• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
26 Haziran 2019

İstanbul’da ‘başkan ve meclis’

Avrupa basınında, İstanbul seçimleri üzerinden Türk demokrasisi ve Başkan Erdoğan yine hedefteydi.

Başkan Erdoğan, tarafından oluşturulan otoriter iktidar mekanizmalarının despot tavrı ve uyguladığı baskılarla İstanbul’da seçimlerin demokratik bir ortamda gerçekleşmeyeceği, İstanbul’u E. İmamoğlu kazansa bile yine engelleneceği ve İstanbul merkezli Türkiye genelinde büyük olaylar yaşanacağı gibi yalan yanlış haber ve yorumlarına geniş yer verilmişti. 

Ancak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) için tekrarlanan seçimleri, yüksek katılımla ve hiçbir üzücü olay yaşanmadan tamamlanması bu iddiaların asılsız ve önyargılı bir bakış acısından kaynaklandığı görülmüştür.  

Bir devlet adamlığı sorumluluğu içinde Cumhur İttifakının adayı sayın Binali Yıldırım, herkesten önce düzenlediği basın toplantısında rakibi Ekrem İmamoğlu’nun kazandığını duyurarak sayın İmamoğlu’nu tebrik etti. 

Kısacası, iç ve dış mihrakların tüm oyun ve kışkırtmalarına rağmen ve bazı aksaklıklar yaşansa da Türk demokrasisinin işlemekte olduğu gerçeği bir kere daha ortaya konmuştur.

Başkan Erdoğan hakkındaki yanlış yorumlar ve ithamların sebebinin ise çıkar ve sömürü politikalarına teslim olmadığından kaynaklandığı ve bir karalama kampanyasının devamı olduğu böylece anlaşılmış oldu.

Bu süreçte üzücü olan her iki tarafın içinde küçük bir azınlık olan kesimin eleştiri sınırlarını aşan ve sabır sınırlarını zorlayan hakaret içeren sosyal medyadaki paylaşımları oldu.

Sevindirici olan ise seçmen kitlelerinin kahir ekseriyetindeki olgun davranışlar oldu.  

Provokatörlerin kışkırtıcı paylaşımları çok şükür karşılık bulmadı ve üzücü hiçbir olay yaşanmadan süreç tamamlandı.

Şimdi, her siyasi hareket, sonuçlar üzerinden değerlendirmelerini elbette yapacaktır. 

Bu seçim sonuçlarının geneldeki Türk siyasi hayatını nasıl etkileyeceğini ve ne gibi değişimlere sebep olacağını zaman içinde göreceğiz.

 Ancak şimdi, geçmişin o sıkıcı ve yorucu yörüngesinden hızla sıyrılmanın ve normalleşmenin zamanıdır. 

Çünkü ülke ve millet olarak olduğu gibi aile ve fert bazında da aşılması gereken sorunlarımız var. 

E.İMAMOĞLU’NU ZOR BİR 

SÜREÇ BEKLİYOR

Süreçte yaşanan olumlu veya olumsuzluklar bile siyasi deneyim ve tecrübeler edinmemize katkı sağlamıştır.

Hem siyasiler hem de seçmen kitleleri bu süreçten ve seçim sonuçlarından çok önemli dersler çıkardığına inanıyorum.

Bu seçimle hiç kaybetmeyen taraf, kaybetmenin ne olduğunu ve hiç kazanmayan tarafın da kazanmanın sevincini yaşarken, beraberinde verilen siyasi sorumluluğun ağırlığını daha ilk günden itibaren hissetmeye başladılar bile. 

Kısacası her iki taraf, süreç içindeki değişimler ve yaşanan olaylardan birbirlerini daha iyi anlamaya başladıklarına şahit oluyoruz. 

Her şeye rağmen karşılıklı hoşgörü, saygı ve birlikte yaşama ve kabullenme zorunluğunu gerçeğine verilen mesajlarda dikkat çekmektedir.

Toplumsal barış adına bu çok önemli bir siyasi tecrübedir ve demokrasi adına bir kazanımdır.

İstanbul seçimlerinde siyasi partiler adına kesin zaferden söz etmek de mümkün değildir.

Çünkü seçmen, iki tarafa bu dünya şehrini birlikte yönetme sorumluluğunu vermiştir. 

İBB Meclisinde; AK Parti 176, MHP 4, CHP 128 ve İyi Parti 4 üye ile görev yapacak. 

İttifaklar üzerinden bakılırsa,  İBB Meclisi’nde, Cumhur İttifakı’nın 180, Millet İttifakı’nın ise 132 meclis üyesi var

Yani; Başkan CHP’li olsa da meclis çoğunluğu AK Parti öncülüğündeki Cumhur İttifakı’nda.

Bu durumda Başkan Ekrem İmamoğlu, keşke bu meclis aritmetiğine göre mesajlar verebilseydi, şimdi işi daha kolay olurdu. 

Köprüleri atan bir tavır şimdi onu zor durumda bırakacak.

Seçim sürecindeki tavır ve davranışlar devam ettirilir ise E. İmamoğlu, o meclisi çalıştıramaz.

Komisyonlar kurup bütçesini oluşturamaz ve meclis onayı alamaz. 

Bu gerçeklerden hareketle E. İmamoğlu’na çok ciddi görevler düşmektedir. 

Bazı yanlış beyanlarından dolayı AK Partililerden özür dilemesi gerekebilir. 

Yakınlaşma ve bir uzlaşma zemininde kucaklaşıp helalleşme en doğrusu olur. 

Çünkü, bu şehri AK Parti olmadan CHP yönetemez. 

Başkanlığı almak yetmez, ‘meclis’in başkanlık kadar önemli olduğu bir gerçek. 

İşte bu nedenle E. İmamoğlu ve CHP grubu başta olmak üzere taraflar, karşılıklı fedakarlıklarda bulunmalı ve bir ortak yönetim biçimi ortaya konulmalıdır.

 “Demokraside çareler tükenmez” gerçeği burada gösterilmelidir.  

Ancak, sayın İmamoğlu’nu bekleyen asıl sorun, kendisine destek veren siyasi partiler ve bazı legal ve illegal örgütlerin beklentileridir. 

Bir sonraki yazımda bu konuyu ele alacağım.

NOT: Sayın İmamoğlu’nu tebrik eder, başarılı çalışmalar dilerim. 

Ancak; Sayın İmamoğlu’nu yanlış siyasi tavırları olduğunda eleştireceğim gibi başarılarını gördükçe de takdir edeceğimi şimdiden belirtmek isterim. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23