• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Sebep-sonuç ve hal çaresi...

28 Kasım 2020


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Daha ekonomi dersinin başında “Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız” diye söze başlandığına göre, kapitalist sistem talep enflasyonunu baştan kabul etmiş sayılmalıdır. Öyle ya, mademki kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsızdır öyleyse sınırsız talep olacak ve sınırlı arz bu talebe cevap veremeyecektir. Bu da ister istemez enflasyonu tetikleyecektir. Ve öyleyse kendi sistemlerinin tabii bir neticesi olarak enflasyonu önlemek asla mümkün olmayacaktır.

Biz de var gücümüzle ve şeriat-ı fıtriye diliyle onların yüzüne “Veylün lil mutaffifin ...” diyor ve Mutaffifin Suresini okuyoruz, okumalıyız da. Hem de hakkımız var.

Çünkü İslam, işin başında arz ve talebi dengeye oturtur. “Yiyin, için fakat israf etmeyin” emriyle formüle edilen bu denge, öncelikle israf etmeme kaydı altına alınarak tüketimde talebi sınırlar, sonra da arzı bu çerçeve içinde sınırlı talebe göre harekete geçirir. Bu kadar sade, bu kadar kapsamlı bir ekonomik prensip yaşanır kılınsa istisnai durumlar dışında herhangi bir ekonomik dengesizlik yaşanmaz. 

İnsanları birer tüketim budalası haline getiren dünyada hakim ekonomik sistemin insanlığa hiçbir hayrı olmadığı çok açık, çok net bir gerçek. Hele bizim gibi tüketimin pek çok kalemini ithal etmek zorunda olan ülkeler için böylesi tüketim budalalığı sonu hüsran olan bir felaket. Kura dayalı ithalat sürdüğü müddetçe, ekonomiyi istikrara oturtmak adeta imkansız.

Maliyet enflasyonunu en çok tetikleyen bir dış etkenden bahsediyoruz. İthalatımızı mutlaka ihtiyaç ve zaruret ölçekli bir sınıra çekerek minimize etmek zorundayız. Bunu başardığımızda ekonomimizin yarınlarından ümitli olabiliriz.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiği günden beri faiz ve enflasyon ilişkisinde, faiz sebep enflasyon sonuçtur tezinin savunucusudur. Meselenin aynen öyle olduğunu kabul adına ekonomi allamesi olmaya gerek yoktur. Esasen vülgarize bilgi ve düz mantık da aynı şeyi söyler. Yüksek faiz yatırımcıyı kendine çeker. Üretime dayalı bazı yatırımlar ve buna paralel olarak istihdam bu yalancı cazibe sebebiyle azalır ya da çok yavaş seyreder. Üretim ve istihdamın azalması ya da yavaş seyretmesi demek arzın talebe cevap verememesi demektir.

Bu da bir taraftan maliyet diğer taraftan talep enflasyonunun yükselişe geçmesi anlamına gelir. İthalat dövize bağlı ise, bu yolla istikrar temini de uzun vadede imkansızdır. 

Benim bu konuda öne çekmek istediğim konu bu değildir. Esas mesele, ekonomik hayatın olağan üstü haller dışında sürekli istikrara kavuşturulmasıdır. Bunun da en kestirme ve en kısa yolu israfı önlemek, şimdilerde yetinme psikolojisi denilen kanaati düstur edinmek, savurganlığın her türlüsünden kaçınmayı ahlak haline getirmektir. Ve hepsinden önemlisi israftan kaçınan, kanaati esas alan, savurganlıktan uzak duran bir model toplum yetiştirmektir.

Böylesi bir tekevvün ise sadece devletten beklenemez, millet olarak bizlerin de bu tekevvünde aktif görev üstlenmemiz gerekir.

Faizi de enflasyonu da aşağı çekmenin hatta sıfırlamanın bir başka yolu da karşılıksız yardımlaşmak anlamına gelen infak kurumuna işlerlik kazandırmaktır. İnfak, sadece ekonomik rahatlamayı temin etmez, aynı zamanda gelir dağılımındaki dengesizliğin sebep olduğu bütün toplumsal problemleri de halleder, çözüme kavuşturur.

Hele, infakı “isar”a çekebilen toplum ne bahtiyar toplumdur. İsar, kendisi muhtaç olduğu halde mümin kardeşini kendi nefsine tercih etmek demektir. Yani şimdilerde varlığını görmediğimiz, görmediğimiz için de çoktan unuttuğumuz bir yüce haslettir.

Evet, bütün bu çareleri İslam tekeffül eder. Ne ki İslam, itikat, ibadet, muamelat, ukubat ve güzel ahlak esaslarıyla tecezzi ve inkısam kabul etmez bir bütündür. O, bu bütünlük içinde yaşandığında kendisinden beklenen dünya ve ahiret saadetine kefil olur. Yaşantıda onu bölüp parçalayanların böylesi bir netice beklemeye hakları yoktur.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Önce

İtibarımızdan tasarruf etmeden iktisadi tasarruf olmaz
  • Yanıtla

eskiden banka kredileri şirketlere verilirdi, şimdi herkeşe

Korona münasebetiyle gördük; banka önü kuyruklar yılan gibi uzayıp gidiyor. Faiz çoktaan kurumlardan bireylere kadar indi ve çatır çutur yiyorlar.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23