• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Bir ayetin gölgesinde

16 Nisan 2022
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

Müminlerin hepsinin topluca seferber olmaları uygun değildir. Öyleyse her topluluktan büyük bir kısmı savaşa çıkarken, bir takım da din hususunda derin bilgi sahibi olmak/dini hükümleri iyice öğrenmek için uğraşmalı, savaşa gidenler döndüklerinde, kötülüklerden sakınmaları adına toplumu uyarmalıdır.” (9/122)

Ayette, bütün toplumun hepsi birden savaşa gitmeleri doğru bulunmuyor. Dini derinlemesine tetkik etmek üzere ayrılacak grup hakkında da özel bir tanım getirilmiyor. Ne ki, (minhüm) denilerek savaşma yeteneğinde olan kitleye gönderme yapılıyor. Yani, fiziki şartları yönüyle ve başkaca mazeretleri olmamasına rağmen, sırf bu iş için onlardan bir kısmı savaşa katılmasın, deniliyor. Böylece de hem yapılması istenen işin önemine dikkat çekilmiş hem de bu iş için ayrılanların savaşa katılanlarla aynı statüye sahip bulundukları hususu vurgulanmış oluyor.

İfadenin, dini ilimlerde derinleşme ve toplumu irşat etme gayesiyle irtibatlandırılması, savaşa çıkmaya herhangi bir meşru mazereti olanların, eğer dini ilimlerde derinleşmeleri ve toplumu irşat misyonunu yüklenebilmeleri söz konusu ise, aynı ekibe dahil edilebilecekleri sonucunu da içeriyor. Böylece de, insan kaynaklarının rantabl kullanılması gerektiği hususuna işaret edilmiş oluyor.

Dinde derinlemesine bilgi edinmek (tefekkuh), bilinmesi gerekenleri bilmek yanında yapılması gerekenleri de yapmakla elde edilebilecek nihai tecrübeler yekûnudur. Bu yönüyle de pratikten yoksun salt bilginin bu kavramın ön gördüğü muhtevayı ifade ediyor olması imkânsızdır. Durum böyle olunca da, toplumu irşat edecek bilgin ya da bilgelerin aynı zamanda ameli bağlamda da topluma örnek olmaları, uyarılarını sözle olduğu kadar hal diliyle de yapmaları zarureti vardır. Ancak böylesi irşattır ki, istenen ölçüde verimli olur, kendisinden beklenen neticeyi semere verir.

Ayette kullanılan kelime ve üsluba dikkat edildiğinde görülür ki, irşat ekibine yüklenen vazife sadece savaşa giden toplulukla sınırlı değildir. Aksine “kavim” kelimesiyle anlatılan bütün bir toplum söz konusudur. Zamanlama olarak da, savaşanların geri dönmesini beklemeye gerek olmadığı açıktır. Ne ki, savaştan dönenlerin topluma katılımlarıyla meydana gelmesi muhtemel arızalara acil önlem alınması bakımından bu hassas döneme ayrıca dikkat çekilmiştir.

Söz konusu hassasiyet içinde dini bilgilere öncelik tanınması gayet normaldir. Çünkü yozlaşmanın, bireysel ve toplumsal kokuşmanın ana merkezinde dini hassasiyetin azalması, hatta tamamen yitirilmesi bulunmaktadır. Durum böyle olunca, çareyi de yine dine dönüşte aramak en mantıki, en rasyonel yoldur. İrşat ekibi bu çalışmalarını iki yolla yapacaktır. Öğrenilmemiş ya da unutulmuş bilgileri öğretmek, hatırlatmak; terke ya da ihmale uğramış yaşantıyı tekrar yaşanır kılmak.

“Din”den birincil maksat ona yüklenen teolojik anlamdır. Ne ki, bu durum, ikincil olarak dine, kâinatta cari ilahi kural ve nizamın bütünü, anlamını yüklememize mani değildir. Durum böyle olunca da, “dinde derinleşme” kâinat ve varlık bilincine ulaşma anlamına gelir. Bu anlam bizi, ilim dallarının bütününe birden götürür. Uyarılar cehaletin tümüne yapılır.

Seferberlik, başarıyla sonuçlanabileceği gibi maddi-manevi yenilgiyle de sonuçlanabilir. Bu durumda kendilerini dinde derinleşmeye adamış kadro, her türlü “ricat”in önünde bir set gibi durur. Yıkılmış ümitlere can aşısı yapar, kolu kanadı kırıkları yeniden şahlandırır. Manevi atmosferlerinin cazibesi ölçüsünde, nefse, şeytana, dış düşmana yenik düşmüşlere bir sığınak, bir “Sefine-i Nuh” vazifesi görürler..

Bütün toplumun uyarılması mevzubahis olduğuna göre, bu vazifeyi ifa edecek bir kadrodan ve bu kadronun sevk ve idaresini üstlenecek bir müesseseden söz etmek de icap eder. Ayrıca görülecek hizmetlerin devamlılık şartını da burada hatırlamak gerekir. Bu tür icap ve gerekliliklerin bütünün karşılanması kurumsallaşmakla mümkündür. Kurumsallaşmaların uzun ömürlü olmaları ise sistemleşme başarısıyla doğrudan alakalıdır.  

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

DİKKAT Yunanistan'a feribot seferleri başlıyormuş

Fetöcülere yeni kaçış yolu olabilir! "Uçağın bile tekerlek boşluğuna girmeye çalışan insanlar var." Fetö'cü PKK'lı teröristler feribotta kendilerine yer ararlar! Güvenlik güçlerimiz her zaman Feribotun her köşesini aynı titizlikle aramasını yapabilecekler mi? Feribotlar fetö'cülere kaçış yolu olmasın.

Ayetten kitaptan kurandan bahsetme????

Yıllarca yasadigin kirli yaşamı dini değerlerimizi kullanarak ..onlarida kirlietiyorsun....enazindan git bir kenara otur .....bize ne kadar temiz olduğunu anlatmayacaksan kalkma....allahla senin aranda....
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23