• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Medeniyet üzerine birkaç kriter 

03 Temmuz 2021


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Medeniyetin hayati rükünleri, başta din olmak üzere ilim, ahlak ve adalet gibi ontolojik fenomenlerdir. Dolayısıyla, bu dört kavramdan birinin devre dışı kaldığı herhangi bir olgudan medeniyet olarak bahsedilemez. 

Ayrıca bu dört ontolojik fenomen, medeniyet ortak paydasında buluşmakla bir bütünlük arz ettikleri gibi, mahiyet ilişkilerinin sıkılığı yönüyle de bir bütünlük arz ederler. Hatta denilebilir ki, medeniyetin aklı ilim; vicdanı adalet; kalbi güzel ahlak; ve şuuru da dindir. Bunlardan birini yitirdiğinde medeniyetin işi bitiktir. 

 Bilim, teknoloji, ekonomi, siyaset, spor, sanat ve estetik gibi sosyolojik olgular ise, kavram olarak medeniyet yapısında hep bulunsalar da, içerik bakımından sürekli bir değişim ya da gelişim kaydederler. Bu sebeple de medeniyet hep canlı ve dinamik kalır. 

Medeniyet ve onu meydana getiren üniteler, dünya- ahret dengesi içinde, cenneti dünyaya çekerken, dünyayı da öteye cennet olarak taşıyabilmemize vesile ve vasıta olmaları ölçüsünde bir değer ifade ederler. Medeniyet, sadece geçici bir dünya metaı değildir; o aynı zamanda ebedi bir ahret sermayesidir. Onu yalnız dünyaya hasretmek ciddi bir yanılgı, onu salt dünyeviliğe indirgemek büyük bir hatadır. 

 Medeniyet, insanın maddi- manevi bütün yapısına ve insan mahiyetinin bütün ihtiyaçlarına cevap vermek durumundadır. Böylesi medeniyetten, kendi sınırları içinde nefis de payını alır, ruh, kalp ve diğer duygular da. 

Medeniyete keyfiyet kazandıran, medeniyet öğelerini değerli kılan, onların zati kıymet ve değerleri yanında, insanların onları kullanma biçimleri, kullanma niyetleridir. İyiye, güzele, hayra kullanıldıklarında netice, iyi, güzel ve hayır olarak; kötüye, çirkine ve şerre kullanıldıkları zaman da netice, kötü, çirkin ve şer olarak tecelli eder. 

Medeniyeti kitle değil, üstün yetenekli fertler inşa eder, taşır. Öncelikli üstün yetenekli fertler ise kuşkusuz Peygamberlerdir. Medeniyetin büyük kısmı, insanlığa onların eliyle hediye edilmiştir. Sonrasında kaşifler, mucitler, bilginler, bilgeler, filozoflar gelir. Medeniyet onlarla  renklenir, onlarla çeşitlenir. Bu da insanlığa, Cenab-ı Hakk’ın engin rahmetidir. Böylece her istidat medeniyet içinde kendine bir yer bulur, hünerini sergiler, kabiliyetlerini inkişaf ettirir; zengin medeniyete, farklılıkların getirisiyle daha bir zenginlik katar; güçlü medeniyet yapısını artı katkılarla daha da güçlendirir.  

Medeniyet, bir elitlik önerisi içermez. Fakat, avam ve havassa, birlikte yükselmenin yollarını öğretir.  

Dünyada sadece insanlar yaşamadığına göre, canlı- cansız diğer bütün varlıkların da medeniyete katkısı, katılımı söz konusudur. Öyleyse hiçbir varlığın medeniyetten nasip payı unutulmamalı; her hak, hak sahibine adaletle dağıtılmalıdır. En büyük medeniyet temsilcisi Hz. Süleyman’ın kuşatıcı adaleti bu konuda örnek alınmalıdır. 

Sicili temiz teknoloji medeniyetin önemli bir öğesidir; fakat asla bütünü değildir. Teknolojiyi medeniyetin tek kriteri sayanlar ya ne dediklerini bilmeyenler ya da parçayı bütüne denk kabul edecek kadar akıldan uzaklaşmış olanlardır. 

Medeniyetin ruhu muhabbettir. Şefkat, merhamet, hoşgörü, müsamaha, saygı, nezaket, zarafet gibi yüce hasletler de yine muhabbete dahildir. Medeniyetin ömrünün devamı, muhabbetin ona refakat etmesiyle, bitişi de ayrılıp gitmesiyledir. 

Cenab-ı Hakk’ın iki türlü şeriatı vardır. Bunlardan biri dini emirleri, diğeri ise kainatta geçerli tüm yaratılış kurallarını barındırır. İşte medeniyet bu iki şeriat emirlerinin birlikte okunduğu büyük bir sayfadır. Kim, iki emri de birlikte okur ve onlara uyumlu davranırsa, medeniyeti temsil yetkisi onun elindedir. Çünkü, bu bütüncül okuyuş, doğruyu doğru okumak ve başarıya hak kazanmaktır. Medeniyet sayfasındaki emirleri ayrı tutmak, ayrı okumak; doğruyu, yarım, eksik ve yanlış okumaktır. Yarım, eksik ve yanlış ise daima yenilgiye müstahaktır.  

Medeniyetten gaye, hayat yükünü hafifletmektir. Medeniyet, kanaat, tutumluluk, sadelik gibi öğretileriyle öğrencilerinin ihtiyaçlar listesini, yüzden ona indirmeyi amaçlar; israf, aç gözlülük ve lüksü teşvik ile ondan yüze çıkarmaya uğraşmaz. Ya da misyonunu böyle tanımlayana medeniyet denmez. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Bir düşünen

Mediniyet bir millətin özüdür. Ancak, Kendi değerlerine sahip çıkan ve yeni Değer üreten medeniyetler varlıklarını sürdürürken diğerleri başka milletlerin hakimiyeti altına girerler. Bu manada İslam medeniyeti maalesef son yüzyıllarda sürekli iniş içindedir.
  • Yanıtla

Vefa

Allah sizlerden razı olsun, insanlara doğru yolu görebilme imkanı sunuyorsunuz. Rabbim sizleri dos doğru yoldan ayırmasın inşallah
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23