilktir ne de sondur. 

Emperyalist devletlerin ittifakıyla, Büyük Osmanlı Devleti’nin parçalanması, topraklarının paylaşımını ele alan Sykes Picot gizli ihanet antlaşması ile o eşkıyalık başladı ve halen de devam etmektedir.

Osmanlı’dan koparılan o toprakların tamamında çok planlı ve sistematik bir şekilde işgaller, saldırılar ve zulüm aralıksız devam etmektedir.

İşte bugün Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Balkanlar başta olmak üzere daha önce Osmanlıya ait olan o İslam coğrafyalarında yaşananlar, Sykes Picot gizli ihanet antlaşması ile başlayan eşkıyalığın bir devamıdır.

FİLİSTİN KİMİN DAVASI?

Filistin, aslında sadece Filistinlilerin veya Arap ülkelerinin değil, ilk kıblemiz oluşu ve PeygamberimizHz. Muhammed (SAV)’in ‘Miraç Mucize’sinin bu topraklarında gerçekleşmesinin yanında 2. Halife Hz. Ömer tarafından fethedilip (belli dönemlerde Haçlıların eline geçse de) 1400 yıl Müslümanların hayat sürdüğü topraklar olması hasebiyle Filistin aynı zamanda İslam ümmetinin de meselesidir. 

Osmanlı, Filistin ve bölgesindeki 500 yıllık hâkimiyeti döneminde o coğrafyayı canından aziz bildi. 

Siyonizm’infikir babası ve kurucusu Theodor Herzl’in Filistin’de kendilerine bir kısım toprakların verilmesi karşılığında Osmanlı borçlarının birleştirilmesi ve tek kalemde Yahudi sermayesi tarafından silinmesi’ önerisini Sultan Abdülhamid Han elinin tersiyle itmişti.

Ancak, bu reddin bedeli olarak parçalanan Osmanlı sonrası başsız kalan Alem-i İslam, sorumluluklarını yerine getirecek direniş ruhunu kaybetmesiyle Filistin başta olmak üzere İslam coğrafyası sahipsiz kalmıştır. 

ABD’nin öncülüğündeki batılı emperyalist güç odaklarının emrinde hareket eden Suudi Arabistan, BAE ve Mısır başta olmak üzere Arap ülkelerindeki kukla yönetimlerin ihanet derecesindeki teslimiyetçi politikaları birçok konuda olduğu gibi Filistin davasına da büyük zarar vermiş ve halen de vermektedir.

BAŞKAN ERDOĞAN, SAHİPLENEN TEK LİDER

ABD Başkanı (Sarı Şeytan) Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti ve Suriye’nin bir parçası olan Golan Tepelerini İsrail’in toprağı olarak ilan etmesi, Arap ülkelerinin o teslimiyetçi politikaların sonucudur.

Yani Filistin davasına resmen ihanet edilmiş olmasıdır.

Bütün bu ihanetler karşısında Sultan Abdulhamid’i örnek alan Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan, ‘Filistin Davası’nı çok güçlü bir şekilde sahiplenmiştir.

Davos Dünya Ekonomik Forumu’ndaki o meşhur ‘One Minute’ çıkışı, o sahiplenmenin en önemli örneğidir. 

Başkan Sn. Erdoğan, o çıkışıyla tüm Siyonist açık-gizli yapıları ve arkalarındaki destekçileri olan emperyalist güç odaklarını karşısına almış oldu.

Bugün aynı güç odaklarının Sn. Erdoğan’ı hedef almalarının asıl sebebi de budur.

Ancak o, yılmadan ‘FilistinDavası’nı savunmaya ve sahiplenmeye devam etmektedir.

Unutulmasın ki; bugüne kadar yaşanan olumsuz gelişmelerin müsebbibi Arap ülkelerinin tavizkar korkak ve ürkek politikalarıdır. 

Daha doğrusu uşaklıklarıdır.

ABD öncülüğündeki emperyalist güç odaklarının desteğiyle 6 milyon terör devletiİsrail, Filistin topraklarını gasp edip Filistinlileri de yok ederken, istenen ve beklenen karşılığın verilememesi, 250 milyona yakın Arap dünyasının ve Âlem-i İslam’ın ayıbıdır. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • ÜnalÜnal1 ay önce
    Ya Allahaşkına birisi bana açıklasın katil netenyahuda esadin suriye sini bombaliyor Türkiyede esadin suriye sini bombaliyor bana bunu birisi aciklayabilirmi netenyahu katilse
  • Tr.Tr.1 ay önce
    Sen önce Mavi Marmara mağdurlarını yaz.Önce onları satan,yanlız,sahipsiz bırakan devletten hesap sor.Ondan sonra diğerleri yani önce can,sonra canan.İsrail binden fazla tutukluyu 2 arkerine karşılık salıvermişti.O askerler bilirki devlet benimledir der.Lan bu memlekette adalet bile kişiye özel işliyor.

Günün Özeti