Devlet otoritesi, hukuk ve halk iradesinin de teminatıdır

24 Ağustos 2019 Cumartesi

PKK, geçmişte bazı belediyelerin imkân ve araçlarını kullanarak belirli il ve ilçelerde hendeklerle, tünellerle, silah ve mühimmat depolarıyla örgütlenmişti. 

Bu örgütlenmenin devamında ise bir isyana kalkışılmış.

İç ve dış destekli terör örgütü PKK, “Rojova Devrimi”ni Türkiye’de gerçekleştirmeyi denemiş, ancak devlet gücünü göstermiş ve o ihanet kalkışması bertaraf edilmişti.

Şimdi ise benzer bir ihanet hazırlığı ve yapılanması söz konusudur.

Bu gerçeği gören İçişleri Bakanımız Sn. Süleyman Soylu, kanunların verdiği yetkiyi kullanarak sorumluluğunun gereği devlet ve millet adına yerine getirdi. 

Amaç, yeni acılar yaşanmasına izin vermemek suretiyle belediyelerdeki terör örgütü yapılanmalarını önlemek. 

Diğer bir ifadeyle, suç işleyen ve devlet otoritesini tanımayan kişi ve örgüt yapılarını devlet kurumlarından temizlemek.

Eldeki bilgi ve belgelere dayanılarak başlatılan operasyon sonucunda 3 belediye başkanı ve bazı yöneticileri görevlerinden uzaklaştırıldı.

 Belediye Kanunu’nun 45’inci maddesi uyarınca ‘kayyım’ değil, (Kayyım mahkeme kararından sonra atanabilir)‘Başkan Vekilleri’ yerlerine atamış.

Bu uygulama; Anayasanın 127’nci maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 47’nci maddesine istinaden gerçekleştirilmiş. 

Yani her şey yasalara uykun olarak işletildi ve işletiliyor. 

Bakanımız Sn. Soylu’yu bu cesur ve milli tavrından dolayı kutluyorum.

KİM KİMDEN YANA VE NEDEN?

İçişleri Bakanlığı kararıyla 3 HDP’li belediye başkanının görevden alınması ve ‘Başkan vekili’ atamaları üzerinden başlayan tartışmalar artarak devam ediyor.

Bir tarafta, sorumluluk alanları dışına çıkan, devlet otoritesini ve yerel yönetimler yasasını hiçe sayarak ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünü tehdit eden silahlı terör örgütü PKK/KÇK’nın emirleriyle hareket eden belediye başkan ve yöneticileri var.

Diğeri tarafta ise, bu ihanetlere karşı gece gündüz demeden mücadele eden İçişleri Bakanlığı yani devlet var.

Bu ikisinin arasında bir de değerlendirmeleriyle ihanetin yanında yer alanlar ile onlara karşı milli bir duruş sergileyenler var.

Her şey bu kadar açık ve net ortada iken ve uygulamaya sebep olan bilgi ve belgeler kamuoyu ile paylaşıldığı halde bazı siyasilerin Bakan Sn. Soylu üzerinden hükümeti hedef alan açıklamaları, ilkeli bir siyaset biçimi olmadığı gibi demokrasimiz adına üzücüdür.

Şimdi, kim kimden yana ve kimler kimleri neden destekliyor sorusunu iteleyelim.  

HDP, o gizli ve kirli pazarlığın gereğini yaparak desteğiyle CHP’lileri makam ve mevki sahibi yapmıştı.

Şimdi sıra HDP’lilerin desteğiyle makam ve mevki sahibi olanlara geldi. 

CHP’liler de o desteği karşılıksız bırakmama adına hareket ediyor.

 ‘İttifak’ın bir diğer üyesi İP ise taraf olmaktan kaçınıyor. 

AK Parti ve MHP, ‘Cumhur İttifakı’nın milli ve yerli ilkeleri üzerinden yürüyüşünü devam ettiriyor. 

BBP, DSP ve Vatan Partisi ile halkımızın kahir ekseriyeti, belediyelerden terörist yapıların temizlenmesi için başlatılan operasyonları destekliyor.

Bir de bunların dışında beklenmeyen çıkışlarıyla şaşırtan bazı kimseler var.

Geçmişte devletin önemli mevkilerine liderleri Erdoğan tarafından getirilen o kimseler, geçmişlerini inkâr derecesindeki açıklamaları ise gerçekten üzücüdür.

Çünkü siyasi kanaatler dâhil her şey değişebilir, ancak insanı insan yapan bazı değişmez ilke ve değerler vardır. Vefa, haysiyetli, onurlu ve ilkeli duruş bu değerlerin başında gelir.

GÜVENLİĞİMİZ 

HER ŞEYDEN ÖNEMLİDİR

Milli irade, hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğü hiç şüphesiz çok önemli değerlerdir. 

Ancak bu değerlerin varlığı, bir ülkenin egemenliği, vatandaşının güvenliği ve devlet otoritesinin hâkimiyeti ile mümkündür.

Kısacası, devleti devlet yapan, ilkeler ve değerler olmadığı yerde demokrasi, insan hak ve özgürlükleri hükümsüzdür. 

Yani devlet otoritesi, hukuk ve halk iradesinin de teminatıdır.

O değerleri bahane ederek uygulamaları eleştirenler bilsinler ki, seçilmişlerde kanunlara ve devletin otoritesine bağlı olma zorunluluğu vardır. 

Hiç kimse şu bölge veya şu partiden olduğu için veya ‘dış baskılar’ var diyerek ayrı muamele görmez.

Ayrıca, “seçilmiş olmak, suç işleme hakkına sahip olmak anlamına gelmez”gerçeği hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Şunu herkes bilsin ki, asıl mesele devlet otoritesi, ülke olarak vazgeçilmezlerimiz olan ‘egemenlik haklarımız ve halkımızın güvenliği’dir.

Herkes bu ölçüleri nazari dikkate alarak safını belirlemeli ve yorumlarını ona göre yapmalı.

Yarın ‘eyvah’ veya ‘keşke’ dememek için dengesiz ve seviyesiz yorumlardan sakınılmalıdır. 

Siyasi çıkar hesapları üzerinden hareketle ihanete destek olunmamalı ve devlet yapısının taşıyıcı kolanları olan kurumlar ve otoriteyi zayıflatan girişimlere asla fırsat verilmemelidir. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • DobraDobra23 gün önce
    Erdiğini ve ak partiyi merkez alan bakış acınız problemli kişilik yansıması. Delilsiz görevden almaya kılıf bulma erdoğanın ihanet ettiklerini ihanetçi gibi gösterme çabanız takdire şayan ama bu sizi dürüst ve tarafsız yapmıyor.aksine yalaka ve yandaş yapıyor.keske sayın dikipakla bir çay ucseydiniz
  • Yusuf TunçerYusuf Tunçer23 gün önce
    Mehmet bey,Kim kimden yana diye sayarken, HDP terör örgütüne açıkça destek veren, Adıyaman’da ve bazı yerlerde seçim ittifakı yapan Saadet Partisi’ni saymayı unutmuşsunuz.HDP, CHP, İP ittifakına SAADET PARTİSİ’ni de ekleyiverin lütfen.Eliniz gitmiyor yazmaya belliki. Belki de kitleyle kötü olmak istemiyorsunuz. Ama gerçeği değiştiremez, eğip bükemezsiniz.
  • Yusuf TunçerYusuf Tunçer23 gün önce
    Mehmet bey,Kim kimden yana diye sayarken, HDP terör örgütüne açıkça destek veren, Adıyaman’da ve bazı yerlerde seçim ittifakı yapan Saadet Partisi’ni saymayı unutmuşsunuz.HDP, CHP, İP ittifakına SAADET PARTİSİ’ni de ekleyiverin lütfen.Eliniz gitmiyor yazmaya belliki. Belki de kitleyle kötü olmak istemiyorsunuz. Ama gerçeği değiştiremez, eğip bükemezsiniz.

Günün Özeti