İdlib krizinde kritik görüşme

28 Ağustos 2019 Çarşamba

 ‘İdlib Eyaleti’ ve ‘Güvenli bölge’,Suriye ve bölge için bir dönüm noktası olma nispetindedir.  

Bu nedenle Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan telefon görüşmesiyle yetinmeyip, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmek üzere Moskova’ya gitmiştir.

Görüşmenin temel konusu hiç şüphesiz İdlib olacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmede, ‘yeni göç dalgasını başlatabileceği için Suriye Ordusu’nun İdlib’de ilerleyişinin kabul edilemez olduğunu’ gündeme getireceği ve varılan mutabakata bağlı kalınarak Şam’ın durdurulmasını isteyeceği tahmin ediliyor.

ABD ile mutabakata varılan ‘Güvenli bölge’ ve Suriye’nin kuzeydoğusundaki durum da görüşülecek konular arasında olacak.

Bütün bu gelişmeler Suriye’de yakın zaman içinde beklenmedik gelişmeler olabileceğini hatırlatıyor. Her an her şey olabilir ihtimaline karşı Türkiye hazırlıklı olmalıdır. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Moskova ziyareti bu nedenle çok önemli.

Çünkü, dünya bu görüşmeyi takip ediyor ve sonuçlarını merak ediyor.

İDLİB, KÖRDÜĞÜM

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib Eyaleti, iç savaşın başından bu yana muhaliflerin kalesi olarak biliniyor. 

İç göçler sonucu nüfusu 4 milyona ulaşan İdlib’de çeşitli cihatçı örgütler olmakla birlikte şehrin merkezi, Mart 2015’te Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) yani muhaliflerin kontrolüne geçti. 

Türkiye, Rusya ve İran 4-5 Mayıs 2017’deki Astana toplantısında, İdlib ve çevresini “Gerginliği Azaltma Bölgesi” ilan etti. 

Rejim güçlerinin ateşkesi sık sık ihlal etmesi üzerine Türkiye ve Rusya ek mutabakata vardı.

Şam yönetimi, Rusya ve İran’ın baskısıyla 17 Eylül 2018’de Soçi’de imzalanan mutabakatı kabul etmiş olmalarına rağmen saldırılarına devam etti, ediyor.

Son aylarda İdlib Eyaleti, rejimin en yoğun hedef aldığı bölgelerin başında geliyor.

Rusya, Astana ve Soçi mutabakatlarına rağmen Şam yönetimine hem yeşil ışık yakıyor hem de sahada Rus askerleri fiilen çatışmalara öncülük ediyor.

Suriye ordusunun İdlib’de Rus desteğiyle sürdürdüğü harekâtta, İran yanlısı silahlı grupların da yer almadığı ilk önemli askeri operasyondur.

Rejim güçlerinin ana taarruz birimleri yani Suriye ordusunun Süheyl El Hasan komutanlığındaki ‘Kaplan Güçleri Tümeni’ ve ‘Zeyd Salih’in 5’nci Gönüllü Taarruz Kıtası’Rus ve İran desteğiyle saldırıya geçti ve İdlib’in en önemli stratejik merkez ilçesi Han Şeyhun’u ele geçirdi.

Şam rejim güçleri, Rus askerlerinin kılavuzluğuyla ve İran milis güçlerinin de desteğiyle kara operasyonlarında daha önce Halep ve Doğu Guta’da olduğu gibi yine “önce ikiye böl, sonra yut” taktiğine başvurarak, rejim karşıtı silahlı gruplar ile tek ikmal umudu olan Türkiye’nin bağlantısını kesmiş oldu.

Ayrıca,  Halep ile Şam’ı birbirine bağlayan stratejik öneme sahip bir otoyolu rejim güçlerinin eline geçtiği gibi TSK’nın 9 numaralı Morik Gözlem Noktası rejimin kuşatması altında kaldı.

Böylece Suriye’de Esad’a bağlı güçler, İdlib Eyaletine yönelik 6 Mayıs’ta başlattığı operasyonda Rusya ve İran’ın desteğiyle önemli bir kazanım elde etmiş oldu.  

TARAFLAR SAMİMİ DEĞİL

Rusya ve İran, İdlib Eyaletinin Şam yönetiminin eline geçmesi için gizli- açık her türlü desteği vermeye devam ediyor.

Bu destekleriyle Rusya ve İran, Şamrejimini yeniden Suriye’nin tamamına hakim kılmaya kararlı oldukları anlaşılmaktadır.

Astana ve Soçi görüşmeleri ve imzalanan ‘mutabakat’ anlaşmalarının ise işin hikayesi olduğu açık ve net ortaya çıkmıştır.

Netice belli.

Kremlin ve Tahran bir süredir dizginlediği Şam’a bir yandan operasyon başlatması için yeşil ışık yakmakla kalmadı fiilen de operasyonlara katkı sağladılar ve de sağlamaya devam ediyorlar.

İşin doğrusu; Soçi mutabakatına rağmen Rusya ve İran, Türkiye’yi Suriye’de ateşe attı.

Diğer bir gerçek ise şudur.

Suriye’de bizi oyalayan ve oyuna getirmeye çalışan sadece ABD değildir.

Bir yanda güvenilir olmayan ABD ile güvenli bölge oluşturmaya çalışıyoruz, diğer yandan tek hedefleri Şam rejimini yeniden Suriye’ye hakim hale getirmek olan Rusya ve İran ile İdlib’de bir ‘çatışmasızlık bölgesi’ oluşturmaya çalışıyoruz.

Her iki konuda taraflarla sözüm ona mutabakata varmıştık. 

Fakat taraflar maalesef anlaşmalara uymuyor ve vaatlerini yerine getirmiyorlar.

Hiç biri samimi değiller ve ilkeli bir devlet anlayışıyla hareket etmiyorlar. 

Bütün bunlar bize, kimseye güvenmememiz gerektiğini gösteriyor.  

Elbette her şeye rağmen her türlü ilişkiler devam etmeli ancak her görüşme ve ilişkilerde bu gerçeklere göre hesaplar yapılarak hareket edilmeli. 

Maalesef devletlerarası ilişkiler var olan güvensizlik ortamına rağmen devam etmek zorunda. 

Kısacası,  dostluklar ve ilkeler üzerinden değil, devletlerarası ilişkiler ve görüşmelerin, çıkarlar üzerinden devam etmekte olduğu gerçeği unutulmamalı.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • ÖmerÖmer20 gün önce
    Şunu bilmemiz lazım esedin hiç bir gücü yok Rusya İran ayakta tutuyor nefes alması bile Rusya’ya bağlı maalesef Türkiye her taraftan kuşatılmaya çalışılıyor onca katliamlara niye ses çıkmıyor çünkü oranın halkı müslüman Türkiye’nin başarısı müslümanlara nefes aldıracaktır inşallah
  • ORHAN İNANORHAN İNAN20 gün önce
    SURİYEDE ESED YENİDEN ESKİ GÜNLERİNE DÖNEMEZ..BUNCA KAN VE GÖZYAŞINDAN SONRA ,SURİYE HALKI BUNU ASLA KABUL ETMEYECEKTİR..ANCAK,ORADA YENİDEN RUSYAYA BAĞLI İRAN İLE GÖNÜL BAĞI OLAN BİRİLERİNİN BAŞTA OLACAĞI BİRDEVLET KURMA ÇABASI ÇOK AÇIK..BU SALDIRILAR ,MUHALİFLERİ YANİ TÜRKİYEYİ İYİCE KÖŞEYE SIKIŞTIRIP,İSTEDİKLERİ YÖNETİM BİÇİMİNİ OLUŞTURMA GAYRETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR..BUNU TEMİN ETMENİN İLK YOLU DA YİNE TÜRKİYEYİ MEVCUT ESED YÖNETİMİ İLE MÜZAKERELERE OTURTMA VE SURİYENİN GELECEĞİ İLE İLGİLİ İLK GÖRÜŞMELERİ BÖYLECE BAŞLATABİLMEKTİR..SONRA ESED GİDER YERİNE ESED KAFALI MESED GELİR..ORASI ÇOK ÜZERİNDE DURULACAK BİR KONU DEĞİLDİR..BU EN KÖTÜ SENARYO..TABİİ İYİ SENARYOLAR DA VAR..BAKALIM MEVLAM NEYLER NEYLERSE GÜZEL EYLER..ELLERİNİZE SAĞLIK..

Günün Özeti