• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
18 Mayıs 2019

ABD, İran’ı bahane ederek Ortadoğu’yu işgale mi hazırlanıyor?

İran, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BM-GK)’nin beş daimi üyesi, Avrupa Birliği (AB) ve Almanya ile 2015 tarihinde imzaladığı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA)’inyükümlülüklerini yerine getirdiği halde, ABD’nin haydut Başkanı Donald Trump geçen yıl önce, İran ile varılan nükleer anlaşmadan çekilmiş, ardından Kasım 2018’de Tahran yönetimine yönelik yeni yaptırımları devreye sokmuştu.

Anlaşmaya imza koyan diğer BM daimi üyeleri ile AB ve Almanya (5+1), Trump’ın çekilme kararına rağmen anlaşmaya bağlı kalacaklarını açıklasalar da ABD’nin baskıları karşısında İran ile var olan ve her gecen gün büyüme yolundaki ticari ve siyasi ilişkilerini sürdüremediler. 

ABD’nin siyasi baskı ve ekonomik yaptırımları ve AB’nin oyalayıcı politikalarına karşılık, 5+1 anlaşmasından kaynaklanan bazı yükümlülüklerini askıya alma, ayrıca Hürmüz Boğazı’nı kapatmakla tehdidinde bulunmak suretiyle elindeki iki önemli kozu son çare olarak ileri sürdü.

Zaten, İran’ın yapabileceği başka bir şeyde kalmadı. 

İran’ın Uranyum zenginleştirmeye tekrar başlama ihtimaline ilişkin açıklamalarını tehdit olarak değerlendiren ABD’nin haydut Başkanı Trump, devam eden yaptırımların arttırılmasını başlanacağını hatta bazı askeri seçeneklerinin de görüşüldüğünü belirtti. 

Bu açıklamalar açık bir tehdit olduğu için “savaşa mı gidiyoruz?” sorusunu beraberinde getirdi. 

Dünya başkentlerinde bu karşılıklı restleşmelerin bir savaşa dönüşür mü üzerinden farklı senaryolar ve komplo teorileri tartışılmaya başladı.

ABD, sürekli İran’ı bahane ederek Orta Doğu’yu işgal planları hazırladığı artık gizlenmiyor.

Bu konuda dünya siyasetine yön veren düşünce kuruluşlarının uzmanları tarafından birçok yorum yapıldığı gibi bazı siyasiler tarafından da bu gerçek, yüksek sesle dillendirildi ve de dinlendiriliyor. 

İran’ın diğer ülkelerde kendine bağlı gruplara, ABD menfaatlerine saldırı düzenlemeleri emrini verdiğine yönelik istihbarat bilgileri aldıkları iddiasıyla ABD, geçen hafta, uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ü, muhrip-destroyerlerini, B-52 bombardıman uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçaklarından oluşan uçak filolarını bölgeye gönderdi.

ABD, Ortadoğu’daki Amerikan güçlerine İran tarafından saldırılması ya da Tahran’ın nükleer silah çalışmalarını yoğunlaştırması durumunda bölgeye 120 bin asker göndermeyi planladığını açıkladı.

Nitekim İran Devrim Muhafızları Genel Komutanı General Hüseyin Selami, ABD ve müttefikleri ile topyekûn bir savaşın eşiğinde olduklarını söyledi.

ABD’nin İran ile varılan 5+1 Nükleer anlaşmasından çekilmesi ve devamındaki askeri, stratejik ve siyasi alanlardaki manevraları ile tehditlerinin sebebi, İran bahane edilerek Ortadoğu’yu işgal etmeye hazırlandığı gerçeğidir. 

ASIL HEDEF TÜRKİYE’DİR

Sonuç olarak: ABD ile İran arasında bir çatışma çıkma ihtimali gittikçe güçlendiği doğrudur. 

Ancak başlayacak bu çatışmalar, bir savaşa dönüşse de bu savaş İran’la sınırlı kalmayacaktır.

İran üzerinde başlayacak bir savaş kısa sürede İran dışına taşınacak.

Çünkü ABD’nin asıl hedefi İran değil(!)

ABD, İran üzerinden Orta Doğu’yu işgale hazırlanıyor ve asıl hedefi Türkiye’dir. 

CIA eski direktörü Graham Fuller’in ‘İslamsız Dünya’ adlı kitabında, o tarihi gerçeği şu şekilde itiraf ediyor.

“ABD’nin dünya hâkimiyeti önündeki tek engel Sünni Müslümanlardır. Vahhabilerle ortak çalışıyoruz, Şiileri kullanıyoruz.

Sünni iktidarın yıkılması, Sünniliğin kalesi olan Türkiye’nin yıkılması ile mümkündür.”

…Evet, her şey açık ve net.

Bazı gerçekleri anlamak için sanırım başka söze gerek yok.

Dün, Lawrens vardı bugün; F. Gülen, A. Öcalan, S. Demirtaş, Cem Özdemir, Can Dündar, Deniz Yücel, M. Karayılan ve Figen Yüksekdağ, Sezai Temelli gibi Lawrens’lar var…

Dün, Osmanlının parçalanması, topraklarının bölüşülmesinin adı olan Sykes-Picot gizli ihanet antlaşması vardı, bugün ise onun devamı niteliğinde ABD’nin öncülüğündeki Batılı emperyalist güç odaklarının yeni gizli planları yani BOP var. 

Dün hedefte Sultan ll. Abdulhamid vardı, bugün Başkan Erdoğan var.

Bugün, siyasi baskılar, tehditler ve şantajların yanında içişlerimize müdahale etme girişimleri, S-400 ve F-35 krizi, Türkiye’nin Akdeniz’deki enerji kaynaklarındaki mahrum edilmek istenmesi, Türkiye’yi tehdit eden bölücü terör örgütlerinin silahlandırılıp eğitilerek Türkiye’ye yönlendirilmeleri, o ihanet planının parçalarıdır. 

Bu gerçekler nazarı dikkate alınarak mutlaka ülke içinde siyasi ihtiraslar bir kenara itilerek, milli birlik sağlanmalı. 

Dışişlerimiz bu saldırı ve ihanet planlarına karşı yeni politik hamleler geliştirerek karşı bir tavır almalıdır. 

Aksi halde, telafisi çok zor darbelere karşı zayıf kalır, ağır bedeller ödemek zorunda kalırız. 

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı