Devletin ve hükümetin değil, FETÖ’nün mağdurları
Yakın tarihin en büyük ihaneti olan darbe kalkışması hem ülke hem de millet olarak hâlâ şokunu yaşamaktayız.
Ülkemiz ve milletimiz dış güçlerin kışkırtması ve yönlendirmesiyle silah gücüyle teslim alınmak istenmişti.
Osmanlı tarihinde 6, Cumhuriyet döneminde 7 darbe ve darbe kalkışması, muhtıra gibi askeri güç üzerinden müdahaleler yaşandı.
Ancak, tarihte ilk defa inanç değerlerimiz istismar edilerek elde edilen güç ve gizli yapılanma sonucu bir ihanet söz konusudur.
Vatan sevgisi, imanlı ve eğitimli bir oluşum olan Hizmet Hareketi, gizli ve dış bağlantılı Paralel Yapılanma’nın bir sonucu olan FETÖ tarafından ahlaksızca ve vicdansızca kullanılmıştır.
Bayram dolayısıyla 3 yıllık bir tedavi sonrasında memleketim olan Trabzon’dayım. Bu ihanet kalkışmasının sonrasını kendi yaşadığım topraklarda il, ilçe ve köyümde nasıl karşılandığını yerinde görme fırsatım oldu.
Birlikte büyüdüğüm, yıllarımız ve gençlik dönemlerimizde beraber olduğumuz, akraba, dost ve komşularımız olan bu nesilden önemli bir kısmının devlet kurumlarında önemli mevkilere yükselmelerinden her zaman gurur duydum.
Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan ve gözaltına alınanlar listesine her geçen gün yeni isimler eklenmeye devam ediyor.
Maalesef, vatansever, iman ve samimiyetlerinden hiçbir şekilde kuşku duymadığım bu kardeşlerimizin büyük bir kesimi bugün ya açığa alınmış veya tutuklu olduklarını üzülerek öğrenmiş oldum.
Yani bir şekilde bu ihanet çetesi olan FETÖ kurbanı olmuşlar.
Onlar, asla bu vatan ve bu millete ihanet etmeyeceklerinden eminim.
Ancak onlar, Hizmeti Hareketi’nin ahlak anlayışı çerçevesinde, biat ve itaat kültürünün etkisinde kalmışlardır.
F.Gülen’e atfedilen kutsiyet, insan üstü manevi bir güç inancı ve bağlılığı Onların FETÖ ihanetini tanımalarına engel oldu, oluyor.
F.Gülen, manevi lider ve ona biat ve itaat’ın İslam’ın bir emri olarak yapılan telkinlerin tesirinde kaldıkları için onun her yaptığı veya yaptırdığı vatana ihanet olsa da hepsi tarafından değilse bile hâlâ birilerinin buna asla inanılmamış olduğu açık ve net görülmektedir.
Köyümün en eğitimli ve en dürüst kesimi olan bu kesimin aileleri devlete yapılan FETÖ ihanetini kabul etmemiş ve en sert tepkilerini gösterirken bir anda çocuklarının kullanıldığı gibi devlet düşmanı görünmeleri karşısında hem büyük bir şok yaşıyor ve kafaları fevkalade karışık olduğuna şahit oldum.
Sorun bu kesimin ihaneti değil, sorun hâlâ bu kesimin belli bir kısmı tarafından bu ihanetin anlaşılamamasıdır.
Dış destekli FETÖ tarafından bu ihanet kalkışmasının yapılmış olduğunun gerçeğinin kabullenilmemesidir.
Bu ülke ve milletine sevdalı bu kesimin hâlâ ‘Şeytanullah’ olan F.Gülen’in ihanetine inanmama konusundaki inatçı ısrarıdır.
Kendilerinin görevlerinden uzaklaştırılmaları veya arkadaşlarının tutuklanmalarından dolayı mağduriyetlerini ileri sürerek hükümeti ve uygulamaları eleştirirken, bu durumun müsebbibi olan F.Gülen hainini suçlayamamaları, eleştirememelerine hem bir anlam veremiyorum hem de bu körlüklerine kızıyorum.
Bir hipnoz ve bir akıl tutulması yaşandığı ve durumlarının bir klinik vakıa olduğu çeşitli halk katmanlarının ortak kanaatidir.
ADALET, İHANET
Elbette bugün gelinen noktada her şey hukuk içinde yapıldığını iddia etmek yanlış olur. Bugün görevlerinden uzaklaştırılan veya tutuklananların sayısı yüz bine doğru ilerliyor.
Bu kesimin içinde mağdur edilenler olduğu doğrudur.
Ancak; bu kardeşlerimiz bilmeli ki, onlar devlet veya hükümetin değil, FETÖ’nün mağdurlarıdırlar.
Devlet kurumlarındaki ‘Ergenekoncu çete ve İslam düşmanı bir kesimin’ mazlumları mağdur edecek kadar ileri gittikleri kısa zamanda anlaşıldı.
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan “Suçlular cezalandırılmalı, suçsuzlara dokunulmasın. Adalet ve hukuktan ayrılmadan hareket edilmeli” uyarısında bulundu.
Bu ülkede komutanından değil de Cemaat İmamı (ağabeyler)inden emir alan askerler, kanun ve amirleri karşısındaki sorumlulukları yerine FETÖ yapılanmasının emir ve yönlendirmeleriyle hareket eden devlet memurlarının aslında yanlışları ortada olduğu halde mağduriyetleri üzerinde bir algı oluşturmaya çalışmaları da asla ahlaki değildir.
Devletten maaşını alıp devletin taşıyıcı kolonlarına sızarak seçilmiş iktidarı dış güçlerin yönlendirmesiyle düşürmeye kalkışanları desteklemek veya onlara hâlâ taraf olmak bu saatten sonra bence bilmeden veya bilerek yapılan bir hainliktir.
Artık herkes aklını başına almalı, yanlışta olduğunu ve kendilerinin iyi niyetlerinin istismar edildiğini açık ve net olarak ortaya koymalıdır.
Suçunu anlamak ve itiraf etmek de bir erdemliktir. Bu erdemliği ortaya koymak şerefli, haysiyetli ve onurlu insanlar için zor olmamalı…
Madalyonun bir diğer yüzüne gelince…
İhanetçi FETÖ’cüler mutlaka en kısa zaman içinde yargı önüne çıkarılmalı ve hak ettikleri en ağır cezalara çarptırılmalıdırlar.
Ancak;
Bu hain Fetöcüler ile onların kandırıp kullandığı samimi vatanseverler bir tutulmamalı.
Dileğimiz odur ki bu ihanet içinde bilfiil yer alanlar ile sadece inandıkları ve oyuna getirilen samimi cemaat mensupları bir birinden ayırt edilmeli.
Hak ve adalet tecelli etmesi için kanunlar üzerinden ve hukuka bağlı olarak hareket edilmelidir.
NOT: Aziz milletimizin ve Alemi İslam’ın Bayramını tebrik ederim, Allah inançlarımız üzerinden benzer bir ihanet kalkışmasından ülkemizi ve İslam dünyasını korusun… AMİN.







