• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
14 Ağustos 2019

Çin, Uygur Türkü’ne kültürel soykırım uyguluyor

Doğu Türkistan’daki Çin zulmü aralıksız sürdürülüyor.

Her türlü siyasi ve ekonomik baskılar devlet terörüne dönüştürüldüğü Doğu Türkistan’da şimdi de Uygur Türkü’nü öz kimliği ve inancından uzaklaştırıp ‘Çinlileştirmek’ için Çin devlet güçleri tarafından soykırıma varan bir kültür asimilasyon politikaları uygulanıyor.

Diğer bir ifadeyle ‘İslam Çinlileştirilmek’ isteniyor.

‘İslamcı terör örgütlenmesi ’ne karşı mücadele ettikleri iddiasıyla Müslüman Uygurların dini faaliyetleri yasakladığı gibi camilerde toplu ibadetleri de yasaklamıştır.

Camilerin tamamı kapatılırken sadece dış ülkelerden gelen gözlemcilere göstermek için birkaç cami açık tutuluyor.

Toplama kamplarında zorunlu eğitimle bir kültürel değişim, inanç ve kimlik merkezli bir asimilasyon politikası yürütülüyor.

Bütün bu insanlık dışı baskı ve devlet terörü uygulanması yetmezmiş gibi aileler arasında Çinli erkekler sokularak, ‘aile bütünleşmesi ve bir arada yaşama kültürünü geliştirme’ adı altında ahlak dışı bir uygulamaya başlanmıştır.

Karşı çıkan aileler tutuklanıyor ve ağır işkencelere tabi tutuluyor. Göstermelik mahkemeler ve ağır  hapis cezaları söz konusudur.

Kısacası bugün Çin işgalindeki Doğu Türkistan’daki Uygur Türkü temel insan hak ve özgürlüklerinden mahrumdur.

Çin devleti bu insanlık dışı uygulamalarını gizlemek için güçlü bir propaganda kampanyası yürütüyor.

Çin, görünüşte şeffaf bir politikayla, Doğu Türkistan’da her şeyin yolunda olduğu izlenimi vermeyi hedefliyor.

Öte yandan da 23 milyon Müslümanın “Komünist Parti’ye sadık Çinliler” olmaları için her türlü hukuk ve ahlak dışı yönteme başvuruyor.

Uygurları asimile etme adına oluşturulan kamplarda binlerce Uygur Türkü zorla ideolojik eğitim tabı tutuluyor.

GİZLENEN GERÇEKLER, ÇİN VE ÇİNCİLER

Kuzeybatı Çin bölgesi halk kongresi idari mercilere radikal olarak tanımlananların yargılanmadan kamplara kapatılıp “eğitilmesi” ve «çevrilmesi» (Yani asimile edilmeleri) için yetki vermişti.

Bu yetkiye dayanarak Çin hükümet güçlerinin başlattığı operasyonlarda çok ciddi anlamda insan hak ve özgürlükleri ihlal ediliyor olması dış dünyada Çin devletine karşı tepkilere sebep oldu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise, Doğu Türkistan vilayetindeki Uygurların ideolojik eğitiminde kullanılan kampları hedef alan eleştirileri geri çeviriyor.

Terörizm ile mücadele ettiklerini ve Müslüman Uygurlar için kurulan eğitim kamplarının “önleyici önlem” niteliği taşıdığını belirtiyor.

Çin hükümeti, Doğu Türkistan’da devam eden Çin devlet terörünü belgeleyen raporlar yayınlayan, Uygurlara yönelik insan haklarının ihlal edilmesini kınayan bazı ülkelerin ve uluslararası kuruluşlara nota göndererek, ‘içişlerine açıkça müdahale ve Çin’in egemenliğinin kabaca ihlali’ suçlamasında bulundu, bulunuyor.

Ayrıca Çin hükümeti tüm tepkilere rağmen, “radikalleşmeyi bertaraf politikamızdan vazgeçmeyeceğiz” cevabıyla dünyaya meydan okumaktadır.

“Radikalizmi bertaraf etme” işin bahanesi asıl hedef, devlet mekanizmasının talim ve terbiye sistemiyle Uygur Türkü’nü asimile etmek.

Öz kimlikleri ve inanç değerlerinden uzaklaştırıp Çinli toplum içinde eritip yok etmektir.

Çin, Doğu Türkistan’da “ülkeye uygun” Müslüman yetiştirmek istiyor.

“Meslekî eğitim merkezi”ni ziyaret etmesine izin verilen az sayıdaki yabancı basın mensubuna göre tahminen bu merkezlerde yaklaşık bir milyon Uygur Türkü bulunuyor.

Çin devletinin gerçekleri gizleyen girişimlerinin sebepleri anlaşılıyor.

Ancak, Türkiye’de bazı siyasilerin ve onların yandaş medyasında Çin mezalimini yani Doğu Türkistan gerçeğini gizleme gayretlerini ise anlamak mümkün değildir.

Çinli yetkililerin refakatinde o kamplarda yapılan mülakatlarda görüşlerine başvurulan (tutsak) Uygurlar,  “Burada gönüllü olarak bulunuyoruz. Amacımız radikal düşüncelerden tümüyle arınmak” şeklinde konuşmalara baskısız ve gönüllü olarak yapılıyor şeklinde takdim edilmesi ise yüz kızartıcı bir ayıptır.

Çin devletinin soydaşlarımıza uyguladığı zulmü Türk kamuoyundan gizleme adına onları ajanlıkla suçlamak, kelimenin tam anlamıyla kepazeliktir.

Çünkü o eğitim merkezlerini incelemelerine ve yapılan tüm görüşmelere Çin resmî makamlarının temsilcileri de eşlik etmektedir.

Orada gerçekler değil, hazırlanan bir tiyatro sahneleniyor.

Belli bir kesim “Çin’e karşı ABD adına ajanlık yapılıyor” iddiası gerçek olsa bile Doğu Türkistan’da Çin devlet terörünün sebep olduğu insanlık dışı uygulamalarını meşru kabul etmeyi gerektirmez. 

Elbette bazı ülkeler, rakip kabul ettikleri ülkelerdeki yanlışlar üzerinden suçlamalarda bulunurlar ve de bulunuyorlar.

Ancak doğru olan, bu baskıları gizlemek değil ortadan kaldırmaktır.

Yani Çin devleti, Doğu Türkistan gerçeğini gizleme yerine insanlık adına utanç verici uygulamalara son verilmesidir.

Çin hükümeti adına gönüllü savunuculuk yapan tabiri caizse, ‘kraldan fazla kralcı’ yani Çin’den fazla Çin taraftarı olanlara çağrımız; özel çalışmalarla Çin hükümetine yaranma arayışı yerine doğruları araştırıp savunun ve gazetenizde gerçeklere yer verin.

Çünkü, Doğu Türkistan’da bir insanlık suçu işleniyor.

Bu suça ortak olmayın.

O suça ortak olmak size hiçbir şey kazandırmaz aksine çok şey kaybettirir…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Levent

Usta, sen onu Reise anlat. Reis cinle 20Milyar olan ticareti 50ye cikaracmis. Anliycagin, cini destekliyor. Umurundami Uygur Türtkleri! Devlet Bahceliye bi laf yok, o zaten MHPyi satti.
  • Yanıtla

Emre

Madem böyle bir şey var protesto edelim. Huawei var Xiaomi var.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23