--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

AB’nin Türkiye çıkmazı

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak

ABnin dışişleri bakanları Brüksel’de iki günlük bir zirve için bir araya geldi.  Zirvenin en önemli konularından biri Türkiye–AB ilişkileri oldu. Zirvede birlik üyesi ülkelerin farklı görüşleri nedeniyle Türkiye’ye karşı izlenecek tutum konusunda uzlaşı sağlanamadı.  

Türkiye, her zaman anlaşmazlık konularının diyalogla aşılmasından yana olmuştur. Ancak AB, kendi dayatmaları ile bize ayar vermeye kalkışarak gerilimi artıran taraf oldu. 

Türkiye’ye karşı önyargıları var ve samimi değillerdir. 

Zirvede, pek çok AB ülkesi, müzakerelerin tek taraflı kesilmesi halinde Türkiye’nin mülteci krizindeki işbirliğini feshetmesinden endişe ediyor. 

Görüldüğü gibi ilkeler ve değerler değil, çıkarlar gözetilerek ikiyüzlü politikalar ileri sürülüyor. Bu zirvede de Türkiye-AB ilişkilerinde değişen bir şey yok. Anlaşılan, Türkiye’ye karşı eleştiri ve suçlamalarla oyalamaya devam edilecek. 

Onlar kendileriyle oynaşta olsunlar, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıl sonunda millete gidelim. AB müzakerelerinin devam etme etmeme konusunda referandum ile milletimiz karar vermeli” sözleriyle “hodri meydan” dedi.  

Çünkü anlaşmalardan doğan haklar verilmediği gibi verilen hiçbir söz yerine getirilmiyor. Bahaneler üzerinden şartlar koşuluyor ve Türkiye oyalandıkça oyalanıyor. 

“Hodri meydan” ifadesi, bir sabrın taşmasıdır. 

53 yıl kapıda bekletilen Türkiye, artık daha fazla beklemeye tahammülü olmadığını açık ve net bir şekilde ortaya koymuş oldu. 

Bu karar AB’ye karşı bir blöf değildir. 

İşi bu noktaya getiren hiç şüphesiz, Almanya’nın başını çektiği AB’nin yanlış ve ikiyüzlü politikalarıdır.  

TÜRKİYE’NİN KARARLILIĞINI GÖRDÜ

Brüksel’deki zirveye katılan Almanya’nın Dış İşleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, zirve sonrası Ankara’ya geldi. 

Almanya Dışişleri Bakanı’nın, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye’ye yapmakta olduğu ilk ziyarettir. Bu gecikmeli ziyaret, bir olumsuzluk ifadesidir. NATO içinde müttefik bir ülke olan Türkiye’yi bu şekilde ihmal etmek demokratik değerleri savunan bir siyasetçi ve bir devlet adamı için önemli bir eksiklik ve kayıptır. 

Şimdi, bu ziyaret vesilesiyle o eksikliği giderme adına bir fırsat doğmuştur. Takındığı tavır, kullandığı dil ve açıklamalarıyla Walter Steinmeier bu fırsatı değerlendirerek gönül almaya çalıştı. 

Deneyimli bir politikacı olan Sayın Steinmeier’in ziyareti, Almanya Cumhurbaşkanlığı için en güçlü aday olması hasebiyle, belki de Ankara’ya bakan düzeyinde son ziyaret olacak. 

Türkiye ile ilişkilerin gerildiği bir dönemde Ankara’ya ziyaret gerçekleştiren Sayın Steinmeier’e Türkiye’nin terör örgütlerinin himaye edilmesi, ‘Geri kabul anlaşması’ çerçevesinde vaat edilenlerin yerine getirilmemesi, Alman ve AB’de bazı siyasilerin ve medyasında, ‘Türkiye karşıtlığı’ ile ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığı’ gibi konulardaki itirazlar iletildi. 

Misafir bakan, temasları sırasında Türkiye’nin Almanya ve AB’ye sitemlerini, şikâyet ve beklentilerini en yetkili kişilerden dinlemiş ve Türkiye’nin kararlılığını görmüş oldu. 

Sayın bakan, Türkiye’nin Almanya ve AB dayatmalarına ve şartlarına boyun eğmeye asla niyetli olmadığına şahit oldu.

Sayın Steinmeier, Ankara’nın kararlılığını ve ilişkilerin son aşamaya doğru ilerlediğini ülkesine ve AB’ye iletmiş olacak.

Almanya ve AB’nin Sayın Steinmeier’in bu ziyareti sonrası yeniden bir durum değerlendirmesi yapacağı ve tavırlarını netleştirmek zorunda kalacaktır. 

AB konusunda Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, “böyle geldi ama böyle devam etmeyecek”  diyerek son noktayı koydu. 

Kısacası: AB’nin artık safını açıkça ortaya koyması gerekiyor.

 

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle