• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
12 Ağustos 2020

Doğu Akdeniz’deki restleşme savaşa dönüşür mü?

Son günlerde Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz gerilimi hız kesmeden devam ediyor. 

Bu gerilim bize Türkiye ile Yunanistan’ın, Ege ve Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlıkları ve Münhasır Ekonomi Bölgeleri (MEB) ile ilgili anlaşmazlıklarının yine tehlikeli bir döneme girdiğini  gösteriyor.

İki ülke arasındaki bu anlaşmazlıkların önemli bir bölümü, Kaş ilçesinin 1.5 mil uzağındaki küçük Meis adası ile ilgilidir.

Yunanistan, ana karalar gibi bu küçük adaların da kıta sahanlık ve MEB hakkına sahip olduğunu iddia ediyor.

Hedefi, Rodos adasının MEB alanı ile 78 mil uzağında bulunan Meis adası MEB alanını birleştirmek suretiyle 780 bin kilometrekarelik dev bir toprak parçasına sahip olan Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki MEB alanını Antalya körfezine mahkum etmek.

Türkiye’nin bu hukuk dışı iddiaları ve Türkiye’ye karşı takındığı provokatif tavrı kabullenmesi ise asla söz konusu değildir. 

Yunanistan, barışı zorlayan, 

hukuk dışı girişimlere son vermeli

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yeni Navtex ilanı sonrası Oruç Reis bölgeye hareket etti. Yunanistan ise buna misillemede bulunmak için acil durum ilan etti.

Bu olumsuz gelişmelerin devamında iki ülkenin birbirine karşı Navtex ( ülkelerin Deniz Kuvvetleri, yapacağı eğitim ve tatbikatların bilgisini önceden duyurarak bu sahalara girilmemesi konusunda uyarılarda bulunması) ilanı aslında karşılıklı bir restleşmedir. Bu restleşmenin savaşa dönüşmesi ise an meselesidir.

Nitekim dün, Yunan Deniz Kuvvetleri tarafından Muğla’da bulunan özel bir tekneye ateş açıldı. Açılan ateş sonrası 3 kişi, Türkiye tarafından kurtarıldı. Bu olay Atina yönetiminin provokasyonlarını sürdürmeye devam edeceğini gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın “Anlaşmazlıkların diyalog yoluyla ve hakkaniyet temelinde çözümü için biz her zaman varız ve hazırız” uzlaşı çağrısı içeren açıklama ve davetine rağmen bir yandan Türkiye’ye karşı Mısır ile farklı stratejiler içeren anlaşmalar yapan Yunanistan, diğer yandan Batılı devletleri arkasına alarak Türkiye’yi tehdit etmesi aslında bir savaş sebebidir.

Yunanistan bazı ülkelerin kışkırtmalarına aldanmamalı ve Türkiye karşıtı olan ülkelerin destek sözlerine güvenmemeli.

Kısacası; Yunanistan bölgede barış ve güvenliği zorlayan yasadışı faaliyetlerine bir an önce son vermeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  “Anlaşmazlıklara diyalog yoluyla ve hakkaniyet temelinde çözüm arayalım” çağrısına kulak vermeli.

Aksi halde Yunanistan, başlattığı provokatif girişimlerine devam ederse  yaşanacak tüm olumsuz gelişmelerin sorumlusu olacağı gibi ağır bedeller ödemeye mecbur kalacaktır.

NATO, devreye girmeli 

Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan gerilim yüksek seviyede devam ederken, Fransa’nın Kıbrıs Rum Yönetimi’yle yaptığı askeri iş birliği anlaşması sonrası iki savaş uçağını Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Baf kenti yakınlarındaki hava üssüne indirmesi Türkiye’ye karşı açıkça hasmane bir davranıştır.

Üç NATO üyesi ülkenin birbirine karşı tehditkar tavırlar alması aslında NATO için önemli bir güvenlik sorunudur.

“Biz Lübnan’da olmazsak Türkler olur” diyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlığa taraf olması ve savaş uçaklarını bölgeye göndermesi tek kelimeyle kışkırtıcılık ve savaş çığırtkanlığıdır.

Türkiye’nin sınırları dışındaki kazanımlarını bir türlü hazmedemeyen şer ittifak içindeki ülkeler arasında başı çeken Fransa; Libya ve Suriye’de aktif rol alamamasının önündeki en büyük engelin Türkiye olduğuna inanıyor.

Ülkesinin içine düştüğü ekonomik ve siyasi çıkmazları beceriksizliği yüzünden aşma konusunda başarısız kalan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye karşıtlığı politikalarla aslında kendi başarısızlığını gizlemeye çalışıyor.

NATO, vakit kaybetmeden devreye girmeli ve Fransa’nın NATO üyesi Türkiye’ye karşı sürdürdüğü kışkırtıcı karşı politik tavrı nedeniyle hem uyarmalı hem de dizginlemelidir.

Aksi halde NATO kendi misyonunu işletemeyen bir kuruluş olarak uluslararası toplum nezdinde itibarını kaybetmiş olacağı gibi NATO kendi içinde bir hesaplaşmaya yol vermiş olacak.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Doğu Akdeniz’deki restleşme savaşa dönüşür mü?

Eee, bi bakıym ben o konuya; ööle bi şey olacaksa dönerim ben sana.
  • Yanıtla

Ali Hoca

Burnumuzun dibindeki adalar Yunanistan a ait olduğu sürece bu sorunlar bitmez kardeşim.Meis adasında sabah horuzlar otunce Kaş ilçesinde sesini duyuyoruz.Sonra da şımartılmış yunan bütün ege denizi benim diyor.Bu ve benzer durumdaki adalari Türkiye almadıkça bu sorunlar bitmez.Ve hep birileri tarafından sorun olarak önümüze çıkarılır.Bu kadar açık ve net.Bana çok ilginç gelen bir durumdan da bahsetmek istiyorum; Muhalefetin böyle bir şeyden hiç haberi yokmuş gibi davranmaları... Devleti yonetme iddiası olan bu partilerin bu kadar önemli bir sorun karşısında, böyle ketum kalmaları bana çok ilginç geliyor.Gorelim mevlam neyler,neylerse güzel eyler.Rabbim bu milletin geleceği için çalışanlara guc kuvvet versin inşallah.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı