--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

AB, ikiye bölünmüş durumda

Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
5

Fransa, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Türkiye’ye Doğu Akdeniz ve Libya politikalarından ötürü yaptırımlar uygulanmasını ayrıca Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin resmen durdurulmasını istiyor. 

Ancak Fransa ve Yunanistan, Türkiye’ye karşı AB nezdinde aradıkları desteği bulamadı.

AB üyesi bazı ülkeler Türkiye’ye karşı Yunanistan ve Fransa’ya destek verilmesini savunuyor. Bu değişmez Türkiye karşıtlığının bir sonucu olduğu için çok fazla etkili olmadı.   

Ancak, Avrupa Birliği (AB), içinde birçok üye ülkenin bu görüşe karşı “Fransa ve Yunanistan, Türkiye’ye karşı AB’yi kullanmaya çalışıyor”  şeklinde görüş belirtmesi gerçekten çok anlamlı ve önemlidir.

Böylece; Ankara’nın (AB)’ye  “Yunanistan ve Fransa’nın oyununa gelmeyin, onların Tiyatrosu’nda rol almayın” çağrılarının karşılık bulduğu görülmektedir.

AB’DE GÖRÜŞ AYRILIĞI

Fransa ve Yunanistan’ın  çağrısıyla olağanüstü toplanan AB üyesi ülkelerin Dışişleri Bakanları arasında Türkiye’ye karşı belirlenecek ortak tavır konusunda ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

Yani, Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, Türkiye konusunda ikiye bölünmüş durumda

Yunanistan Başbakanı Mitsotakis ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron, AB’nin Lizbon Antlaşması’nın, 42’nci maddesinin 7’nci fıkrasına uyarak Türkiye’ye karşı sert bir tavır alınmasını istiyor.

Konunun anlaşılması için AB’nin ‘Lizbon Anlaşması’nı 42’nci maddesinin 7’nci fıkrasına bakalım. 

Bu maddeye göre:

‘AB’ye üye bir devlet askeri tehdit ya da saldırıyla karşı karşıya kaldığında, diğer üye devletler, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesine uygun olarak, kendi imkanları dahilindeki tüm araçlarla yardım ve destek sağlamakla yükümlü olur.’ 

AB’nin lokomotifi olan Almanya’nın yanında İspanya, İtalya, Bulgaristan, Macaristan ve Malta gibi üye ülkeler, bu maddenin işletilmesinin şartları oluşmadığı düşüncesinden hareketle Türkiye’yi izlediği politikalardan ötürü eleştirmekle birlikte, gerilimin daha da tırmandırılmaması gerektiğini düşünüyor, tansiyonun düşürülmesini, sorunların diyalog yoluyla çözümlenmeye çalışılmasını istiyor.

Yani Avrupa Birliği (AB)’nin önemli ülkeleri, AB’nin bir bütün olarak Türkiye’ye karşı tavır almasını gerektirecek bir durum olduğuna inanmıyor.

Çünkü, diyalog ve diplomatik kapıları açık olduğu gibi Ankara, sorunların görüşmeler yoluyla çözüme kavuşturulması çağrılarına dikkat çekiliyor.

GÜÇLÜ TÜRKİYE KORKUSU

Türkiye, bölgede yükselen bir askeri güç olması Yunanistan’ı korkutmaktadır. Ayrıca Libya, Lübnan ve Suriye üzerinde hesapları olan sömürgeci Fransa’nın da işine gelmediği bir gerçektir. 

Fransa, Akdeniz’in doğusunda çok güçlü bir Türkiye istemiyor.

Almanya ve diğer bazı AB üyesi ülkeler, Fransa’dan biraz daha faklı düşünmektedirler. 

Onlar çok güçsüz, istikrarsız bir Türkiye istemezler, çünkü güçsüz ve istikrarsız bir Türkiye onlara fayda sağlamaz zarar verir. Ancak, çok güçlü bir Türkiye de istemezler. 

Her zaman kendilerine muhtaç ve üreten değil, tüketen, yani onların pazarı olan bir Türkiye, onlar için idealdir. 

Onun içindir ki AB, demokrasimizin güçlenmesine ve ekonomik kalkınmamıza hiçbir zaman destek olmamıştır.

AB’ye tam üyeliğimizin de sürekli engellenmesinin de asıl sebebi budur. Yani güçlü Türkiye korkusudur.

AB’nin bazı ülkeleri Fransa ve Yunanistan’ın Türkiye karşıtı tezlerine destek vermiyor olması, Türkiye’ye duyulan dostluktan veya politikalarını takdir ettiklerinden değildir. Onların gereksiz ve kendi çıkar politikalarına alet olmak istememelerindedir.

Bu tavrın şartlara göre değişebileceği de  bilinmelidir.

Bu gerçeklerden hareketle Türkiye hesaplarını iyi yapmalı ve politik hamlelerini ona göre geliştirmelidir.

 

Yorumlar

(5)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Nahit sazoglu

15 Ağustos 2020 19:20

Turkiye bu bolgede cok kuvvetli olmak zorundadir askeri ve saunma alaninda silah sanayinde aselsan havelsan roketsan makina kimya endustrisine cok buyuk yatirimlar yapmali denizciligimizi devlet politikasi yapmaliyiz demiryollarimizi gelistirmeliyiz

Mert

15 Ağustos 2020 12:29

AB 3 degil 13 e bolunecek.ABD 23 e bolunecek. Kanada 33e bolunecek. Avustralya 8 e bolunecek. Ne istiyorsun...Cok mu sevineceksin.Akit Yazarligi boyle birsey. Avrupa ABD kisa casi Hristiyan Yahudi Dusmanligi. Yazik HEMDE cok yazik.Ezikliklerini boyle gideriyorlar...

Can

15 Ağustos 2020 09:19

Sanki demokrasinin güclenmesi disa bagimli bir durum mu. Istemeyenler mecliste ta kendileri oturuyorlar. 1982 anayasasini bile degistirmek istemeyenlerden neyi bekliyorsunuz. Islerine gelmiyor ki seffaflik gelince eskisi gibi paralari dagitamayacaklar vatandasa hesap vermeme saltanati biter.

diğer sevindirici duyumlar

15 Ağustos 2020 05:02

Kim Vietnama kaçcek, senato Trumpu görevden alcek; onu artık annesi de eve almecek, zaten kardeşini de hastaneye kaldırdılar, durumu çok kötü, ayrıca onu bir gazteci azarladı biliyo musunuz, mor oldu çok mor! Bunlar bizim aile bütçemize doğrudan katkı haberler, ayrıca kalkınmamızı da sağlecek oleyler. Şimdiklik bunlarla oyalanın, gelişme olursa yayarım.

bele bele gi diyok işte, napçen

15 Ağustos 2020 04:39

ab ikiye bölünmüş durumda, daha sonra üçe bölünecek, daha da sonra ülke adedi kadar bölünecek. dolar düşecek, tuvalet 1000 dolar falan olacak, yuvro daha da düşecek, esed litvonya' ya kaçacak vs..

Mehmet Koçak Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle