Bayram vesilesiyle adalet ve hakkaniyet üzerine bir vicdan muhasebesi

05 Haziran 2019 Çarşamba

Alem-i İslam’ın Ramazan Bayramını tebrik ederek yazıma başlıyorum.

Sevgi, şefkat, barış, hoşgörü, eşitlik, hakkaniyet, karşılıklı saygı, emek ve alın teri, mülkiyet hakkı, ırz ve nâmusun korunması, sorumluluk duygusu, gibi değerler, her insan için vazgeçilmez temel ahlâkî ve insânî haklardır.

Mensubu olmakla şeref duyduğumuz İslâm, bu değerlerin korunmasını ve yaşatılmasını emretmiştir. 

Unutulmasın ki; insanlık, barış, huzur ve güven içinde bir arada yaşama kültürüne, bu değerlerle sahip olabilir. 

Bu değerlerin yaşanması ve yaşatılabilmesi ancak “adâlet”in hayâta hâkim olmasıyla mümkün olabilir.

Adâletin olmadığı yerde zulüm ve haksızlık vardır. 

Zulüm ve haksızlığın hâkim olduğu toplumlar ise ilkel, vahşî ve seviyesiz toplumlardır. 

Haklı olanın değil, güçlü olanın hükmü ve hükümranlığı geçerli olur.

Bilinmelidir ki, haksız güç zulümdür, güçsüz hak ise mağdurdur. Haksız gücün karşısında, güçsüz hakkın yanında olmak ise insani, ahlaki ve imani bir sorumluluktur. 

Adâlet, bir medeniyet ve insanlık sembolüdür. Ecdadımız tarih boyunca Alem-i İslam-a ve faklı ırk ve dinlere mensup zulme uğramış toplulukları adalet ve hakkaniyetli tavır ve davranışlarıyla sahip çıkmıştır. 

Onların koruyucu gücü olmuştur. 

BUGÜN NE HALDEYİZ

Biz, medeniyet değerlerimizin temelini oluşturan ve bizi biz yapan, bizi millet kılan o yüce değerlere bugün ne kadar sahibiz?

O milli ve manevi ruhu yaşıyor ve yaşatabiliyor muyuz?

Bu sorular irdelenmeli ve cevapları karşısında yeniden düşünmeliyiz.

Maalesef, o değerlerden uzaklaştıkça uzaklaşıyoruz. 

Aramızdaki sevgi ve saygı ayarı bozuldu. Güven ve huzura hasret kalır olduk. 

Değişen dünya şartları içinde hem değiştik hem de dönüşen olduk. 

O değerler zayıfladıkça egoizm, çıkarcılık duygularımız ve hırslarımız güçlendi. Kibirlenip bencilleştik. 

Kısacası; aramızdaki insani ilişkiler bakımında milletçe tarihinin en acımasız dönemlerini yaşıyoruz.

HEPİMİZE DÜŞEN GÖREVLER VAR

Biz o güzel hasletlerimiz olan o yüce değerlere bağlı olduğumuz tarihlerde millet olarak büyümüş ve güç kazanan olmuşuz.

O değerlerden uzaklaştıkça zayıflamış, dökülmüş ve maalesef çökmüşüz. 

Tarihte birçok örnekleri mevcuttur. 

Maalesef, şimdilerde de benzer bir tarihi hakikatle karşı karşıyayız. 

Fert ve toplum olarak kültürel zenginliğimiz olan farklı düşüncelerimiz üzerinden çatışma alanları oluşturduk. 

Aşağılamayan, küçümseyen, ötekileştiren ve yok sayan hatta küfür ve hakaretlere varan sosyal paylaşımlarla birbirimizi itibarsızlaştırmaya çalışmaktan zevk alır olduk. 

Hakkaniyet ve adalet duygusundan uzaklaştıkça birbirimizi kırıyoruz. Kendimizi öylesine kaybetmişiz ki; Vicdani ve ahlaki olmayan bir tavır içinde insan onurunu ayaklar altına aldığımızın farkında bile değiliz.  

Önceleri tartışırken “yarın birbirimizin yüzüne bakacağız” düşüncesinden hareketle daha temkinli bir yaklaşım içinde kapıları kapatmamaya özen gösterirdik. Şimdi ise kapıları kapatmakla yetinmeyip birbirimizin suratına olan hızımızla çarpıyoruz. 

Her geçen gün aramızda ördüğümüz aşılmaz duvarları yükselttikçe yükseltiyoruz.

Elbette insan şaşar beşerdir. 

Bazen yanlışların farkına çok geç de olsa vardığında daha doğrusu, gerçekler çıkınca karşımıza, elimizde koca bir hiç, bir keşke kaldığını görüyor ve üzülüyoruz. 

İnsan sarsılır ve huzursuz, kaygılı, mutsuz olur. Enerjisi düşür, moral ve motivasyonu bozulur. Kendini çıkmaz bir sokakta hisseder.

Yaptığı yanlışların acısıyla kıvranır ve mantıklı bir çıkış yol arar, bir çözüm bulmak için çırpınır.

Tek çıkar yol, gerçekleri kabullenmek ve yanlışlardan kurtarmak için büyük bir cesaretle kararlılık göstermek...

….Evet şimdi; düşünmenin ve o yüce değerler etrafında bu olumsuz gidişe çareler üretmenin zamanıdır. 

Bu konuda şunlar veya bunlar diyerek ayırmadan ben dahil, herkes bir şekilde az veya çok aynı yanlışın içinde olduğu varsayımından hareketle onurlu bir yaklaşım sergilemeliyiz. 

Herkes, insani, ahlaki ve imani bir anlayışla gerçekle yüzleşmeye kendini hazırlamalı. 

Birbirimizi sorgulayıp muhakeme etmeye zorlamadan herkes birbirinden özür dileyip yeni bir başlangıç yapmalı.
Gelin şu sosyal medyadaki o kirli, hakaret içerikli paylaşımları silelim. 

Yerine sevgi ve saygıyı, hoşgörüyü öne çıkaran paylaşımlar yapalım.

Aksi halde toplumsal barış, milli birlik ve beraberlik ile birlikte yaşama kültürünü kendi ellerimizle yok etmiş olacağız. Katkı sağlayamayız. 

Yol haritamızı belirleyen temel ilkeler, hakkaniyet ve adalet, ölçümüz ise ülkemizin bölünmez bütünlüğü ve milletimizin birliği olmalı.

Gelin bizi biz yapan o değerleri yeniden ihya etme adına yeni bir ruh ve heyecanla yola çıkalım.

Bunu başardığımızda, ülkemizde barış, huzur ve güven hakim olacak. İşte o zaman demokrasi bahçemizde güller açacak…

Unutulmasın ki; gözlerimizin renkleri farklı olsa da gözyaşlarımız aynıdır. Birbirimizi üzmeyelim, üzülmeyelim…

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Güleser topuzGüleser topuz1 ay önce
    Çok haklısınız Mehmet Bey Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce'yi allayıp pullayıp sahneye sürdüler İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçiminde de ani bir manevrayla Ekrem imamoğlunu ortaya attılar.Bu işin bir proje olduğunu bilmek için gelin olmak gerekmez.. bakalım sonu nereye varacak?
  • HTURK HTURK 1 ay önce
    Sayın yazar çok haklısınızda Büyükşehirlerin Ak parti tarafından kaybedilmesi gerçeği kafanıza dank ettirdi. Hakaret ve adalet konusunda ilk önce Erdoğanı uyarın. Devletin milletin birliğini temsil eden makamdaki zat, kendine oy vermeyenlere hakaret etmeyi bıraksın,sonrada Akit'in muhalefet hakkında yazdıklarına bir bakın. Hergün küfredersen,birgün küfrü yersin.
  • AHMETAHMET1 ay önce
    Mehmet bey her nasılsa Partili olmuş bir salak (AK Parti medya sorumludu hem de) Trabzon’da İmamoğlu’nu karşılayan kalabalık için “Pontus Rumları İmamoğlunu karşıladı” diye yazmış sosyal medyasında. Böylelerini partiden temizlemeden seçim kazanmak falan hayal olacak.
  • FeritFerit1 ay önce
    Günaydın
  • Ali rızaAli rıza1 ay önce
    Çok yerinde bir yazı kutluyorum...
  • Ali rızaAli rıza1 ay önce
    Çok yerinde bir yazı kutluyorum fakat diğer köşe yazarlarıda okusada kalemlerinden kin ve nefert damlamasa , sevginin yerini hiç bir şeydolduramaz , yaşları küçük ileride öğrenecekler,
  • Mehmet Mehmet 1 ay önce
    Ne adaleti yazar.Adaleti ve liyakati olmayan devlet ayakta nasıl duracak. Hem temenni diliyorsunuz hemde adaleti yok edenleri övüyorsunuz.Munafik nasıl olunur

Günün Özeti