• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI
08 Ağustos 2020

Bir FETÖ cinayeti: Dr. Fuat Bozer dosyası 

Dr. Fuat Bozer, FETÖ örgütünün henüz cemaat olduğu ilk dönemlerde, topluluğun ufkunu açmak için gayret gösteren münevver, entelektüel biriydi. Çok okuyan, okuduğunu iyi anlayan ve bunlardan sentez yapabilen bir düşünce adamıydı aynı zamanda. Söz konusu dönemde yüzlerce baskı yapan ve en çok okunan Evrim Anaforu ve Gerçek kitabını yazan heyetin başındaydı. Daha sonra İlim ve Din isimli heyet çalışmasına da katkıda bulundu. 2009 yılında 800 sayfalık kitabını yayınladı: Varoluş ve Bilgi. 

Sanırım 2000 yılında cemaatle arasına rezerv koydu. Cemaatin entelektüel insan yetiştirmeme saplantısına itiraz ediyor ve bu yaklaşımı doğru bulmuyordu. Kendisi gibi düşünen dostları da yok değildi. Fakat çeşitli sebeplerden dolayı onlar seslerini çıkaramıyor, cemaat içindeki bu boşluğu görmezden gelmeyi tercih ediyorlardı. Bu bağlamda yalnızlaştı. Kendisini ilme ve doktorluk olan mesleğine verdi. 

Kuşkusuz, FETÖ’nün akademik kadrosunu, yatay ve dikey yapılanmasını en iyi bilenlerden birisi de oydu. Kimler nereye, nasıl ve niçin yuvalanmıştı, bu yuvalanmanın sonuçları neler olmaktaydı, bunu yakından takibe almıştı. Belki örgütün baştan sona kokuşmuşluğunun tam olarak farkında değildi. Suçluyu, pek çoğumuz gibi o da Rabin oğlu Fetul’ün dışında arıyordu. 

17- 25 Aralık sürecine girildiğinde o da işin tamamen farkına vardı. Balık baştan kokmuştu. Sessizliğini bozdu. Örgüt aleyhindeki düşüncelerini açıktan dillendirmeye başladı… 

İki ay kadar önce, gazetemizin de yazarlarından dost insan Prof. Dr. Safa Saygılı telefonla beni aradı. Dr. Fuat Bozer’i tanıyıp tanımadığımı sordu. Tanıdığımı söyledim ve yukarıdaki bilgileri kendisine aktardım. “Ben de kendisini tanırdım, zaman zaman ziyaretime gelir sohbet ederdik. Önceleri cemaat aleyhine olan düşüncelerini dost meclislerinde konuşsa da toplumla paylaşmazdı. Siz televizyonlarda konuşup, yazılar yazmaya başlayınca o da sizi tasdik anlamında düşüncelerini açıktan dillendirmeye başladı, sizin düşüncelerinizi paylaştı. Sonra aniden bana gelip gitmesi kesildi. Bir gün internette kendisiyle ilgili bir haber okudum. Haberde Dr. Fuat Bozer intihar etti, deniliyordu. Şaşırdım kaldım. Dini bütün bir insandı. Ben bu işin uzmanıyım, kendisinde intihar etme potansiyelinin zerresi dahi yoktu. Siz art arda FETÖ’nün kanlı cinayetlerini yazmaya başlayınca içime bir kuşku düştü. Acaba Fuat da mı böyle bir cinayete kurban gitti, diye düşünmeden edemedim. Bu bilgiyi sizinle de paylaşayım istedim” dedi.  

Doğrusu Dr. Fuat’ın vefatından haberim yoktu. Acaba gerçekten vefat etmiş miydi, önce bunu araştırayım istedim. Bir dostumu yerinde araştırma yapması için Fuat’ın son vazife yaptığı Eyüp Sultan Aile hekimliğine gönderdim. Gönderdiğim dostumun anlattığına göre, Dr. Fuat Bozer’i görmek istediğini söyleyince muhatapları önce çok tedirgin olmuşlar. Nihayet sonunda acı haberi paylaşmışlar ve “ Maalesef hocamızı kaybettik” demişler. 

Bunun üzerine araştırmayı biraz daha derinleştirmeye karar verdim. Dostum Muhammet Arslan bu konuda bana yardımcı oldu. 

Fuat Bozer’in vefatını, 11 Ekim 2015’te Gazeteci Hasan Sutay (kendisi FETÖ elemanıdır) Twitter hesabından duyurmuş. Bir başka FETÖ elemanı firari Tuncay Opçin Hasan’a “Niye abi hasta mıydı?” diye sormuş. Hasan “Bazı şeyler ihmale gelmez” diye cevap vermiş. Bunun üzerine Tuncay, “Allah taksiratını affetsin” notunu düşmüş. 

Esasen bu iki FETÖ elemanının yazışmalarındaki ifadeler her şeyi çok net ortaya koymaktadır. Anlaşılan o ki hem Hasan hem de Tuncay’ın Fuat’la irtibatı vardır. Fakat o örgütle ilgili aleyhteki tavrını netleştirip, bunu toplumla açıktan paylaşınca her ikisi de irtibatını ya tamamen kesmiş ya da perdelemiştir. Fakat Hasan ertesi gün, Dr. Fuat’ın cenazesinin Şakirin Camii’nden kaldırılacağını duyurması, aralarında gönül bağının sürdüğünü ele vermektedir. Hasan’ın, bazı şeyler ihmale gelmez cümlesinin FETÖ jargonundaki karşılığı, öldürüleceğini bildiği halde gerekli önlemleri almadı anlamındadır. Eğer Fuat normal bir ölümle ölmüş olsaydı, Hasan’ın cevabı, bilmiyorum ya da şu hastalığı vardı şeklinde olması gerekirdi. Tuncay’ın, Allah rahmet etsin yerine, Allah taksiratını affetsin karşılığını vermesi de bu iki cümle arasında nüansı bilenler için ayrıca bir ipucu mahiyetindedir.  

Fuat Bozer gerçekten intihar etmiş olsaydı, Adli tıpta konuyla ilgili bir rapor olması gerekirdi. Böyle bir resmi rapor kendisi de o kurumun bir üyesi olan Safa Saygılı dostumuzun bütün araştırmalarına rağmen bulunamamıştır. Kimlik numarasının bilinemeyişi de sonuca varmada olumsuz etken olsa da şimdiki bulgulara göre ortaya çıkan netice, Fuat Bozer intihar süsü verilerek öldürülmüş; fakat o günlerde İstanbul Adli Tıp ellerinde olan FETÖ elemanları (Nitekim bunlardan elliye yakını daha sonra tutuklanmıştır) tarafından mesele karartılmıştır. Fuat Bozer’in, en iyi bildiği FETÖ akademik yapılanmasını deşifre etmemesi için FETÖ tarafından öldürüldüğüne benim kanaatim tamdır. Fakat meselenin hukuki boyuta taşınabilmesi, konuya vakıf aile bireylerinin, yakınlarının ya da dostlarının bildiklerini yargıyla paylaşmasına bağlıdır. Bu cinayet aydınlanırsa benzeri pek çok cinayetin de aydınlığa kavuşacağından benim kuşkum yoktur. Şehit Fuat Bozer’e bu vesileyle gecikmeli de olsa Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

İyi ki varsın L Erdoğan

Gazeteci Haydar Meriç, Büyükelçi Karlov, Rize Emniyet Müdürü Altuğ Verdi ve şimdi de Dr. Fuat Bozer. Biz terör örgütü değiliz diyen yalancılara duyurulur
  • Yanıtla

ha gayret

Olacak
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı