• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
03 Ağustos 2019

‘Güvenli Bölge’ ve Fırat’ın doğusu

‘Güvenli Bölge’ konusunda Türkiye ne istiyor, ABD neden sıcak bakmıyor?

‘Fırat’ın Doğusu’ başta olmak üzere bölgedeki terör unsurlarına karşı operasyon neden bekletiliyor?

Soruları üzerinde hem cevaplar aranıyor hem de arttık yolun sonuna gelindiğinin işaretleri veriliyor.

Türkiye ve ABD “güvenli bölge” ile alakalı olarak çok ciddi anlamda siyasi, stratejik ve askeri alanlarda beklentileri ve hedefleri birbiriyle örtüşmüyor.

Bu nedenle, uzun görüşmelere rağmen henüz uzlaşmaya varılamadı ve de varılamıyor.

‘Güvenli bölge’ ile ‘Fırat’ın doğusu’ konusunda şimdiye kadarki görüşmeler ve tartışmalarda ABD sürekli oyalayıcı taktiklere başvuruyor. 

Türkiye ise sabırlara ve ısrarla kendi tezlerini savunarak kararlılığını gösterdi. 

Ancak, bir yol ayırımına gelindi ve “Ya uzlaşırız ya da ben gereğini yaparım” diyerek Türkiye restini çekti. 

Ekonomik ve askeri üstünlüğünü insafsızca kullanan ABD’nin, bu resti blöf kabul ederek eski oyun oyalama taktiğine yeniden başvurması bardağı taşıran son damla oldu.

“Güvenli Bölge ve Fırat’ın Doğusu’ konuları güvenliğimiz ve egemenlik haklarımız ile toprak bütünlüğümüz söz konusu olduğu için taviz verme mümkün olmadığı gibi bundan sonra da oyalanma niyetinde değiliz. Gereğini yapıyoruz” uyarısı son defa ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey başkanlığındaki heyete 22 Temmuz’daki Ankara görüşmesinde iletildi. 

Türkiye’nin kararlılığını gören heyet, Washington’a aktardığı bilgilerden hemen sonra ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nu arayarak, “Biz ekiplerimizi gönderene kadar harekâtı başlatmayın” ricasında bulundu.

Fırat’ın doğusunda hazırlıklar tamamlanmasına rağmen operasyonun başlaması bu rica üzerine bekletiliyor.

ABD, NEYİN PEŞİNDE?

ABD’li heyetin ‘Fırat’ın doğusu ve güvenli bölge’ konularında ki önerileri, Türkiye’nin taleplerini karşılamaktan çok uzaktır. 

ABD, oluşturulacak olan ‘güvenli bölge’nin derinliği, bölgenin kim tarafından kontrol edileceği ile YPG ile SDG adı altında bölgede bulunan PKK terör örgütünün bölgeden tamamen çıkarılması olmak üzere, 3 konuda sürekli itirazlarda bulunmaktadır.

Ancak bu 3 konu, Türkiye’nin güvenliği, toprak bütünlüğü ve egemenlik hakları ile alakalı olması hasebiyle çok önemli ve hassastır. 

ABD, itirazlar ve yeni önerilerle zaman kazanmaya çalıştığı için henüz bir mutabakat sağlamadı ve de sağlanamıyor.

Gelinen noktada, ‘neden?’ sorusu akla geliyor.

Bunun bazı özel ve önemli sebepleri var. 

Bu sebepler aynı zamanda ABD’nin beklentileri ve hedefleridir.

Birinci sebep; ABD’nin Ortadoğu üzerindeki çıkar hesapları ile İsrail’in güvenliği için PKK terör örgütünü yerel güç olarak kullanmak istiyor.

İkinci sebep; bölgede Suriye’nin kuzeyinde önce ‘Suriye Kürdistanı’ adı altında bir özerk bölge oluşturulması planıdır. Bir sonraki aşamada ise Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ve Türkiye’nin güney bölgesinin de bir kısmını içine alacak ‘Birleşik Kürdistan’ proje devletinin kurulması hedefleniyor.

Bu kukla devlet, Kürtlere değil ABD’nin sömürü politikalarıyla İsrail’in bölgede güvenliği ve yayılmacı politikalarına hizmet edecek. 

Yani ABD, PKK’yı amaçları doğrultusunda bir tehdit sopası olarak sürekli Türkiye ve bölge ülkelerine karşı kullanmayı amaçlıyor.

 İşte bu önemli sebeplerden dolayı ABD, YPG ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) isimleri altında kullandığı PKK terör örgütünü, Türk ordusuna ezdirmek istemiyor. 

Bu nedenle ABD, ‘Güvenli bölge ve Fırat’ın Doğusu’ konularında Türkiye’nin operasyonlarını engellemek için sürekli olarak oyalayıcı öneriler sunmaktadır.

OPERASYON BAŞLADI BAŞLAYACAK

Türkiye, kendi güvenliği ve Suriyeli sığınmacılara kalıcı çözüm bulma adına Suriye’de ‘güvenli bölge’ oluşturulması fikrini 2012’den beri gündeme getiriyor. 

Türkiye, oluşturulacak güvenli bölgenin kontrolünün kendisine verilmesini istiyor. 

Güvenli bölgenin imar ve yeniden yapılandırma çalışması ve mültecilerin bölgeye nakli konularını yerine getirmeye hazır olduğunu her fırsatta dile getiriyor.

Türkiye ayrıca, bölgedeki terör unsurlarından temizlenmesi için askeri operasyonlar yapılmasını ayrıca şart koşuyor. 

ABD ile Türkiye arasında görüşmeler, siyasi, diplomatik ve askeri düzeyde sürüyor.

Bu konularda tüm tarafların hamlelerini takip eden Türkiye artık harekete geçmenin zamanı gelip geçtiğine inanıyor. 

Şimdi durum çok farklı ve ciddi.

‘Güvenli bölge’ konusunda ABD, sorumluluğunu yerine getirmez ve hâlâ Türkiye’yi oyalamaya kalkar ise işte o zaman Türkiye, ABD’ye rağmen Fırat’ın doğusu başta olmak üzere bölgedeki terör unsurlarına karşı büyük bir operasyonu başlatacak.

Türk ordusu ve onun desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tetikte bekliyor. 

Başkan Erdoğan, “Amerika ile görüşmeler ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın Fırat’ın doğusundaki terör koridorunu paramparça etmekte kararlıyız. Ne gerekiyorsa yapacağız. İzin almaya ihtiyacımız yok” diyerek hem sert, hem de açık ve net konuştu.

Kısacası operasyon her an başlayabilir.

Altını çizerek belirtmek isterim ki; Türkiye’nin başlatacağı harekât, uluslararası hukuka uygundur ve meşru bir müdafaa hakkıdır.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23