AB’nin doğru sandığı yanlışlar
Batılı emperyalist devletler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan çok onu deviremeyen ana muhalefete kızıyorlar. Baseler Zeitung gazetesinin yorumuna göre, Avrupalı bazı siyasiler ve medya, ana muhalefetin beceriksizliğinden şikayetçi.
Bizans entrikalarını aratmayan batı destekli hukuk dışı girişimlere rağmen hâlâ dimdik ayakta kalmayı başaran Cumhurbaşkanı Erdoğan için “siyaset sihirbazı” yakıştırmasında bulunuluyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “böyle geldi ama böyle devam etmeyecek” diyerek son noktayı koydu. Yılbaşına kadar Türkiye’nin önüne konan engeller kaldırılmaz ve bahaneler üzerinde dayatılan şartlar ile keyfi uygulamalara son verilmez ise AB ile ilişkilerin geleceğini referandum sonucu belirleyecek.
Kimilerine göre bu açıklama, üstü kapalı tehdit, kimilerine göre ise uyarı niteliğindedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tarihi uyarıdan sonra önce Pakistan ve sonrasında ata topraklarından kardeş Özbekistan’a geçti. Her iki ülkede muhteşem törenlerle karşılandı ve her iki ülke ile çok önemli gelişmeler, görüşmeler yapıldı.
Bu ziyaret hem ülkeler arası hem de bölgesel olarak ayrı bir önem arz etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dönüş yolunda yaptığı açıklamalar AB üyesi ülkelerin başkentlerine bomba gibi düştü.
Ata yurdumuzdan ana vatana dönüş yolundaki açıklamaları gerçekten çok önemli. Dış politikamızda yeni hamleler olarak değerlendirebilinecek tarihi gelişmeler niteliğindedir. Aynı zamanda Türkiye-AB serencamında bir milat olarak da değerlendirilebilinir.
Çünkü, şimdiden gelecek adına işaretler veriliyor.
AB, YANLIŞLARINDAN DÖNMELİ
Ankara-Brüksel ile Berlin hattında Türkiye için olduğu kadar AB ve Almanya için de zorlu bir ‘denge arayışı dönemi’ başladı.
Asıl sorun: AB, Türkiye’yi “eski Türkiye” sanıyor ve hâlâ yanlışlarında ısrar ediyor olmasıdır.
Şimdiye kadar ki, küçümseyen, oyalayan ve eleştiren hatta hakaretler içeren politikalarının ‘Yeni Türkiye’de geçerli olmadığını AB artık anlamalı.
Eski algılar ve politikalar değişmeli, aksi halde Türkiye rotasını değiştirmeye hazırlanıyor.
AB, “Türkiye bir yere gidemez, Erdoğan blöf yapıyor” şeklindeki yanlış ve önyargılı değerlendirmeler yerine Ankara’nın mesajını, iyi okumalı. Yeni hamle politikalarının sinyalleri ve işaretlerini alarak kendini ona göre yapılandırmalıdır.
Bu konuda yakın zamanda Ankara’yı ziyaret eden Almanya Dış İşleri Bakanı Sayın Steinmeier’e AB yöneticileri kulak vermeli.
Ankara’daki temasları sırasında en yetkili kişilerden Ankara’nın şikayetlerini ve beklentilerini dinlemiş ve Türk devlet yetkililerinin kararlılığına şahit olmuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Özbekistan dönüşü uçaktaki açıklamalarında, “Türkiye’nin Şanghay Beşlisi içinde yer alması, çok rahat hareket etmesini sağlar” açıklaması derin anlamlar taşımaktadır.
Ankara, AB ve Almanya ile tarihi bir kriz yaşadığı bir gerçek. Ankara, uyarı mesajlarının yanında tüm diplomatik kanalları açık tutmaya devam ediyor.
Diplomatik manevralarını yaparken, diyaloğa açık olduğunu ve var olan sorunların uzlaşmayla aşılmasından yana olduğunu da açık ve net ortaya koymaktadır.
Ancak, Ankara’nın bir şartı var. Tek taraflı dayatmacı, yanlış politikaların ve siyasi baskıların terk edilerek, adaletli bir yaklaşım sergilenmesidir. Bu yapıldığı takdirde sorunları çözüme kavuşturma niyeti ortaya konmuş olur.
Tıkanmayı aşacak bu hamle, AB tarafından atılmaz ise, AB kapıyı kapatan taraf olur. Sorumlu olur ve AB’nin bir güç olmasını kendileri engellemiş olur.
AB bundan sonra yoluna Türkiye ile mi? Yoksa Türkiyesiz mi? devam edeceğine karar verecek.
AB tarafında kafalar fevkalade karışık. Bir ortak noktada anlaşmaları çok zor.
Nasıl bir tercihte bulunulacağını zaman gösterecek.
Bakalım ve görelim...







