• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Doğallığa yöneliş 

13 Mart 2021


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Doğallık kozmik kanundur. Ontolojik olgu, fenomen ve oluşumların bütününde söz konusu kanunun geçerliliği müsellemdir. Manevi karartmalı “aydınlanma” çağının, özellikle sanayi devrimi sonrası döneminde, içine düştüğü sunilik anaforu sebebiyle unutturduğu bu bedihi hakikat, bilginin bilişimle bütünleştiği günümüzde kendi aşinalarıyla yeniden yüzleşmeye başlamış ve harareti düştükçe şiddeti artan darp ağrıları gibi hayatımızdan uzaklaştırılmasının neticelerini bütün ağırlığı ve sıkletiyle hissettirir olmuştur. 

İnsanlık, gecikmeli de olsa doğallık hakikatini yeniden keşfetmenin gayretine düşmüştür. Ne ki, pek çok fıtri değeri, telafisi imkânsız denecek vahamette kaybettiğinin de farkındadır. Yine de yangından ne kurtarılırsa kârdır hesabıyla hareket edilmesinin, en doğru yaklaşım olduğu ve olacağı ortadadır. 

Doğallığa yöneliş, hilkati değiştirme günahımızdan, fıtratla oynama cüretimizden rücu, pişmanlık, nedamet ile bir tövbe, bir af dileyiştir. Mükemmele müdahalenin nasıl tahriple eş değer olduğunu şimdilerde daha iyi, daha derinden anlamış, hissetmiş bulunuyoruz. İşlenen cinayetin minimum göstergeleri bile, fıtratın yanılmaz şahidi vicdanların dehşetle ürpermelerine yeterlidir. Böylesi büyük bir vebalden kurtulmak için, aynı cinsten kolektif bir fiili arınmaya, bir toplum erbainine ihtiyaç vardır. Yöneliş, bu doğrultuda yapılmış bir çağrı, bir davettir. “Otodidakt” kimliğimiz ve tecrübeye dayalı fikri yanımız da bunu amirdir. 

Natüralizm ifrattır, sapkınlıktır. Tabiatı ve tabii olanı putlaştırmanın ne anlamı ne de lüzumu vardır. Eşyaya “manayı harfiyle” bakmak sabit disiplindir. Yaratıcıyla irtibatı kopuk varlık bilgisi, ışıksız, nursuz, cansızdır. Nativizm(doğalcılık), insani donanım ve kazanımların bütünüyle doğuştan geldiğini savunan doktrindir. Donanımları potansiyel kabiliyetler şeklinde yorumluyorsak elbet doğrudur. Fiili kazanımları da kapsayan ekstrem bir iddiayı doğru bulmak ise oldukça zordur. Doğallığı, evrensel değer ve ontolojik kriterler eşliğinde gündeme taşımak zorundayız. 

Bu değer ve kriterlerden biri ilimdir. Bilen ile bilinen (obje-süje) arasında gerçekleşen ve her an yoktan var edilen doğal bilgi sempatisini, sonuçta ontolojik anlamda mutlak ilim kaynağına bağlamadan açıklamak imkânsızdır. İnsan tabiatında doğuştan var olan bilme kabiliyeti, bilme merakı, bilme arzusu ile haricindeki mevcut bilinebilirler manzumesi arasındaki zorunlu ilişki ve her zaman vahdete yönlendirilmesi mümkün sonsuz çeşitlilikteki malumat içeriğinin ele verdiği bu gerçek, esasen ilme yöneliş felsefesini temellendirmek bakımından da göz ardı edilmemesi gereken önemli gerekçedir. 

Bilgiyi sadece görgü ve deney neticesiyle sınırlandırmaya eğilimli ampirik teori ve düşüncelerin, hakikati bulmada önlerini kesen en önemli handikap bahsi geçen gerçek ve gerekçeyle aralarına koydukları rezerv olsa gerektir. Böylesi bir açmazı aşmanın çaresi ise bilgiyi besleyen asli kaynağı kabul, tasdik ve ona ulaşmanın rasyonel ve irrasyonel yollarını bulmak; bilginin bütün kategorilerinde (öğrenilmiş, üretilmiş, bilimsel, akademik, felsefi, irfan ve hikmet bilgisi), ilahi bir sıfat olan “İlim” e ulaşmaya çalışmak, varmaya gayret etmektir. 

Bir başka değer ve kriter de ahlaktır. Doğal ahlakı, “yaratılış hikmetine uygun davranışların bütünü” şeklinde tanımlamak mümkündür. İnsanın tabiatına yerleştirilmiş bulunan ahlaki disiplinlerin yaşanır hale gelebilmesi için esas itibariyle dıştan müdahaleye ihtiyaç yoktur. Ne ki, insan “fıtrat” denilen selim halini kaybettikçe ve kaybettiği oranda dış müdahale, telkin, tedip ve terbiye de kaçınılmazdır. 

Sıradan davranışı ahlaki ya da gayr-i ahlaki hüviyete büründüren niyet ve samimiyettir. Niyet, adeti ibadete dönüştüren iksirdir. Eyleme anlam kazandıran da eylemi anlamsız kılan da odur. Hadis-i şerifte “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır” buyrulur. Kişi, pratiğe dökemese de iyi niyetinin ödülünü alır. Ne ki, iyi niyet taşımayan pratikler dış yüzleriyle ne kadar değerli görünürlerse görünsünler, hakikatte ve öteye bakan yüzüyle hiçbir mana ifade etmezler. 

Samimiyet ve içtenlik için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Samimiyetsiz her davranış, düalite, ikilem, riya, gösteriş, tasannudur. Ve en tehlikelisi de gizli şirk olma ihtimalidir. Bu çerçevede doğallığa yöneliş, yani, etikte öz ve muhteva arayışı iyi niyet ve içtenlikle eş anlamlıdır. 

Diğer bir değer ve kriter de adalettir. Adalet, hakkı, haklılığı ve hakikati esas alan ve her hak sahibine hakkını vermek şeklinde tezahür eden hukukun üstünlüğü ilkesini yaşanır kılan ontolojik olgu, evrensel fenomendir. O, “Şeriat-ı fıtriye” denilen yaratılış kurallarının tümünü de içeren bir üst başlık konumundadır. 

Üzerine ilahi adaletin gölgesi düşmeyen istisnai bir kişi, varlık, zaman ya da mekân yoktur. Adalet, doğrunun ve doğruluğun ezeli ve ebedi hamisidir. Varlık arası makro ve mikro dengeyi koyan, koruyan, kollayan hep bu kozmik disiplindir. Onun olmadığı yerde nizamdan, intizamdan, kanundan, kuraldan bahsetmek abestir. Her türlü, kaosu, anarşiyi, isyanı, başkaldırıyı, saldırganlığı, zorbalığı ve haksız yayılmacılığı önleyen, engelleyen odur. Adalet, mizandır, endazedir. Mizanı vazeden ise, ilahi rahmet, kutsi merhamettir. Bu noktada doğallığa yöneliş, ilahi rahmete iltica, ilahi merhamete dehalet demektir. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İzmirli

Biraz hegelvâri olmuş.Kullandığınız cenûbi kavramları hiç olmazsa parantez içinde açıklasanız iyiydi..Selamlar
  • Yanıtla

Ayşe

Biraz felsefi yazı olmuş ontolojik ekstrem obje suje gibi yinede güzel yazi
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23