Irak’ta iki fitne; işgalci ABD ve mezhepçi İran
Terör örgütlerine destek verdiği ve kimyasal kitle imha silahları bulundurduğu gerekçesiyle 20 Mart 2003 tarihinde ABD ve İngiltere öncülüğünde Irak işgali başladı. 9 Nisan›da başkent Bağdat tamamen düştü ve 1 Mayıs’ta dönemin ABD başkanı Bush, savaşın büyük kısmının sona erdiğini ilan etti.
Yani Irak işgali tüm dünyanın gözleri önünde bu ilanla resmen tamamlanmış oldu.
Yerelde halk desteğini alma adına demokrasi ve ekonomik kalkınma desteği sözleri verilmişti.
Geçen sürede kimyasal kitle imha silahlarının ve yapılan o vaatlerin tamamının koskoca bir yalan olduğu ortaya çıktı.
Geride insan hakları ihlalleri, sivil katliamları, işkenceler ve savaş suçları bırakan bu işgal hâlâ devam etmektedir.
ABD askerini kısmen çekene kadar sadece ABD askerleri Irak halkına zulmetmiyordu. Şimdi ise işgalci ABD’nin yanında mezhebi yaklaşımlar üzerinde o suçlara ortak olan İran devrede.
Ülke genelinde yaşanan kaos sebebiyle bir türlü istikrarı elde edemeyen bir ülke olan Irak’ta yıkım ve toplu katliamların ardı arkası kesilmedi.
Huzur ve güven ortamından ise söz etmek mümkün değil.
Ülke fiili olarak ikiye, ancak ruhi olarak 3 parçaya bölünmüş durumda.
İşgalden bugüne kan hiç durmadı ve gözyaşları hiç dinmedi.
Çünkü Irak’ı karıştıran, yakıp yıkan ve sömüren iki fitne var.
Biri işgalci ABD ve onun bölgedeki kuklaları, diğeri ise mezhepçi İran’dır.
Şimdi ise Irak protesto gösterileri ve şiddet olaylarıyla yeniden dünya gündeminde yerini aldı.
Yolsuzlukla mücadele, işsizlik ve pahalılık ile can güvenliği adına daha iyi kamu hizmeti talebiyle Bağdat’ta başlayan protestolarla sarsılıyor.
PROTESTOLAR İSYANA DÖNÜŞEBİLİR (!)
Alınan güvenlik önlemlerine rağmen protestoların büyüyerek ülke geneline yayılması “Irak yeniden bir iç savaşa mı sürükleniyor?” korkusuna sebep oldu.
“Barışçıl protesto, vatandaşların anayasal hakkıdır” gerçeği yönünde Irak makamları protestolar karşısında itidalli hareket etmeli ve barışçıl protestocuların güvenliğini sağlamalıdır.
“Dış mihraklar kışkırtıyor” bahanesiyle halkın haklı talepleri şiddet kullanılarak bastırılmaya devam ederse, olaylar kontrolden çıkar ve barışçıl olarak başlayan gösteriler bir halk isyanına dönüşür.
Güvenliği Irak emniyet güçleri ve Irak Ordusu sağlamalı.
İran’ın yönlendirmesiyle Irak’ta kurulan Şii milis güçleri ‘Haşdi Şabi’ (Halkın Gönüllüler Ordusu) halka zulmetmeye son verip geri çekilmeli.
Aksi halde halk tepkisi kontrolden çıkar ve büyük katliamlar yaşanır.
Tunus, Mısır, Sudan, Libya ve Suriye’de yaşananlar bunun en bariz örneğidir.
Dış güçlerin kışkırtmalarını önlemek ve gösterilerin isyana dönüşmemesi için acil olarak protestocularla hükümet yetkilileri Irak halkının birliği ve ülkenin bölünmezliği ilkesinde sorunların çözümü için aynı masa etrafında yer almalı ve çareler birlikte aranmalı.
Dış güçlere fırsat vermeme adına içinde bulunulan ve halkın yaşam standartlarını zorlaştıran, hayat pahalılığı, zamlar, işsizlik ve yolsuzluklar giderilmesi konusunda halk kitlelerini tatmin edecek adım atılmalı.
Bu başarılamaz ise nefret ve kin yeniden depreşir, mezhepsel ve de etnik yapılar üzerinden başlayan çatışmalarla ülke yeniden bir iç savaşa sürüklenmesi ihtimal dahilindedir.
Irak’ta aşiretler, mezhep ve etnik yapılar üzerinden devam eden husumet bitmedi bitmez.
Çünkü Irak’ta barışı engelleyen ‘iki fitne’ var.
Biri mezhepçi İran, diğeri ise işgalci Amerika’dır.
Bu iki ‘fitne’ yüzünden Irak içinden çıkılması zor bir girdabın içine düşürülmüştür.
Bugün Irak’ta yaşanan üzücü olayların gerçek müsebbibi bu iki fitnedir.







