• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Sarsıldık

01 Şubat 2020


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Önce Akhisar merkezli bir sarsıntı yaşadık; şükür orada bir can kaybı olmadı derken, iki gün sonra Elazığ depremiyle sarsıldık. Enkaz altından sağ, salim kurtulanlar milletçe hepimizi sevindirdi; vefat haberleriyle hüzne boğulduk. Malatya için de aynı durum söz konusu oldu. 

Vefat edenlerin cümlesine Allah’tan rahmet, hasta ve yaralılara acil şifalar, başta yöre halkına sonra da bu musibet karşısında aynı duyarlılığı paylaşmada tek vücut olmuş tüm milletimize sabr-ı cemiller diliyorum. 

Deprem sonrası insanüstü bir gayretle kurtarma çalışmaları yapanların her birine ayrı ayrı teşekkür ediyor, her birinin, bir insanın hayatını kurtaran bütün insanlığın hayatını kurtarmış gibidir ayetinin ecriyle mükafatlandırılmalarını Cenab-ı Erhamürrahiminden niyaz ediyorum. 

Devlet hassasiyetini aynı zamanda şefkatin en içten olanıyla mezcedip depremzedelerin imdadına koşan, başta Cumhurbaşkanımız ve bakanlarımız olmak üzere bütün devlet erkânımıza, bu aziz milletin naçiz bir ferdi unvanıyla can-ı yürekten şükranlarımı arz ediyorum. İyi ki varlar. 1999 Marmara depreminde devletin nasıl topalladığını, nasıl geciktiğini, nasıl çaresiz kaldığını bilenler, görenler, yaşayanlar, mevcut devlet hamlesinin hızını, keyfiyetini ve kifayetini sanırım daha iyi takdir ederler. 

Milletimizin bu yaslı gününde, hâlâ başka emellerini, hain düşüncelerini dillendirme cüretinde bulunan bütün kem talih küstahları da Cenab-ı Hakk’a havale ile müstahak oldukları karşılığı bulmalarını temenni ediyorum.

Elbette tedbir gerekir. Konunun uzmanları neleri öneriyorlarsa, bilhassa kentsel dönüşüm adına yapılması gerekenlerin ivedilikle hayata geçirilmesi şarttır. Çarpık, yanlış ve eksik yapılanmaların tümüyle engellenmesi; deprem riski taşıyan bölgelerdeki bütün yapılanmaların bu risk göz önünde bulundurularak yapılması kaçınılmazdır. 

Yani bütün bunlar fiile dökülmeden herhangi bir tevekkül anlayışını dillendirmenin anlamı da yeri de yoktur. Önce tedbir sonra tevekkül kuralı hayatımızın bütünü için söz konusudur. Zaten yapılan eksikliklerin tevekkül kaynaklı olduğunu söylemek de abestir. Cenab-ı Hakk’ın, kâinatı nizamı altına aldığı “Sünnetullah” tabir edilen kanunlar bütünü, ayrım yapmadan bütün insanlık için geçerlidir. Bu meyanda takva ve tevekkül, bu kanunlara uyumlu davranarak Cenab-ı Hakk’ın koruması ve himayesi altına girmekten ibarettir. Buna, fiili dua dememiz de mümkündür. 

Meseleyi izahta sadece bu boyutta kalmak eksik bir yaklaşım olur. Bir de meselenin ilahi imtihan boyutu vardır; ve bu boyut asla geri plana itilmemelidir.

İlahi imtihan, bizim bu dünyaya geliş gayemizdir. Bizler bu imtihanlarla haddelerden geçecek ve gerçek değerimizi bulmuş olacağız. İmtihan sadece cana, mala kayıp verdiren hususlarla da sınırlı değildir. Bazen sabırla, bazen şükürle imtihan oluyoruz. Önemli olan imtihanı kazanmaktır. Bunun için de hem kendimizi hem de çevremizi, olaylar, hadiseler yönüyle hep bu perspektiften değerlendirmeli ve bu sağlıklı değerlendirmeler sonucu elde edilen verileri ve sadece onları dillendirmeliyiz. 

İnsanların şefkat ve merhametlerini tahrik etmek uğruna yapılan konuşmalar, gösterilen görüntüler, kısa süreliğine faydalı gibi görünse de bir müddet sonra şefkatten çıkıp kaderden şikâyete dönüştüğünde dine arız olan bir musibete dönüşmüş olur ki, bu musibet maddi musibetten daha acıklı sonuçlara hamiledir. Birincisi kısacık dünya hayatını, diğeri ise ebedi hayatı tehdit eder.

Biz, birbirimize sabrı tavsiye ile mükellefiz. Teselli, başımıza gelen bütün musibetlerde, kendi payımıza düşen hata ve yanlışları kabullenmenin yanında her olayın ilahi dileme ve meşietle gerçekleştiğini idraktedir. Olayları sahipsiz ve başıboş kabul etmek esasen felaketin en acımasızı, düşüncelerin en karanlığı ve ruhu cezalandırmanın en korkuncudur. Bu karanlık, acımasız ve korkunç felaketten kurtulmanın tek yolu ise, iman teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül iki dünya saadetini netice verir vecizesiyle anlatılan hakikati içselleştirmektir.  

Biz hayırda ve yardımlaşmada birbirimizle yarışmakla mükellefiz. Herkes, depreme maruz kalan depremzedeyi kendisi olarak görmeli, böyle bir durumda muhataplarından neler yapmalarını beklerse onları vakit geçirmeden ve imkânlarını zorlayarak yapmalıdır. Hele duayı, hele duayı asla ihmal etmemelidir.

Bela ve musibet istenilmez, gelirse sabredilir. Öyle musibet anları vardır ki, sıkıntının şiddetine göre, bazen bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçer. Bazıları insana manevi şehadet kazandırır. Göçük altında vefat edenler öyledir; onlar birer manevi şehit hükmündedir. Sağ kurtulanlar ise, sıkıntıda geçen dakikaları, inşallah onlara, kendilerini ebedi âlemde abat edecek sevaplar kazandırmıştır…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Fevzi

1999 Marmara depremi ile Elazığ depremi bir mi.. o zaman ki teknoloji ve imkanlar ile şimdiki bir mi. Neden insanların ölümü üzerinden siyaset yapıyorsunuz. Berat Albayrak açıklama yapıyor; ekonomide atağa geçme zamanı geldi. Yani ekonominin durgun olduğunu kabul ediyor. Biraz da şu esnafın bitik haline deginseniz. Bizi yönetenleri övme yarışını bırakıp.
  • Yanıtla

Rabia

Euzubillahimineseydanirraciymbismillahirrahmanirrahiym"Hiç şüphesiz, biz bundan önce O'na dua (kulluk) ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisidir."tur süresi 28.ayet.elhamdulillah.Sayin Erdoğan cennete girmiş mümin bir kulun Kur'an'ı Kerim'deki haberleri dir bu ayetler.Allah cümlemize nasip etsin inşallah.yazınız için teşekkür ederiz.Saygılar Allaha emanet olun teşekkürler hasbinallahi ve nimel vekil deriz.selam ve dua ile
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23