• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
11 Ocak 2020

Zulmün akıbeti…

Bir zalim öldürüldü diye üzülmek zorunda olmadığımız gibi, onu öldüren bir başka zalimin lehinde sevinmek zorunda da değiliz. Kasım Süleymani, binlerce mazlumun ahını almış, binlerce masumun kanına girmiş bir zalimdi. Onu görünürde öldüren Amerika ise bu konuda hakkında söz söylemenin bile abes olduğu kadar zalimdir; zulüm denince ilk akla gelen ülkelerden biridir.

Süleymani’nin öldürülmesi İran halkını ne kadar üzdüyse mollaları da o kadar sevindirdi. Çünkü sonuçta Süleymani molla hiyerarşisini altüst eden tatminsiz bir adamdı. Protokoldeki yerini yadırgadığı her halinden belli oluyordu. İran devriminin ikinci bir Humeyni’yi taşımaya tahammül göstermesi mümkün olmayacağına göre, bu potansiyel tehlike bu vesile ile atlatılmış oldu.

Hem Amerika hem de İran öldürülen Süleymani’yi iç politikalarına alet etmekte bir sakınca görmüyorlar. Göstermelik restleşmelerin bir tiyatrodan ibaret olduğunu önceleri belki sadece İran ve Amerika biliyordu; şimdilerde ise bütün dünya görerek öğrendi.

Protokol gereği söylenen övgü dolu sözler ve dökülen gözyaşları? Biz o sözlere ve gözyaşlarına FETÖ sebebiyle kırk senedir aşinayız. Bu tür sözlerin sevgiyle, gözyaşlarının ise hüzünle hiçbir alakası olmadığını; bu kirli taktiği ise FETÖ’nün İran’dan aldığını çok iyi biliriz…

Dünyanın neresinde olursa olsun bir mazlumun ahını duysam, derhal “Mazlumun duasından sakının. Çünkü onun ile Allah arasında perde yoktur” nurlu beyanını hatırlar, titreyen arşı içimde hisseder, bağrımdan kopan hıçkırık boğazımda düğümlenir ve ürperen bakışlarımı semada gezdiririm.

Acaba, derim kendi kendime ve korku dolu bir sesle, sema ne zaman yıkılacak, yıldızlar ne zaman dökülecek ve her biri birer şihap olup zalimin başını paramparça edecek. Korktuğum veya beklediğim olmaz. Çünkü zalim daha beter bir belayı hak etmiştir. Ve onun defteri bütünüyle öbür tarafta dürülecektir…

Zalim zavallı bir acizdir aslında. Firavun soylu, Nemrut yapılı ve Neron karakterli bir aciz. Pişmanlığı boğulurken, aczi bir sinekle yere çalınırken ve ikilemliği bütün bir Roma’yı yaktıktan sonra, bir caninin idam fermanını imzalayacağı sırada “Keşke hiç yazı yazmasını bilmeseydim” deyip ağlarken, zakkum acılığı içinde ve bütün dehşetiyle tadan ve yudumlayan bir zavallı…

Zalim bazen Allah’ın adalet tecellisi. Rab, intikamına onu perde yapar. Vakti gelince onu da kıskıvrak yakalar ve ettiklerini, inlettiklerini, kanına girdiklerini, gözyaşı döktürdüklerini bir bir ondan sorar.

Zalim bednâm. Gayz, kin, öfke, nefret, iğrenti ve tiksintiye yakıt. Şeytanın sütkardeşi. Emdikleri lanet. Görecekleri azap ki, ebed-müddet. Bu manada “zâlim” “kâfir” demek. (Bakara, 254)

Zalim vardır; kahramandır, korkaktır. Zalim vardır; akıllıdır, ahmaktır. Zalim vardır; yeri sağlam, kaypaktır. Zalim vardır; derviş kılıklıdır, amelinde cebbardır. Zalim vardır; ayak öper şeddattır. Zalim vardır; bazen avcı bazen ise avdır. Zalim vardır; gözü yaşlıdır, karnı dolu timsahtır. Zalim vardır; hem zehirdir, hem baldır. Zalim vardır; çölde balık, denizlerde yılandır. Zalim vardır; iffeti yok, ismettir. Zalim vardır; hamlıkta son kemaldir.

Zalim vardır tek başınadır, devlettir. Zalim vardır; adı sığır çobanına, çorbacıya ve babası meçhul nicelere unvandır. Zalim vardır; ismi asildir, masumdur, kendi ise gaddardır. Zalim vardır; cana kıyan, katildir. Zalim vardır; kendini telef eden, sefildir.

Ey mazlumun ahını ney gibi dinleyen ve onun feryadını kahkaha kadehine doldurup şarap diye içen bütün zalimler ve ey bu zalimlere arka çıkan pes payeler!. Düşünün bir kere, bütün Firavunlar, Nemrutlar şimdi neredeler. Sorun bilenlere, hangi cehennemdeler… Onlar yaptıkları bunca zulümden, kıydıkları bunca candan acaba ne kazandılar ve kazandıklarından size zulümden başka ne miras bıraktılar..? Ve sorun kendinize de, hüküm çıkarın akıbetinize; görün şimdiden varacağınız yer nere ve inleyeceksiniz hangi mazlumun soluk kesen inilti izbesinde… Evet, düşünün ve sorun bunu kendinize!.

Ve siz ey zalimin zulmü karşısında sabrı iştah haline getiren bütün mazlumlar, mağdurlar, inleyenler, ağlayanlar, sızlayanlar, ciğerini dağlayanlar ve dua dua Rabbe yalvaranlar! Dinsin artık ıstırabınız, son bulsun, ağlamanız, feryadınız. Yemin olsun, ışık dolu ferdanız. Allah’tır çünkü sizin Mevla’nız. Bir İsmi de “Züntikam-intikam alıcı”dır O’nun unutmayınız…

Sözüm tasdik eder Sadi’yi. Bilmem ki hangi zalim ilham etti ona bu güzel, bu veciz neşideyi. Veya hangi mazlumun ahını duydu da söyledi o bu ilham yüklü sözleri: “Mazlumun kurumuş dudaklarına söyleyin gülsün! Zalimin dişi nasıl olsa sökülecektir…”

Bu ilahi adalettir, istisnası yoktur. Kapıyı çalanın kapısı mutlak bir gün çalınır. Daha ne diyeyim: Eden bulur, yapan yaptığını aynen görür…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Muhterem Latif bey. Nefis ibretli şiir gibi yazınızı okudum. Rabbim hayırlı eylesin. Ellerinize o güzel zihninize sağlık.
  • Yanıtla

Amerikan Kıtmiri

15 Temmuz günü milletten tokat yiyen müfsid zalim şimdi Milletini Amerikan esaretine almaya çalışıyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı