• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
15 Ağustos 2020

Her şey güzel

Hz. Eyüp (a.s)’ün okulundayız. Hastane bir bakıma sabırlar meşheri. Sıhhatin, afiyetin ne muteber bir ilahi lütuf olduğunu pratikte anlamak için Medrese-i Eyyubiyeye uğramak kaçınılmaz gibi. Hasta ziyaretleri, hastanın gönlünü almak yanında insanın öz nefsi için ders alması bakımından da çok önemli. 

Üç aydır, oğlumuz Metin’in başucunda annesiyle birlikte nöbetteyiz. İnsanın ciğerparesine gelen musibet, kendisine gelenden daha elem verici. Kanuni Sultan Süleyman’ın dediği gibi, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/ Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”. Ziya Paşa’nın mısralarını iliklerimize kadar duyarak yaşıyoruz: “Şeb-i yeldayı (En uzun geceyi) müneccim ile muvakkit ne bilir/ Mübtelay-ı gama sor kim geceler kaç saat”. Dediklerim işin zahir yüzü. Biz ise zahir ve batını, mülk ve melekutu birlikte okumak zorundayız:

Mutlak Cemal, güzelliğini görmek ve göstermek istemesi sırrıyla, nice güzeller yaratır; nice güzelliğe meftunları var eder… Ne ki, hem güzeller, hem de onların meftunları, asıl güzeli gösteren, işaretleyen birer gölgedirler… Güzele meyyal sevgi, gölgelerin işaretiyle ayıkıp kendine geldiğinde gerçek sarhoşluk da başlar… Aşk ateşi başa vurur; varlığı, kendinden uzaklaştıran bir dumandır sarar.. Akıl meyini döker, boş kaseye döner… Şuur, yitik sevdanın divanesi olur… Arayan bulamaz, bulan bulduğunu bilemez… Gönül yanar, yandım demez; ruh kanar, kandım demez. Bir ezeli çerağ tutuşur, adına umut denir… Yollar biter, tükenir; lakin vuslat daim ertelenir… Firak hicranla, hicran, ah u efganla yer değiştirir… Olanlar bundan sonra olur, hamlar pişer, pişenlerden yandım diye ses gelir… Feveran artar… Her pervane, ateşinde can verir… Her pervane, ateşine can verir…

Mutlak Cemal, sonsuz güzelliğini görecek, gösterecek bir gözde, bir güzide güzel yaratır. Onun zahir-batın bütün mahiyetini güzel kılar. Güzel denilince hatıra ilk O (s.a.v.) gelir. Özü, sözü, hali, ahlakı hep güzeldir. Hz. Ebu Bekir’in: “Sana bu edebi kim öğretti?” sorusuna: “Rabbim öğretti ve edebimi güzel eyledi” cevabını vermişlerdir. Yusuf’u gören kadınlar, der Ayşe Anamız, eğer benim Efendimin güzelliğini görselerdi, ellerindeki bıçakları, farkında olmadan sinelerine saplarlardı… Efendimiz öylesine güzeldi. Onun teninin kokusu misk ü amberde bulunmazdı. Biraz terlese etrafına cennet kokusu yayılırdı. Ve kokular daha da güzelleşsin diye, onun teri diğer kokulara katılırdı. O, güzellikle öylesine bütünleşmişti ki, yanında çirkin ve çirkinlik barınamazdı. Kerih şeyleri sevmez, kerih kokuyla topluma karışmayı menederdi. Zaten canından birer parça torunlarına da “Güzel ve Güzelcik” anlamlarına gelen Hasan ve Hüseyin isimlerini vermemiş miydi? Onun, “çocuklarınıza güzel isimler verin” buyruğu da yine böylesi bir güzellik öğretisi değil miydi? O ki, Mutlak Cemali dünya gözüyle de gören, seyredendi. O ki, bütün güzelliklerin kaynağının Allah olduğunu, insanlara, cinlere öğretendi…

Mutlak Cemal, ebedi ve sermedi güzelliğini görmek ve göstermek istedi de her türlü güzelliğin meşheri cenneti ebediyet üzere yarattı. Zira ki, güzel olmayan cennet ve ebedi olmayan da güzel olamazdı. Sonra, cennetle de yetinmedi; güzeller O’nun sonsuz güzelliğini bizzat görsünler istedi. Perdeyi araladı, görünmeye söz verdi…

Kaderde çirkine yer yoktur. Her varlık, her tekevvün, ya doğrudan ya da neticeleriyle hep güzeldir. İlk bakışta, aklımıza, hissimize, “heva” denilen zaaflarımıza hoş gelmeyen öyle olaylar, öyle oluşumlar vardır ki, meselenin hikmet buutu açıldıkça, üzerlerindeki imtihan, iptila perdeleri aralandıkça, gördüğümüz güzellikler karşısında hayretimizi, hayranlığımızı gizleyemez, önceki algılayışımızın utancından da iki büklüm oluruz. Kader okumaları bize hep şu dersi verir: Olan, olabileceklerin daima en güzelidir.

Ve bin tecrübe, bin temrinle ruhumuz, kalbimiz, vicdanımız artık yazgıların nağmesini henüz terennüm edilmeden de dinler: “Mevla görelim neyler/ Neylerse güzel eyler..”

Olaylar bazında güzelin güzelliğini keşfedip görmede imanın payı büyüktür. Müminin bakışındaki feraset, ilahi nurla sürmelidir. Güzeli keşfetmede öncelik onun hakkıdır. “Müminlerin indinde güzel olan Allah katında da güzeldir” hadisi böylesi bir hakkın ve önceliğin ifşasıdır. Mümin, Hak katında güzel kabul edileni ferasetiyle görür, güzelliğine hükmeder. Sonra da Hak, mümine iltifat olsun için, onun hükmünü hükme bağlar, müminin güzel olarak bildiğine, O da “güzeldir” der ve güzeli güzel eyler..

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Erdal NAS Bursa

Selamun aleyküm hocam... Allah şifalar versin. Sizlere de sabırlar. Saygıyla ellerinden öpüyorum.
  • Yanıtla

Başkasının acısını

Anlamayız çekmeden sancısını
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı