• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
15 Şubat 2020

FETÖ ayakları

FETÖ, ilişkilerini, kişisel, kurumsal, örgütsel olmak üzere üç ana kategoride temellendirir. Bu üç ana kategori birbiriyle karıştırıldığında, FETÖ ile ilgili ilişkiler bağlamında yapılacak yorumlar eksik ve yanlış olur.

Kişisel ilişkide FETÖ elemanlarının veya elebaşının görünen kimlikleri devreye girer. Mesela, Gülen bir vaizdir, din görevlisidir. Onun sadece bu yönüyle ilişkide olduğu kişiler, onu salt bir din görevlisi olarak görürler ve kişisel ilişkilerini de öyle sürdürürler. Bir başka FETÖ elemanı da diyelim, yazardır, esnaftır, iş adamıdır, sanat adamıdır, bürokrattır. Bu kimlikleri ile de çevrelerindeki pek çok insanla ilişki içindedirler. Yeri ve zamanı geldiğinde, bu ilişkiler çeşitli boyutlarda örgüt hesabına değerlendirilir. Ne ki muhatap kişinin bu değerlendirmeler sürecinde meselenin örgütsel yanıyla hiçbir irtibatı olmaz, örgütsel yan onlara hep kapalı tutulur.

Örgüte ait, okul, yurt, pansiyon, gazete, televizyon, holding, banka gibi kurumlarda çalışan örgüt elemanları dışındaki insanlarla olan ilişkiler ise kurumsal ilişkiler kategorisine dahildir. Bu insanlar, bu kurumların belli bir cemaate ait olduğunu bilseler de, bu bildikleri cemaatin masum yüzüdür. Ve onlar asıl itibariyle çalıştıkları kurumlarda aldıkları görevleri yerine getirme peşinde olan ve çalıştıkları kurumu bir geçim kaynağı şeklinde değerlendiren kişilerdir. Bunlardan bazıları neticede örgütsel yapının varlığını bilse de mahiyetini yine bilemezler. Zaten onlar asla örgütsel yapıya dahil edilmezler. 

Örgütsel ilişkiye gelince, bunlar örgütün faal elemanlarıdır ve mutlaka hiyerarşik yapının içinde bir yerleri, bir görevleri vardır. Bunlar, toplumsal hayatın bütün ünitelerinde var olmak üzere kendilerine hedef çizilmiş, çalışacakları alanlara göre vazifeleri belirlenmiş kişilerdir. İşte, bir üst aklın emrine giren ve onlar tarafından yönlendirilmeyi kabul eden ve bunca melanetlere özne olan bu kategoriye dahil olanlardır ve bunlar arasında günümüz itibariyle hain olmayan ya da masum olan hiçbir fert yoktur. 

Devletin, yargı, emniyet ve asker ayağındaki bütün çalışmalar işin başından sonuna kadar örgütsel ilişki temeline dayanır ve bundan asla taviz verilmez. Bu ilişki yurt içinde de yurt dışında da aynen böyle uygulanır. Siyasi ayakta ise ilişkiler tamamen kişisel ilişkiler düzeyinde götürülür. İlişki kesildiğinde, örgütün oradaki psikolojik varlığı da sonlandırılmış olur.

Siyasetin, kişisel ilişkiler düzeyinde sürdürülmesinin eskiye dayanan mantığı, diğer devlet erklerinin, ülkenin idaresinde daha güçlü söz sahibi olmaları gerçeğidir. Bu sebepledir ki FETÖ elebaşı, Ak Partinin kuruluşu döneminde araya rezerv koymuş, hatta benim de bulunduğum bir ortamda gerekçesini de “dört yüz milletvekiliyle de gelseler, asker onları iflah etmez “ sözleriyle açıklamıştır. Fakat işler onun öngörüsünün tersine işleyince var gücüyle Ak Partiye yanaşmaya çalışmıştır. Bu yanaşmayı da yine önceleri kişisel ilişkiler düzeyinde sürdürmüş, daha sonra bilinen bazı kişileri Ak Parti bünyesine dâhil etmek yolunu denemiştir. Sayısı beşi, altıyı geçmeyen bu milletvekilleri de zaten dershane krizinde kendilerini doğrudan açık ederek FETÖ elebaşının fermanı(!) doğrultusunda Ak Partiden istifa edip ayrılmışlardır.

Bugün itibariyle Ak Parti, FETÖ ilişki ve bağlantısının sıfırlandığı en güvenilir partidir. Doğrudan FETÖ irtibatlı kişi zaten yoktur. Kişisel ilişkiler seviyesinde, bazı kripto FETÖ’cüler de ayıklanmış ya da pasif hale getirilerek merkezi yapıdan uzaklaştırılmıştır. Aynı ifadeleri MHP için de söylememiz mümkündür. CHP ve İyi Parti ise kişisel ilişkilerin yoğunlaşması ile birlikte FETÖ’nün merkez üssü olmuşlardır.

1971 Muhtırası sürecinde FETÖ elebaşı, altı ay kadar tutuklu kaldıktan sonra bizzat MİT Başkanı Fuat Doğu’nun hakim ve savcılara baskı yapması sonucu serbest bırakılmış, ardından önü açılarak Cemaat yapılanmasına gidilmesi sağlanmıştır. O dönemde üç nur talebesi bir araya gelip kitap okusalar tutuklanırken, FETÖ elemanları yüzlerce kişinin bir arada olduğu kamplarda aynı işi yapmışlar ve bir baskın sonucu benden başka tutuklanan olmamıştır. 12 Eylül darbesi kendisine altı ay önce haber verilmiş, darbeden bir gün önce de üst rütbeli subaylar tarafından bilgilendirilmiştir. 28 Şubat süreci ise tamamen FETÖ lehine kurgulanmış, FETÖ bu süreçte İslami hassasiyetin merkezi haline getirilmeye çalışılmış bunda başarılı da olunmuştur.    

FETÖ, uluslararası kullanılmaya ehil hale gelince, vekâletle onu himaye edenlerin elinden alınmış, asıl sahibine teslim edilmiştir. Bir gün üç üst rütbeli asker kaldığı yere gelerek emri tebliğ etmiş, birkaç gün sonra da FETÖ elebaşı Amerika yolcusu olmuştur.

Henüz Amerika’ya gitmediği, fakat 28 Şubat sürecinin de başladığı günlerden birindeydi. Biri o gün gördüğü bir rüyayı anlattı. Rüyayı, askerlerle, masonlarla barışık olduğumuzun işaretidir, diye yorumladı…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Muhterem yazar fetöcüleri çok güzel yazmışsınız. Yeni şeyler öğrendim. FETÖ tehlikesini bir kez daha ifşa etmişsiniz. Çok teşekkürler:)
  • Yanıtla

MARİO

şaban dişli,bülent arınç, ali fuat taşkesenlioğlu, bekir bozdağ.türkçe olimpiyatlarına katılan milletvekilleri,  vsvs vs. tüm diğer partilerde de varlardı var olacaklar. onların yerini şimdi diğer cemaatler doldurdu bile. devletin dini adalettir.liyakatsiz be beceriksiz vatan hainlerini doldurursanız olacağı budur
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı