Çöküş sürecindeki Avrupa düzeni ve Türkiye

29 Mayıs 2019 Çarşamba

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin kesin olmayan sonuçlarına göre, AB’nin omurgası kabul edilen merkez sağ ve sol partiler, Avrupa Birliği’nin kurucu ülkesi, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’da büyük kayıplar yaşadı.

Diğer bir ifadeyle, kapitalist sistemin yönettiği küreselleşme politikalarının iflasının hızlandığı, sistem partilerinin çöktüğü, merkez partilerin karşıtı olan Liberaller, Yeşiller ve milliyetçi, popülist aşırı sağ partilerin ise güçlendiği açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. 

Fransa’da merkez sağ ve merkez sol partiler seçim sonucunda adeta eridi. Marine Le Pen’in aşırı sağcı partisi Ulusal Cephe 22 sandalye ile birinci olurken Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un liberal partisi En Marche ikinci sırada yer aldı ve 21 sandalye kazandı.

İngiltere’de iktidardaki Muhafazakar Parti ve ana muhalefetteki İşçi Partisi büyük kayıplar yaşadı. İlk iki sırayı ise yeni kurulan ve ilk defa seçime giren Brexit Partisi (yüzde 31,6) ile Liberal Demokratlar (yüzde 20,3) aldı.

İtalya’da iktidar ortağı olan aşırı sağcı Lig partisi yüzde 28 ile zafer ilan etti. Sosyal demokrat Demokratik Parti ve koalisyonun diğer ortağı olan Beş Yıldız Hareketi ise yüzde 20 civarında oy aldılar.

Avrupa Birliği’nin kalbi Belçika’da ise adeta siyasi deprem gerçekleşti. Genel ve bölgesel seçimlerle eş zamanlı gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde ayrılıkçı ve sağ görüşlü Yeni Flaman İttifakı (N-VA) seçimin kazananı olurken, ırkçı Flaman Menfaati (VB) de oylarını önemli ölçüde artırarak ikinciliği elde etti.

Kısacası, Avrupa parlamentosunda Liberaller’in (ALDE) sandalye sayısı 42 artarak 109’a ulaştı.

Yeşiller’in (EFA) sandalye sayısı ise 19 artarak 69 oldu.

Aşırı sağ (EFDD) da sandalye sayısını 6 artırarak 54’e çıkardı.

Bu sonuç, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Avrupa düzeninin çöküşe evrildiğini gösteriyor.

BİRLİK SADECE ADI

Kuruluşundan günümüze çok yönlü girişimlerine rağmen tek vücut, tek yürek ve homojen bir Avrupa Birliği yapısı oluşturulamadığı gibi AB’nin dağılma sürecine geldiği konuşular ve tartışılır hale geldi.

Avrupa Birliği (AB), ortak para birimine geçmiş olsa da üye ülkelerden kaynaklanan çok ciddi ekonomik sıkıntıları var. 

Siyasi birlik için olmazsa olmaz şartlardan biri olan ortak dış politika ve çok dillendirilen ortak savunma politikası (Avrupa Ordusu) konularında bir arpa boyu yol alınamadı.

Bunun birçok nedeni olsa da asıl sebep ABD’nin engelleyici politikalarıdır. 

Amerikan yönetiminin dayatmaları karşısında direnme gücü gösteremeyen AB, küresel bir aktör olamıyor.

AB, bağımsız kararlar almaya kalkıştığında ensesinde ABD’nin elini hissediyor ve korkusundan geri adım atmaya mecbur kalıyor. 

AB’yi ikiye bölen ABD, bu seçim sonrası ırkçı ve aşırı sağcı partilerin varlığından istifade ederek AB’ye daha fazla müdahale edebilecek.

Özetleyecek olursa İngiltere’nin başlattığı ayrılma süreci ve ABD taraftarı üye devletlerinin varlığı AB’nin geleceğini olumsuz şekilde etkilemektedir.

Oyun kuran değil, ABD’nin vereceği rolleri üslenmeye mecbur kalıyor. 

AP SEÇİMLERİ BİZİ DE İLGİLENDİRİYOR

Birileri “AP seçimlerinden bize ne?” diyebilir.

Bilinmeli ki; biz ülke olarak hem Asya hem de Avrupa kıtasında yer alan ve her iki kıta arasında köprü vazifesi gören bir ülkeyiz. 

Ayrıca, AB üyesi ülkeleriyle tarihin derinliklerinden gelen birçok alanda tarihi ilişkilerimizin yanında AB’ye tam üyelik için başlayan siyasi, ekonomik ve iktisadi alanlarında güçlü bağlarımız var.

Bütün bunların ötesinde AB üyesi ülkelerde 7.5 milyon vatandaşımız yaşamaktadır. 

NATO içinde müttefikiz ve de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Avrupa Konseyi üyesiyiz.

AP çatısı altındaki siyasi yapıların takınacağı siyasi tavır, leh veya aleyhte alacağı kararlar itibarıyla etkileyeceği olması hasebiyle AP’nin seçim sonuçları üzerinden oluşacak konsey ve komisyonlar, bizim için de çok önemlidir. 

Bu ilişkiler ve bağlar nedeniyle AB’nin karar mekanizmalarından biri olan Avrupa Parlamentosu seçimleri sonrasında oluşturulacak olan Avrupa Komisyonu Başkanlığı seçimleri bizi de ister istemez ilgilendiriyor ve takibe mecbur ediyor. 

Ancak; yerel seçimler ve sonrasında bir karmaşanın yaşandığı İstanbul seçimleri nedeniyle AP seçimleri çok fazla gündem olmadı desek yanlış olmaz. 

TÜRKİYE İÇİN UMUT YOK GİBİ

Türkiye-AB ilişkileri ve geleceği ile ilişkin tartışmalar temel siyasi söylemde bu seçimler sonrasında bir değişim yok.

“Türkiye, AB’nin temel değerlerinden ve ilkelerinden uzaklaşıyor” değerlendirmesi bir ortak görüş olarak benimsenmiş durumda. 

Bu seçimlerde ırkçı siyasi akımların çok daha etkili olacağı Avrupa Parlamentosu ve onun komisyonlarında Türkiye daha da dışlanacağı bir gerçektir.

Hatta şimdiye kadar oyalanan ve AB içinde kısmen tutulan Türkiye ile ilişkilerin durdurulması veya tamamen kesilmesi de gündeme gelebilir.

Türk hükümeti bu olumsuz gidişat karşısında yeni öneri ve projelere karşı politik adaklar başlatmalıdır.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • ........2 ay önce
    Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu açıklandı. Söz konusu firmalar bir yıl boyunca çalıştı, didindi, çalıştırdığı milyonlarca işçi üretti ve 2018 yılında hepsi toplamda 63.5 milyar lira kâr elde etti.Bundan tam bir yıl önce dolar kuru ne kadardı? Hemen söyleyeyim, 4.56 liraydı. Bir yıl sonrasında, yani bugün ne kadar? Merkez Bankası destekli kamu bankalarının baskısıyla 6 liranın biraz üzerinde hoplayıp, zıplıyor. Bıraksalar 7 liraya koşacak lakin seçim var. Bırakamıyorlar.Birlikte hesaplayalım. Özel sektörün ne kadar döviz borcu var? Yaklaşık 200 milyar dolar! Geçen yıldan bugüne dolar kuru farkı ne kadar? Yaklaşık 1.5 lira… Haliyle dolar fiyatları artınca, döviz borçları da Türk Lirası cinsinden arttı.Ne kadar arttı? Çarpalım… Çarptık. Aaa 300 milyar lira! Bu durumda özel sektörün borcu Türk Lirası bazında 300 milyar lira artmış bir yılda…Türkiye'nin en büyük 500 sanayi şirketinin bir yıllık kârı ne kadardı? Toplam 63.5 milyar lira! Bakın borcun faizini, komisyonunu, şusunu, busunu saymıyorum. Ödenecek borç ülkenin kötü yönetimi yüzünden 5 yıllık kârına denk gelmiş diyorum.Faizler kükremiş sel gibi bendini çiğnemiş. Kredi faizleri yüzde 35'lere gelmiş, enginlere sığmamış, taşmış. Sahi hangi banka kredi vermiş? Hangi şirket bu faizlerin altından kalkacakmış?Adama sormazlar mı, “Ekonomi iyi gidiyorsa bu destek paketleri niye?”, “Neden bu şirketler borçlarını ödeyemiyor?” diye… Bugüne kadar soran olmadı. Herkes alkışladı. Açılan paketleri koyacak yer kalmadı!Paket demek, kaynak demek… Vergilerin harcanması, devletin alacağından vaz geçmesi demek… Kimin için bu alacaktan vazgeçiliyor? Oraya da bakmak gerek! Sahi “bütçe” nasıl denkleşecek?Kamu bankalarına kredi versin diye 30 milyar lira daha aktarıldı. Sahi bu paranın neydi kaynağı? Bu saatten sonra şirketler kredi, borç, hibe, teşvik, vergi affı olmadan işleri döndüremiyor. Hükümet KDV iadelerini bile ödeyemiyor.Ülkenin yıllık bütçesini ilk 5 ayda bitirdi. Şimdi Merkez Bankası'nın akçelerine gözünü dikti. Daha da “Yemez artık” dedikçe doymadı, ikinci tabağı istedi. İstanbul seçimi geçsin bakalım görürsünüz hesabı kime kilitledi?Bu sadece dış borçtaki durum… Bir de evin içerisi var. İç borçlar… O aramızda… El âlemi bu işe karıştırmayalım. Kendi aramızda halletmeye çalışalım.Hem zaten daha önemli sorunlarımız var. Önce İstanbul'u AKP'ye tekrar kazandıralım. Ülke ekonomisi yanarsa yansın! Şöyle soğuk bir ejder meyveli smoothie içer bu sıcakta ferahlarsın.
  • UnalUnal2 ay önce
    Peki avrupa haçlı düzeni yikilyorda ege ve akdeniz de avrupaya gitmek için bogulanlar ne için boğuluyor avrupa haçlı düzenin agababalari olan vatikan papasiyla özel seans görüşüp poz verenler ne oluyor
  • geleceğe zar atanlargeleceğe zar atanlar2 ay önce
    Çöküş düzeni mi? Çok beklersiniz! Hele, hele başkasının yıkılışını kendi yükselişiniz sanarsanız, daha çoook dövünürsünüz. Senin neyin var, neyin olma ihtimali var(yok) ona bak! 10 yıl önce dolar geberdi diyordunuz; n' oldu? Milletin ayağındaki dona kadar dolarla alıyor sunuz şimdi, yâni 10 sonra, yaaaa!

Günün Özeti