• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
20 Kasım 2019

İran’da kılıçlar kınından sıyrılmış mı?

İran’ın son yıllarda ekonomik sıkıntılar yaşadığı sır değil. 

Ekonomisini zayıflatan sadece ABD öncülüğündeki Batılı emperyalist güç odaklarının siyasi baskı ve ekonomik yaptırımlar değildir. 

Şüphesiz yaptırımların çok ciddi bir etkisi var. 

Ancak, yaptırımların yanında ülkedeki mollalar rejiminin bölgede Şii mezhebi odaklı yeni alanlar oluşturma adına komsu ülkelerin içişlerine yönelik operasyonları ve Şii örgütlenmelere yapılan yüklü harcamalardır. 

İran rejimini güçlü kılma ve bölgeyi kendine domine etme girişim adına caydırıcı bir güce ulaşmak amacıyla başlatılan nükleer geliştirme faaliyetleri ekonomiye ilave çok ciddi ek külfet getirmektedir. 

...Kısacası bugün, içine sürüklendiği içler acısı durumun müsebbibi, İran yönetiminin yanlış politikalarıdır. 

İran, 2009’daki seçimler sonrası düzenlenen hükümet karşıtı gösterilerden bu yana en büyük protestolara sahne oluyor. 

Gösteriler İran’ın başkenti ve en büyük kenti olan Tahran yerine Meşhed gibi bir dini merkezde başlamış olması düşündürücüdür.

Çünkü, burası, Şii inanışına göre 8. İmam olan İmam Rıza’nın türbesinin bulunduğu yer. 

Yani rejimin Tahran’dan sonra en güçlü olduğu merkezlerden biri.

Ayrıca olaylar Nişabur, Reşt, Yezd, Kirmanşah, Kaşan, Loristan, Şahrud, İsfahan, Hemedan, Ahvaz Arak gibi çevre vilayet ve şehirlere de yayılmış durumda. 

Tahran ve Tebriz gibi büyük ve geleneksel olarak protestoların çıkış merkezi olan şehirlerde ise daha ufak ve etkisi sınırlı kalabalıklar toplandı. 

Ankak, gösteriler devam ederse Tahran ve Tebriz rejimi sarsan gösterilere dönüşmesi ihtimal dahilindedir. 

Bu durum Şii mollalar rejiminin ağır siyasi baskı ve ekonomideki yavaşlamanın sebep olduğu kötü yaşam koşullarının tetiklediği protestoların bir rejim değişikliğine yol acar endişesi yaşanıyor. 

Küresel anlamda İran protestoları ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), İran’a karşı iş birliğini yoğunlaştırdığı bir döneme denk gelmiş olması ise endişeleri daha da arttırmaktadır. 

PROTESTOCULAR NE İSTİYOR?

Protestolar üzerinde rejim adına yapılan açıklamalar ne olursa olsun, İran gibi zengin doğal kaynaklar ile dolu, dünyadaki 4. büyük petrol rezervine sahip bir ülkenin yakıt krizi yaşaması akıl alır gibi değil.

İran’da her geçen gün yayılan gösterilere katılanlar yasal yollardan kurulmuş derneklere, vakıflar ya da meslek odalarına mensup olmamaları dikkat çekmektedir.

Protestolarda belirli bir bayrak ya da flama açılmadığı gibi daha önceki gösterileri yönlendiren İran’ın en önemli muhalif kesimini temsil eden reformistlerden de uzak duruluyor.

Göstericilerin bir bölümü 1979 devriminden beri iktidarda olan İslami rejimi hedef alıyor. 

Bir kısmı ise dini lider Ayetullah Ali Hamaney’i istifaya çağırıyor.

Bu durum, Şii kitlelerin rejimin kendilerini ve inanç değerlerini temsil edemediğine işaret ediyor. 

Göstericiler aynı zamanda İran’ın bölgedeki vekâlet savaşlarında harcadığı maddi kaynağı eleştiriyor ve kamu kaynaklarının Suriye ve Yemen’de değil ülke içerisinde harcanmasını istiyor.

Dolayısıyla ekonomik talepleri aşarak siyasi talepleri gündeme getiren ancak bu konuda da henüz ortak bir siyasi platform kuramayan gruplardan bahsedilebilir. 

Sloganlarda sistem karşıtlığı yoğunlukta.

Dini lider Hamaney’in posterlerinin yakılması gibi olaylar da yaşanıyor olması, “İran’da kılıçlar kınından sıyrıldı mı?” sorusunu akla getiriyor. 

Çeşitli halk katmanlarından oluşan protestocular, yolsuzluk ve rüşvetin olmadığı, dini istismara dayalı rejim ve siyasi yapılardan uzak, siyasi ahlakı ilke edinen her kesime eşit ve hakkaniyetle hareket eden, adaletli ve hoşgörülü bir toplum istiyor.

İRAN YANLIŞLARINDAN VAZGEÇMELİ

82 milyona ulaşan halkının acil ihtiyaçlarını ele almaktan ve gidermekten aciz bir duruma düşen İran’ın Yemen, Irak, Suriye, Lübnan başta olmak üzere bölge ülkelerindeki macera arayışlarına son vermelidir.

Çünkü İran’ın bu yanlış politikaları komşu ülkelerini ve halklarını olduğu kadar İran halkını da rahatsız etmektedir. 

Irak ve Lübnan’daki protestolarda İran rejim aleyhtarı sloganların bir benzeri bugün İran protestolarında yükseliyor olması bu yanlışlara duyulan öfkenin en bariz örneğidir. 

Bu protestoların oluşması için koşulları oluşturma adına kışkırtıcılık yapan ABD-İsrail’in İran’ı boğma politikalarına karşı İran yönetiminin bölgesel bir desteğe ihtiyacı olduğu bir gerçektir. 

İran yönetimi, aradığı desteği alabilmesi için yanlışlarıyla yüzleşmeli ve rahatsız eden politikalarına son vermelidir. 

Aksi halde bölgede yalnızlaşacağı gibi kendi halkıyla da barışmasının önündeki duvarlar yükselmeye devam eder.   

Doğru değildir. 

ABD ve İsrail’in yaşananlardan istifade ettiği doğrudur. 

Ancak, birileri yararlanacak diye protestocuları yabancıların ajanları olarak tanımlamak, hak arayışındakilerin susup evlerinde oturmalarını beklemek de yanlıştır. 

Ruhani yönetimi ve Rehber Hamaney, suçlama yerine halkın beklentilerine cevap verecek şekilde çözümler üretmeye yönelmelidir.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Abdülhamit

Onlarda hemen dış güç deyiverdiler. Bu bölge ülkeleri yöneticilerinin sarıldıkları argümanları budur... 40 yıldır uguladıkları baskıyı, hukuksuzluğu unutuvermişler.
  • Yanıtla

Ömer

İran halkına bir sözümüz yok ama yönetimi şiilik üzerinedir . Kriz sadece dış güçlerin eseri değil İran’ın Suriye’de yaptıkları ortada İrakta Yemen’de yapılanlar katliamlar ortada esatı koruyan onlar islam alemi için İran tehdittir ikinci İsrail’dir sözün özü budur
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23