• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Zamanın altın diliminde altın vuruşlar

05 Şubat 2022
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

İnsanın en kıymetli, en değerli sermayesi, ömrünün saniyelerden, dakikalardan, günlerden, haftalardan, aylardan ve nihayet yıllardan oluşan zamanıdır. Ebede ve ebediyete nispeten bir gün hatta ondan da az bu sınırlı zaman dilimi, sonsuz ahiret alemini kazanmamız için verilmiştir. Kazanmanın yolu da yine bize bu ömrü veren Zat tarafından  tarif ve talim edilmiştir. Bu yolun adı dindir. Dinin adı da İslam’dır.

Cenab-ı Hak, rahmetinin bir eseri olarak bize bahşettiği ömür günlerinin içine, kendisinin atfettiği değerle değerlenen günler, aylar koymuştur. Bugünleri ve ayları O’nun istediği doğrultuda değerlendirenleri ödüllendireceğini vaad etmiş; ödüllendirme keyfiyetinin önünü ise açık bırakmıştır.

İşte o değerli aylardan birini, Recep ayını idrak etmiş bulunuyoruz. Bereketi sonsuz, kıymeti sınırsız bu aydan istifade etmek, onu Rabbimizin istediği doğrultuda değerlendirmemize bağlıdır. Farzları yapmak, büyük günahlardan uzak durmak bu değerlendirmelerin ilk merhalesidir. Oruç, Recep ayına ayrı bir boyut kazandırır. Evrad ü ezkar, onu süsler, zinetlendirir.

Haramlara kapalı bir hayat yaşamak, gelen varidatı zayi etmemenin en önemli çaresidir. Yoksa, günlerce, aylarca çalışmanın semeresi harmanın bir kıvılcımla yanıp kül olması gibi, yapılan binlerce hayırlı iş, bir haramla yanar kül olur.

İbadete riya karıştırmak, amel-i salihi gösteriş olsun diye işlemek  çok önemli bir müflislik göstergesidir. Yapılan bütün amellerin Allah için ve ihlasla yapılması ise sevabının adedini ancak Cenab-ı Hakk’ın bileceği ölçüde bir sermaye birikimidir. Ahirette işe yarayacak olanlar da zaten ihlasla yapılan amellerden başkası değildir.

Sınırlı bir vakitte yapılması gerekenleri, lüzumu ölçüsüne göre öncelemek aklın gereğidir. Bize, ne bu dünyada ne de öteki dünyada hiçbir hayrı olmayacak meşgalelerle vakit geçirmek sadece bir gaflet ve kötü bir yanılgı olarak kabul edilmelidir.  Okumalarımızda dahi seçici olmak zorundayız. Başkasının düşünce ve fikir diyerek yazdığı nice müzahrafat/ dönüşümsüz atık var ki, okuduğumuzda onlardan geri kalan sadece ruhumuzun, kalbimizin kirlenmesidir.  Kendimizi kendi ellerimizle tehlikeye atıyoruz. Bilmem ki farkında mıyız?

Rabbimizin Yüce Kitabını ve doğrudan bize olan eşsiz hitabını, anlayarak, düşünerek, tefekkür ederek tekrar tekrar okumalıyız. Onu beyan eden, açıklayan, yorumlayan tefsir kitaplarını, bize Efendimizin nurlu ve aydınlık yolunu anlatan, öğreten hadis külliyatını, en kıymetli, en değerli mirasımız olarak, okumalıyız, öğrenmeliyiz, hayatımıza tatbik ederek ömür dakikalarımızı nurlandırmalıyız. 

Her anımızı, son an şuuruyla yaşamalıyız bir de. Yani bize artık son dakikana girdin, denilse bu son fırsatı nasıl ve ne ile değerlendirmek istersek hep böylesi bir değerlendirme niyet ve pratiğini yaşama çizgisinde sürdürmeliyiz hayatımızı. Ne mutlu bunu başarabilenlere!..

Üç aylar, zamanın altın dilimi ise, üç aylardaki mübarek gün ve geceler (Reğaib, Miraç, Beraat, Kadir geceleri) de birer altın vuruştur. Kazananlar böyle kazandılar. Rahmetin sonsuz derece mevcelendiği o gün ve geceler de, istemesini bilenler ve doldurmak istedikleri kaplarını başka şeylerden tamamen boşaltarak öyle dolduranlar kazandılar elbet. Yapamayanlar, bugün ve geceleri yeterli ölçüde değerlendiremeyenler kaybettiler. Telafisi imkansız bir kayıpla kaybettiler hem de.

Üç aylar girdiğinde Allame Hamdi Yazır’ın naklettiği şu temsili anlatımı hatırlar ve hatırlatırım daima. Daha önce de aktarmıştım. Bir yolcu kafilesi, gece yola revan olurlar. Büyük bir sahradan geçerken, ayaklarına bazı sert cisimler dokunur. Kimisi, çakıl taşıdır, der umursamadan yoluna devam eder. Kimisi gündüz gözüyle bakayım, diyerek ceplerine bu sert cisimlerden koyar.

Gün ağardığında söz konusu sert cisimlerin mücevher olduğu anlaşılır. Almayanlar niye almadık diye pişman olur, alanlar ise niçin daha fazla almadık diye hayıflanırlar. İşte bu mübarek ayları değerlendirmek de öyledir. Onların hakiki kıymet ve değerleri açıklandığında, değerlendirmeyenler niçin değerlendirmedik diye pişman olacaklar. Değerlendirenler ise, niçin daha fazla değerlendirmedik diye yanıp tutuşacaklar… Üç aylarınız mübarek olsun. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Misafir

Allah razı olsun gayet istifadeli fikirler beyan ediyorsunuz, o kadar çok yazar çizer var piyasada hemen hepsinin Siyasetle akılları geveze, kalpleri ifsad, ruhları sersem olmuş vaziyette. Yazık hem çok yazık. Dağarcıkların da dedikodudan ve tenkidden başka şey kalmamış. Elhasıl: Selamet-i akıl, selamet-i kalp ve selamet-i ruh isteyen siyasetle meşgul olmayı bırakmalı. ve kendi enfüsi ve hususi daireleri ile meşgul olmalı.

Latif Bey

Tesekkur ederiz isabetli yazilariniz icin… Varolun. 
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23