• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
TÜM YAZILARI

Batmaktan kork! 

26 Şubat 2022
A


Latif Erdoğan İletişim: [email protected]

İnsan zayıf yaratılmıştır. Yani onun sayısız denecek ölçüde zaafları vardır. Bu zaaflar aynı zamanda potansiyel faziletler hükmündedir. Kim zaaflarını, zaaf olarak işletirse sonu hüsrana dayanan bir hayat yaşamış olur. Kim de bu zaaflarını fazilete dönüştürme ceht ve gayretiyle hareket ederse, Allah bu ceht ve gayretleri karşılıksız bırakmaz, o zaafları birer fazilete dönüştürür. Böylece insan, ahsen-i takvim sırrını, yani Cenab-ı Hakk’ın kendisinde tecelli eden bütün esmasını gösteren, yansıtan pırıl pırıl, tertemiz bir ayna olma keyfiyetini elde eder.   

İnsan manevi olarak ne kadar yükselirse, tehlikeli pozisyonlardaki hasar oranı da o derece artar. Düz yolda yürürken ayağı kayarak düşen bir insanla, zirvelerden yuvarlanıp düşen bir insanın düşüşlerindeki hasar oranı neyse, manevi terakkisi zirveleri gösteren bir insanla böylesi bir terakki başarısı gösterememiş bir insanın aynı tehlikeli pozisyondaki hasar oranı bir değildir. Elde edilen olumlu sonuç için de durum aynıdır. Zirvedeki insanın tehlikeyi savdığında elde ettiği manevi kazanç kendine göredir, diğerinin kazancı da yine kendi derecesi ölçüsündedir.  

Allah (c.c), insana yüzlerce duygu ve latife vermiştir. Bu duygu ve latifelerin, dıştan gelen tehlikelere karşı direnç durumu da farklı farklıdır. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle söyleyecek olursak, baş bir batman ağırlığı kaldırdığı halde göz bir kıl kadar sıkleti kaldıramaz. Öyle de insanın bazı duyguları, günahlara ve gaflete karşı dayanıklı olsa da bazı duyguları gaflet ve günahlara karşı hiçbir direnç gösteremez hatta bazen ölür, işlevsiz hale gelir. 

İnsan, bedenin maddi uzuvlarını korumada ne kadar hassastır. Dünyayı verseniz, gözlerini ondan satın alamazsınız. Hastalanan bir uzvunu tedavi ettirmek için, bazen bütün servetini seve seve feda eder. Ne ki manevi yapısının uzuvlarından habersizdir. Günahlar ve gafletler sebebiyle, ahirette en az gözü, kulağı, kalbi kadar kendisine lazım olacak duygularını bir hiç uğruna öldürür, telef eder; fakat kayıplarının farkında bile değildir. 

Duygularını korumamış, duygularını inkişaf ettirmemiş insanın durumu bütün vücudu mefluç insanın durumu gibidir. Bu insan neticede cennete bile gitse, oradan alacağı zevk, bütün vücudu mefluç bir insanın dünyadan aldığı zevk ve haz gibi sınırlı olacaktır. İnsan duygularını ne ölçüde inkişaf ettirirse Rüyet-i ilahi hakikatine aşinası da o nispettedir. İnsan eğer gerçekten insan ise, sırf bu hakikate aşina olabilmek için, duygularını günahlardan korur, inkişaf ettirir.  

Haramlara geçit vermemek, onların tahribinden korunmanın en salim yoludur. Haramdan kaçınmak aynı zamanda kişiye bir vacip işlemiş sevabını kazandırır. Görünmesi mümkün haramlara gözü kapamak, yenilmesi mümkün haramlara karşı ağza kilit vurmak, nefsani ve şehevani haramlara karşı nefsi dizginlemek söz konusu haramların çekim gücü ve şiddetine göre insana sevap kazandırır. İşte kaybetme kuşağında kazanmanın bir anlamı budur. Bir de kazanma kuşağında kaybedenler var. Yıldız avına çıkmışken, zıpkınlarının ucunda ateş böceği ile dönenler… Allah bizleri onlardan olmaktan korusun, muhafaza buyursun. 

Anlatılır: Tayy-ı meknan ile tayaran eden bir gurup veli kullardan birinin gözü, o esnada bahçesindeki fideleri sulamakta olan bir kadına ilişir, harama girer. Haram, hepsinin manyetik alanını bozduğundan diğerleri adamı iterler. Adam yere düşerek can verir!.. 

“Öyleyse, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük latifelerini onda batırma. Çünkü çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihetle yutar. Nasıl küçük bir cam parçasında; gök, yıldızlarıyla beraber içine girip gark oluyor. Hardal gibi küçük kuvve-i hafızanda, senin sayfay-ı amalinin ekseri ve ömür sayfalarının ağlebi içine girdiği gibi; çok küçük şeyler var, öyle büyük eşyayı bir cihette yutar, istiap eder.” 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Elhamdülillah bu hak ve muhlis kelama

Yazarın feraseti bu kelimattan belli. The hizmet diye herkesin omuz verdiği aslı "The service" olan büyük Penisilvanya fitnesini evveli ialem keşfeden basiret bu ve böyle en güzel yazılarla kendini ihsas ediyor. Elham...haza.. min fadli Rabbi.

Mustafa

Muhterem yazar harika ders ve ibret verici nefis yazınız için çok teşekkür ederim
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23