--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Avrupa, ABD’den stratejik olarak bağımsızlaşabilir mi?

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
0

ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte Washington ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler, görülmemiş ölçüde gerildi.

Trump yönetiminin Avrupa’yı küresel politikaların dışında bırakmaya yönelik tavrı, NATO, Avrupa’nın savunma harcamaları, ticaret, gümrük tarifeleri, Ukrayna savaşı ve Avrupa’nın güvenliği konularında Washington ile Brüksel arasında ciddi görüş ayrılıkları ile Grönland konusunda yaşanan gerilimler bunun an bariz örnekleridir.

Grönland meselesi giderek Avrupa’nın, kendi stratejik çıkarlarını Amerikalı müttefikine tamamen bağımlı olmadan savunup savunamayacağının test edildiği bir alana dönüşmüş oldu.

Bu gerçekten hareketle Avrupa, Grünland’ı ABD’ye kaptırmamak ve kendi gücünü göstermek için kararlı bir direniş sergiliyor.

Nitekim, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Grönland’ın başkenti Nuuk’a gerçekleştirdiği ziyaret ve ardından Grönland’ın geleceğine “başka hiç kimsenin değil”, Grönland halkının ve Danimarka’nın karar vereceği şeklindeki açıklamada Trump’ın adı doğrudan telaffuz edilmese de mesajın adresi belliydi:

*

Mesele Sadece Grönland Değil…

Avrupa, Grönland’ı koruyamaz ise artık deniz yolları, küresel ticaret, enerji kaynakları, kritik ham maddeler, nadir toprak elementleri ve güvenlik gibi büyük güç rekabetinin önemli başlıkları arasında yer alan alanları ABD, Rusya veya Çin’in insafına bırakmakmış olacak.

Bu doğru, ancak Amerika ile Avrupa arasındaki sorun artık sadece Grönland değildir.


Grönland üzerinden yaşanan gerilim, ABD ile Avrupa arasındaki daha büyük bir stratejik tartışmanın yalnızca görünen yüzüdür.

Şimdi asıl soru şu:

Avrupa, Washington’a olan stratejik bağımlılığını azaltabilecek mi?

Diğer bir ifadeyle; Avrupa, ABD’den bağımsız bir stratejik güç haline gelebilir mi?

Veya ABD’den bağımsız bir Avrupa mümkün mü?

Şu bir gerçek:

Avrupa, kendi güvenliğinin başkasının siyasi tercihine bağlı olmasını istemiyor. Bunda da çok haklı.

Velâkin;  madalyonun diğer yüzünde ise farklı bir gerçek var.


Avrupa Birliği, dünyanın en büyük ekonomik güç merkezlerinden biridir. Ancak ekonomik büyüklüğünü aynı ölçüde siyasi, askeri ve jeopolitik güce dönüştürebilmiş değildir.

Enerjide dışa bağımlılık, savunma sanayisindeki eksiklikler, ileri teknoloji alanındaki rekabet, kritik ham maddelere erişim ve güvenlik politikalarında ABD’ye hala büyük ölçüde ihtiyaç duymaktadır.

Tüm bu olumsuzluklar ise Avrupa’nın siyasi karar alma kapasitesini de doğrudan etkiliyor.

İşte onun içindir ki; Avrupa kendi güvenliği, ekonomisi ve stratejik çıkarları söz konusu olduğunda ABD’ye “hayır” diyebilecek kapasiteye ulaşamıyor.

Aslında Trump yönetimi, Avrupa’ya önemli bir gerçeği hatırlattı: ABD ile Avrupa arasındaki ittifak güçlü olsa bile çıkarlar her zaman aynı değildir. Bu gerçekten hareketle Washington kendi ekonomik ve stratejik çıkarlarını öncelediği gibi Avrupa’nın da kendi ekonomik, askeri ve siyasi kapasitesini geliştirmesi gerekiyor.

Şimdi, Avrupalıların önemli bir kesimi, ABD ile AB arasındaki sorunların aşılması için 3 Kasım’da yapılacak ara seçimde Washington’daki siyasi dengelerin değişmesini bekliyor.

Ancak bu beyhude bir bekleyiştir. 

Çünkü gerçek stratejik bağımsızlık, başka bir ülkenin seçim sonucunu beklemekle değil, kendi ekonomik gücünü, savunma kapasitesini, enerji güvenliğini ve ortak dış politikasını oluşturmakla mümkündür.

Ayrıca ABD’nin AB’ye takındığı tavır, Trump’tan ziyade ABD’nin yeni dış politikasının bir sonucudur.  

 

Yorumlar

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu siz yazın — yukarıdaki formu kullanabilirsiniz.

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle