• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Özdemir Bayraktar’ın ruhu şad olsun diye… 

23 Ekim 2021


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Milli teknolojimizin en önemli öncülerinden birini kaybettik. Saygıdeğer insan Özdemir Bayraktar arkasında teknolojik alanda çok büyük bir ideali, ülküyü, mefkureyi  miras bırakarak ahirete irtihal etti. Tesellimiz,  daha hayatta iken bütün mefkure ve idealini başta evlatları olmak üzere izinden gidecek  hayr’ul halef bir kadroya devretmiş bulunmasıdır. Biz de bu yazı vesilesiyle ruhunu şad edelim istedik.  Ruhu şad, mekanı cennet olsun. 

İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem’e kodlanmış bilgi, esasen bütün insanoğlunun kıyamete kadar sergileyeceği yükselişin de şifresini taşır. O, bu bilgi sayesindedir ki, tekvini emirleri anlar, algılar, yorumlar, analiz eder ve yeni sentezlere ulaşır.  

Kuşlara bakar, onlar gibi gökte uçmanın cehdine düşer; balıklara bakar, onlar gibi denizde gezinmenin, denizlerin altında seyahat etmenin çarelerini arar; bitkiler ona bir başka şeyler ilham eder, diğer varlıklar ona kendi insiyaki davranışlarından nice tecrübeler aktarır; ve neticede insan, varlığa dıştan müdahale edebilme konumuna gelir; halife varlık olmanın yetkilerini kullanır.  

Tıp ilmi böyle gelişir, matematik, geometri, fizik, kimya böyle inkişaf eder. İlk insanda kodlanan öğretilmiş bilgi, diğer peygamberlerde ve diğer üstün yeteneklerde bir bir çözümlenerek hayata geçirilir.  

Hz. İdris (Aleyhisselam) ile bütün fen ilimleri çok ciddi bir ivme kazanır. İnsanlar, terzilik sanatını ondan öğrendikleri gibi, astronomiden astrolojiye kadar pek çok bilim dalını da yine ondan öğrenir. Hz. Nuh ilk buharlı gemiyi inşa eder, denizcilere ilham kaynağı olur. Hz. Yusuf, zaman bilimini metale yansıtarak ilk saati keşfeder; saatçilerin piri kabul edilir. Hz. Yunus, balığın karnındaki yolculuğu ile denizaltıların keşfinden daha öte tekniğe mesajlar yollar. Hz. Davut, demiri eritir, kullanır ve ilk sanayi devriminin öncülüğünü yapar. Oğlu Hz. Süleyman (Aleyhisselam) kendisine gelinceye dek yaşanmış medeniyete çok ciddi mesafe kat ettirerek, gökte yürümenin yollarını; ışınlama yoluyla eşyayı nakletmenin nihai  çığırını açar, dünyayı büyükçe bir köy haline getirmenin ilk denemelerini yapar. Hz. Musa (Aleyhisselam)’ın elindeki asa, taştan su çıkarma tekniğini ilham edici ne büyük bir mucizedir. Hz. Zekeriya ve Hz. İbrahim’in yaşlılık hallerinde ve kısır hanımlarından çocukları olur. Bu konuda tıp ilminin önünde yeni ufuklar açılır.  Hz. İsa( Aleyhiseselam)’ın eli, nefesi tıp ilmi adına ne zengin hazinedir. O’nun göğe yükselişi de yine astronotlar adına ne büyük ilham kaynağıdır. Peygamber Efendimizin ceset- ruh birlikteliği ile miracı, ulaşılması imkansız da olsa, yedi kat semayı aşmanın, izi kıyamete kadar sürecek en muazzam öğretisidir. 

 Fil Suresinde anlatılan Ebabil kuşları, keşfedilen ve keşfedilmeyi bekleyen  bütün hava savunma araçlarına zaman ve mekanı aşan bir aşkınlıkla hep ilham kaynağı… 

Hz. Adem’e öğretilen ilk “İsimler Bilgisi”, şüphesiz insan oğlunun diğer varlıklardan ayrıldığı en seçkin yanıdır. İsim, Arapça bir kelimedir. Aslı “sümüv”dür. Sümüv, ise yükseklik anlamındadır. Sema da yine aynı kökten gelir. Hz. Adem’e öğretilen bilgi, bu manada çok yönlü yükselişin bilgisidir. Bu yükselişe manevi yükseliş dahil olduğu gibi, maddi yükseliş de dahildir. Bu gerçekten çıkış yaparak çok rahatlıkla, medeniyet tarihini ilk insanla başlatmak mümkündür.  

Medeniyet, insandaki potansiyel “İsimler Bilgisi”nin kuvveden fiile çıkması ve bütünlüğünü koruyarak zamana, mekana, şartlara göre açılması, yayılmasıdır. Zaten her ilmin ana kaynağı Cenab-ı Hakk’ın isimlerinden biridir. İnsan benliğinde mevcut  tasdik  kabiliyeti, İsimlerden gelen harici tecellileri kabullenerek ilmi içselleştirir ve kendi mahiyeti ölçüleriyle bu ilme bir yorum, bir tanım kazandırır. Bir tek olan ilim sıfatının tecellisi, böylece “Esma” sayısınca çoğalır ve insan mahiyeti bu çoğalışa aracılık yapar.  

İnsan bu mazhariyeti öncesinde hiçbir şey bilmeyen tam bir cahildir. Ama bu cehaletin katlanarak insanda mevcudiyeti, aynı zamanda her ilmin üst üste derecelenmesinin de bir varlık sebebidir. İnsan ilimin kaynağı değil, sadece bir yansıtıcı aynasıdır. Bu gerçeğin böyle anlaşılması, insanın kendini ilmin kaynağı sanıp Karun, Firavun, Nemrut ya da bir başka zalim sendromu yaşamaması ancak imanla mümkündür. İmanı da bize en kamil manada din öğretir. İman bir nur, bir ışık olarak hem varlığı hem de insan mahiyetini aydınlatır. Yükselişin gayesi, esası ve maksadı böylece daha net görülür. İlim yoluyla yükselişin son adresi Cenab-ı Hakk’ın ilim sıfatına ulaşmaktır. İşte o zamandır ki, ayrı ayrı şubelere ayrılan ilim, tek bir noktada buluşur. Hz. Ali (R.A.), “İlim bir noktadır; onu cahiller çoğaltmıştır” derken bu hakikate işaret eder. İlmin tek noktada buluşmasını ise, dünya şartları içinde en güzel medeniyet resmeder.  

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Yaz Latif Abi yaz.

Yarım sayfanı azgın FETÖ ye ayır. Zaten 7 günde bir yazıyorsun. Vebal var.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23