Çare bulunamaz ise insanlık bir facia ile karşı karşıya kalır
Dünyanın gündemi bütün dünyada hızla yayılan koronavirüs salgını.
Bizans İmparatoru Justinianus’un adıyla anılan Justinianus veba salgınından kolera ve ‘Orta Çağ’daki Kara Ölüm’, İspanyol gribi, Hong Kong gribi, domuz gribi ve ebola gibi pandemik hastalıklardan çok daha etkili ve hızlı yayılma gücüne sahip bir virüs olan korona dünyanın son asırda yaşadığı en korkunç sağlık krizidir.
Bundan önce de insanlık kızamık, çiçek hastalığı, sıtma, AIDS vb. hastalıklarla karşılaşmış ve çoğunu tedavi ve aşıdan çok hijyen ve tavsiyelere uyarak yenmişti.
Ancak insanlık ilk kez kendi imkanlarıyla kendini korumaktan aciz bir bulaşıcı hastalıkla yüzleşmiş oldu.
Bazı çevreler önleyici ilaçlar ve aşılar ürettiklerini iddia etse de henüz virüse karşı bir aşı ve hastalığın tedavisi için de bir yöntem geliştirilemediğini hatırlatan Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization - WHO), durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.
İlk olarak Çin›de görülen ve akabinde bütün dünyaya yayılarak ölümlere neden olan virüsün yol açtığı Covid-19 hastalığına hazırlıksız yakalanan ülkeler, son günlerde olağanüstü önlemlere başvuruyor.
Bu konuda sivil toplum kuruluşları, uluslararası örgütler ve şirketler seferber olmuş durumdadır.
İnsanlığı esir alan, Koronavirüsünün ne zaman son bulacağı konusundaki belirsizlik ise büyük panik ve korkuya yol açıyor.
Şimdi herkes virüsün yol açtığı ve ölümcül hastalığa karşı, büyük etkinliklerin iptali, okulların kapatılması veya hijyene verilen önem gibi alınan tedbirler yeterli mi, veya tedbir amaçlı bu girişimlerin getirisi olacak mı sorularına cevap arıyor.
Maalesef bu sorular hâlâ cevapsız ve korkutan bir belirsizlik söz konusu.
Kafalardaki diğer bir soru ise, Korona salgınının bir biyolojik savaş olup olmadığıdır.
Dünya genelinde ve çeşitli halk katmanlarında “Kimler veya hangi ülkeler ne için ve de hangi ülkeye karşı neden bu savaşı başlatmış olabilir?” soruları irdeleniyor.
Bu konuda Çin, ABD’yi suçluyor.
Bazı ülkelerdeki bilim adamları ise bu virüsün biyolojik bir saldırı olduğunu iddia ederek, dünya ilaç ve silah sanayisini elinde bulunduran ve ‘küresel serme’yi yönlendiren şirketleri sorumlu tutmaktadır.
Diğer ülkelere nazaran bizde durum biraz daha iyi ancak…
Sağlık Bakanlığımız ile hükümetimizin öngörülü olarak aldığı tedbirler sayesinde diğer bazı ülkeler ile karşılaştırıldığında onlara nazaran ülkemizde durum daha iyi denebilir.
Hükümet alınan önlemlerde devletin işlerliğini ve ülke ekonomisinin etkilememesine büyük önem vermektedir.
Bütün bu tedbirlerin yanında; Ticaret Bakanlığı koronavirüs salgını üzerine kaydedilen fiyat artışlarıyla ilgili olarak ülke genelinde denetimlere başlanması ve fiyat artışının ve ürün yokluğuna neden olanlar hakkında TCK’ye göre hapis cezasının uygulanacağının duyurulması önemli bir gelişmedir.
Diğer bir önemli gelişme ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı 19 maddeden oluşan ‘Koronavirüse karşı ekonomik tedbir paketi’ oldu.
“Bu paket önemli ancak yeterli değil” şeklinde eleştiriler var.
Elbette eleştirilerin haklı yönleri var.
Ancak unutulmamalıdır ki; insan sağlığına yönelik tehdidi dışında dünya piyasalarını altüst etti eden Koronavirüs dünya genelinde üretimin yavaşlamasına sebep oldu.
Koronavirüs, borsaları çöküşe zorladığı gibi dünya ekonomisini sarstı.
Ayrıca, Koronavirüs, dünyanın belki de on yıllarca toparlanamayacağı bir ekonomik krize yol açacak şekilde büyük zararlar vermeye devam ediyor. Hiç şüphesiz ülkeyi yöneten her hükümet, ülke ekonomisinin çarklarını çeviren üreticisini kendi öz kaynaklarından destek vererek korumak ister.
Ancak, gücü nispetinde bunu yapabilmeye muktedir olduğu gerçeği de kabul edilmeli.
Eğer, bu vahim durum engellenemez ise insanlık uzayan süreçte hem sağlık hem de ekonomik olmak üzere bir facia ile karşı karşıya kalır.
Bu gerçek nazari dikkate alınmalı ve tüm ülkeler çareler bulmak için ortak bir çalışma başlatmalıdır.







