• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
02 Kasım 2019

Bir asimetrik savaşla karşı karşıyayız

ABD Temsilciler Meclisi, 1915 Olayları’nı ‘Ermeni Soykırımı’ olarak onayladı ve devamında ise Barış Pınarı Harekatı dolayısıyla öngördükleri yaptırımları kapsayan tasarıyı da kabul etti.

Türkiye’ye yönelik yaptırımlar öngören 4695 sayılı yasa tasarısı ile 296 sayılı Ermeni tasarısı kabul edilmiş olsa da her iki tasarı Senato onayı olmadığı için şu an itibarıyla bağlayıcılığı bulunmayan ve ‘tavsiye niteliği’ haiz metinlerden ibarettir.

Ancak, bağlayıcılığı ve hiçbir yaptırım gücü olmasa bile Temsilciler Meclisinin tavsiye niteliğinde kararlar alması bile ABD adına utanç vericidir.

Çünkü, NATO çatısı altında sürdürülen Müttefiklik ilişkilerimizin ruhuyla bağdaşmadığı gibi ABD Yönetimi’yle 17 Ekim tarihinde Suriye konusunda varılan mutabakata da aykırıdır. 

Bu tavır, ahlaki olmadığı gibi devletler hukukuna da ayrıca aykırıdır.

Hukuk dışı olan bu düşmanca kararlarla aslında ABD, güvenilir bir müttefik olmadığı gerçeğini bir kere daha göstermiştir.

Ayrıca, ABD Temsilciler Meclisi, Türkiye’yi hedef alan iki tasarıyı kabul ederek ikili ilişkileri zor bir sürece sürüklemiş oluyor.

Diğer bir ayrıntı ise Türkiye karşıtı tasarıların tam da 29 Ekim gibi Cumhuriyetimizin kuruluş gününe ‘denk getirilmesi’ ise onur kırıcı,  aşağılayıcı bir küstahça bir tavırdır. 

….Ve yine tarihinde hiçbir kan lekesi olmayan Türk milletini soykırımcı gösterme amacıyla Ermeni Soykırım tasarısının Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmesi yüz kızartıcı bir suçtur.

Çünkü, bu kararla tarih siyasete alet edilmiş olduğu gibi bu tasarı hukuki dayanaktan yoksundur.

Tavsiyemiz şudur ki, ABD, Türkiye’yi soykırımcı olarak suçlamadan önce kendi tarihlerine baksın kanlı geçmişiyle yüzleşsin.

AB, ABD İLE AYNI YOLDA

ABD’nin, Türkiye Karşıtı Politikalarına çanak tutanların başında Avrupa Birliği (AB), gelmektedir.

AB, ABD’nin yanında Türkiye’ye karşı yer almak suretiyle Suriye’de bir pay kapma peşindedir. 

Kendi başına politika üretemediği için küresel bir aktör olmayı başaramayan AB, tarihinde ilk defa tam üyelik yolunda ilişkileri devam eden bir ülkeye yaptırım kararları alarak suçlayıp kınamıştır.

AB’nin bu yaklaşımı asla ilkeli ve ahlaki olmadığı gibi ikiyüzlülüktür.

 Menfaatlere dayalı olduğu kadar Türkiye’ye karşı ideolojik bir bakış acısından kaynaklanmaktadır.

 TÜRKİYE KARŞI HAMLELER BAŞLATMALI

Türkiye, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. Maddesinde yer alan “üye ülkeler silahlı saldırıya hedef olması durumunda meşru savunma hakkını kullanır” ibaresine dayanarak ülke güvenliğini  tehdit eden Suriye’nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik başlattığı ‘Barış Pınarı Harekatı’ ile elde edilen başarılı sonuçlar, Türkiye karşıtı güç odakları ve bölge üzerinde hesapları olan devletleri kudurttu.

ABD ve AB’nin ekonomik yaptırımların yanında silah satışlarını durduran kararların yanında siyasi baskılar ve tehditleri artarak devam ediyor.

Bütün bu düşmanca tavır ve davranışlar yetmezmiş gibi ayrıca ülkemize yönelik, yalan ve iftiralarla dolu bir karalama kampanyasını devam ettiriyorlar.

Karşı algılar ve manipülasyonlarla yürütülen bu karalamaların merkezinde, ABD’nin başını çektiği Batılı emperyalist ülkelerin istihbarat servislerinin de yönlendirdiği bazı siyasiler ve medya kuruluşları aktif olarak rol almaktadır.

ABD’nin VOA, Almanya’nın DW, Fransa’nın France 24, İngiltere’nin BBC, devlet kanalları 29 Nisan’dan bu yana Youtubeüzerinden başlattıkları ortak dijital yayınla bu karalama kampanyasına öncülük etmektedirler.

Aynı ortak yayındaki Türkçe bölümünde ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetine karşı  yalan ve yanlış bilgilerle aleyhte bir kamuoyu oluşturulmaya çalışılıyor.

“Biz ne yaparsak yapalım, bunlar önyargılı ve şartlanmış oldukları için engelleyemiyoruz” düşüncesinden hareketle pes etmek yanlıştır. 

Onların tüm oyunlarını ve aleyhimizdeki propagandalarını titizlikle takip etmeli ve tüm kitle iletişim araçlarını kullanarak karşı ataklar başlatmalıyız.

Hariciyemiz eksiklerini tamamlayarak dünyanın her yanında bilgi birikimi olan deneyim ve tecrübe sahibi, konusunda uzman, vizyon ve misyon sahibi kadroları devreye sokmalı.

Aksi halde, emperyalist güç odaklarının ülkemize yönelik devam eden asimetrik savaşta yenik düşeriz.

Siyasi ihtiraslar bir kenara itilerek, milli bir refleksle herkes üzerine düşeni yapmak üzere harekete geçmelidir.

Unutulmasın ki, şimdi ikbal ve istikbal zamanı değil, istiklal zamanıdır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mehmet

Sayin yazar, söylediginiz seyler yuzyillardan beri bilinen durumlar. Dışişlerinde ise monşerlerden geçilmiyor ve buda zaten batililarin çabasi sonucu olusmus bir sey. Ayrica dışişlerinin doğrulari anlatmasi batillari ikna edermi saniyorsunuz. Bizim bildigimizi onlar bilmiyorlarmi. Tabiki biliyorlar hemde alasini. 
  • Yanıtla

Orhan İNAN

ELLERİNİZE SAĞLIK. GÜZEL UYARI VE TEKLİFLERNİZ VAR. ANCAK, İÇİMİZDEKİ HAİNLERİN OLANLARA NASIL SEVİNDİKLERİNİ BİLİYORUZ. BU İHANET ŞEBEKELERINDEN KURTULMADAN MILLI MESELELERDE IKTIDAR HEP YALNIZ KALACAK.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23