--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İran’ın haklı olduğu bir nokta var; fakat...

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
4

Ülkelerinde ABD askeri üslerini bulunduran Körfez ülkelerine yönelik İran’ın haklı eleştirileri ve itirazlarını tamamen görmezden gelinemeyecek bir güvenlik meselesine dayanmaktadır.

Fakat burada başka bir gerçek daha var:

Bu ülkelerin önemli bölümünün İran tehdidi karşısında ABD güvenlik şemsiyesine yönelmesinde, İran’ın önemli payı bulunmaktadır.

Zira, İran kaynaklı tehdit algısı arttıkça ABD’nin bölgedeki askeri varlığına, silah sistemlerine, hava savunmasına, askeri üslerine ve güvenlik anlaşmalarına olan talep de önem kazanıyor.

Diğer bir ayrıntı ise şudur:

İran bir yandan “ABD bölgeden çekilsin” isterken, diğer yandan komşu ülkelerde kendisinin oluşturduğu silahlı ve devlet dışı Şii güçler üzerinden hem tehdit hem de nüfuz alanı oluşturmaktadır.

Bu iki politika ise birbirleriyle çelişmektedir.


Eğer İran, gerçekten ABD’nin Ortadoğu’dan çekilmesi, Siyonist İsrail’in yayılmacılığını durdurulmasını istiyorsa, bunun yolu komşu ülkelerde silahlı vekil güçler üzerinden nüfuz alanı oluşturmaktan değil, bölge ülkeleriyle karşılıklı güvene dayalı ilişkiler geliştirmekten geçtiği gerçeğini kabul etmelidir.

ABD’nin bölgeden çekilmesi ve İsrail’in Filistin, Lübnan ve Suriye’ye başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelik tehdit ve saldırganlığına karşı mezhebi bağnazlık yerine İslam hukuku ve kardeşliği içinde ortak bir dayanışma ve işbirliği geliştirilmeli.

Bunun için ise önce İran’ın kendi bölgesel politikalarının ürettiği çelişkilerle yüzleşmesi gerekir.

İran, komşularını tehdit eden vekil güçler sisteminden vazgeçip komşularıyla güvene dayalı ilişkiler kurması gerekiyor.

Aksi halde İran’a yönelik dış saldırılar ne kadar haksız olursa olsun, Tahran’ın bölgesel politikaları nedeniyle oluşan güvenlik korkuları ABD emperyalizminin bölgedeki varlığını ve Siyonist İsrail’in barbarlığını meşru gerekçesi devam edecektir.

Ortadoğu’nun çıkmazı tam da burada yatmaktadır:

*

Biri Diğerinin Tehdidini Gerekçe Gösteriyor.

Ortadoğu’da yıllardır devam eden gerilim ve çatışmaların en dikkat çekici yönlerinden biri, birbirine düşman olan aktörlerin zaman zaman birbirlerinin politikalarına istemeden de olsa alan açmasıdır.

Bugün bu paradoksu en açık biçimde ABD, İsrail ve İran arasındaki ilişkilerde görmek mümkündür.


ABD, İran tehdidini gerekçe göstererek Ortadoğu’daki askeri ve siyasi varlığını sürdürüyor. Ayrıca enerji güvenliği, deniz yollarının güvenliği, bölgesel müttefiklerin savunulması ve küresel güç rekabeti de Washington’ın bölgedeki varlığının diğer unsurları sürdürme imkanı buluyor.

İsrail ise İran’ı ve İran destekli silahlı grupları kendi güvenlik politikalarını genişletmek ve bölgesel tehdit algısını güçlendirmek açısından önemli bir gerekçe olarak kullanıyor.

İran ise ABD ve İsrail’in bölgedeki askeri varlığını, politikalarını ve kendisine yönelik tehditlerini gerekçe göstererek bölgesel nüfuzunu artırmaya, yeni etki alanları oluşturmaya ve kendisine bağlı silahlı ağları güçlendirmeye çalışıyor.

Dolayısıyla ortaya oldukça ilginç bir tablo çıkıyor:

Birbirine düşman olan taraflar, birbirlerinin varlığından rahatsız olmakla birlikte, aynı zamanda birbirlerinin politikalarından ve eylemlerinden belli ölçülerde yararlanıyorlar.

Daha açık ifadeyle, Biri diğerinin tehdidini gerekçe gösteriyor. Diğeri de karşı tarafın tehdidini kendi politikasını meşrulaştıran bir argümana dönüştüren bir güvenlik döngüsünün içinde bulunuyor.

Bu döngü kırılmadığı sürece Ortadoğu’da kalıcı güvenlikten ve istikrardan söz etmek.

Acı veren bir durum ama maalesef gerçek bu. 

 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Güney Doğulu

19 Eylül 2026 13:55

Israil=ABD=AB=İRAN = SİYONİZM....... Bunlar Dünya'yı ekonomik krize götürerek kan gölü, açlık ve yok edişe götürüyorlar........ İsrail ve ABD'ye vurması gerekirken, Husi ve İran Mekke'ye saldırıyor.... Bütün Dünya devletleride ineğin trene baktığı gibi bakıp duruyor....... Ortada haklı bir savaş yok........ Hepsi aynı ayar......

Atilla Yıldırım

19 Eylül 2026 12:31

Gayet açıklayıcı ve aydınlatıcı yazı olmuş. Yazarı tebrik efiyorum.

yıldırım bahadır

19 Eylül 2026 08:15

acem acemliğinden vazgeçmiyor. dersin israil ve abd ise neden Yemende Husi teröristlerine ABD ve İsrail gemilerini vurmama alşaması yaptırıp Mekke İttifakı anlaşması ile ABD den sırılmaya gayret eden Suudi Arabistanı hedef haline getirdin...seytan bile bu kadarını yapmaz bu kadar olan bitenden sonra ya siz nasıl bir rejimsiniz...eli kanlı şebbihalar müslüman kanı dökmeye doyamadınız gitti...

Mekke anlaşması abd ve siyonistlerin bir oyunu.

19 Eylül 2026 09:05

Sünni bir blok oluşturmak istiyorlar şiilere karşı. Birinci hedef husiler ikinci hedef iran. Dostum Trump mekke anlaşmasını öve öve bitiremedi. Mekke anlaşması israile karşı değil..yakında turkiye kizildenize savaş gemisi ve asker gönderecek, husileri ablukaya almak için.

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle