Şiddet yerine eğitim       

03 Şubat 2019 Pazar

Toplumda açılmış kanayan yara kapanmıyor ve gittikçe derinleşiyor, derinleştikçe kangrene dönüşüyor. Gün geçmiyor ki trajik aile cinayeti olmasın. İleri düzeyde kangren olan yaranın tedavisi yapılamıyor ve primitif uygulama ile insanı kurtarma operasyonu yapılıyor.

Bu tür meselelerde, ideolojik saplantısı olan ya da şartlanmış, düşünme yeteneğini kaybetmiş, bir de ahlâkî değer kabul etmez olmuş insanları anlamaya çalışıyorum. Amma şu devletin üst düzeylerinde sorumlu olan insanları anlamada zorlandığımı itiraf ediyorum. Eğer devlet ailenin yozlaştığını ve rayından çıktığını tesbit edip aileyi korumak için bakanlık kurdu ise öncelikle bunu, sorumluların ciddiyetle kabul etmeleri gerekir. Meseleyi ciddiyetle kabul ile beraber, temeli dinamitlenen aileyi toparlamak için yeniden ihya hareketi başlatmak, elbet sorumluların görevidir. Bu kadar önemli konu üzerine gidilmiyorsa bir sıkıntı var demektir.

Sıkıntının başında, sorumlu makamlardaki insanlarımızın buna hazır olmadıklarıdır. Ya da “Toplumun aile düzenini kurcalamayın” baskısı söz konusudur. Sebep her ne olursa olsun, bugün toplum, çılgın bir uçuruma doğru itilmektedir. Toplumumuz soyu sopu ve nesebi belli olmayan bir karmaşaya kurban gitmekle karşı karşıyadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu karmaşayı önleme makamındadır. Görevini eğitim ile gerçekleştirme zorundadır. Yoksa şiddete karşı şiddet göstererek önleme iddiası iflas etmiştir. Birileri, hak ile hukuk ile ve kanun ile uzak yakın alakası olmayan ilkel bir anlayışla çözüm arar. Aralarında, geçimsizlik baş gösteren karı kocanın ifadelerini bile alınmadan kocaya haksız yere bedel ödetiliyor. “Altı ay evine beş yüz metreden daha yakın yaklaşmama” cezası” veriliyor! Aklı, vidanı, itibarı, insanî hakları olan herkes düşünsün. Neden kocaya, böyle bir ceza veriliyor?

Karı koca ikisi de insandır, ikisi de karşılıklı yanlış yapma riski ile karşı karşıyadırlar. Fakat ikisinin de aile sorumlulukları eşit değerdedir. Kadın olsun, koca olsun yanlış ya da haksızlık yaparsa şiddete başvurmaları gerekmez. Aileyi huzurla devam ettirmek için özveride bulunmaları insan olma değerlerinin gereğidir. Bu yetmediğinde, aile birliğini sürdürmek için devletin çeşitli kurumları vardır. Dolaylı ya da direkt bunları barıştırmaları hem hukukî ve hem de vicdanî sorumlulukları icabıdır. Aynı zamanda karı koca arasını bulmak ve barışı sağlamak medeniyet meselesidir. Bireyini mutlu edemeyen devlet, aile yuvasını koruyamaz ve aileyi de mutlu edemez. Ailesi mutlu olmayan toplum da mutlu olamaz.

Canlı varlıklar içinde yetiştirilmesi en zor olanı insandır. İnsanın eğitilmesi, bakımı ve yetiştirilmesi ana karnında başlar. İnsan fıtratına mütenasip yetiştirilmediği takdirde yırtıcı canavarlardan daha zararlı olur. Aslan, kaplan, sırtlan bir sürüden karnını doyuracak bir av yakalar, ötekiler onu ilgilendirmez. Amma zulmedilen ve şiddete maruz kalan insan bir canlı ile yetinmiyor, çok cana kıyıyor ve katliam yapıyor. Ocaklar yıkıyor, aileleri viraneye çeviriyor. Haksızlığa maruz kalan insan öfke seli halinde kasvetli akışını sürdürür ve her tarafı tarumar eder. Peşinden nice harabeler bırakır, sonunda öfke biter, insan canavarı da çöker.

Bu felaketi önlemenin çareleri vardır. İnsana, fıtratına uygun eğitim verilmelidir. Fıtrata uygun eğimi olmayan insan evrensel kurallara uyum sağlayamaz, sosyal ilişkilerde denge kuramaz. Yaşadıkça çevre ile kavga yapmaktan kendini alamaz. Fıtratına uygun eğitimin maya tutması için medeni bir ortamda yetişmelidir. Medenî ve örnek aile ortamında kendini bulmalıdır. Ruhen özgür olmalı ve her halükârda şiddet batağına batmamalıdır. Güvenli bir hayat içinde gelişmelidir. Nefsanî duygu ve düşünceleri aşacak kalitede eğitim almalıdır. Adalet, muhabbet ve sadakat ehli olmalıdır. İnsana ve insan haklarına saygıda kusur etmemelidir. Güvenli hayatın, dengeli paylaşımın taraftarı olmalı ve kalben eğitilmiş olması gereklidir. Kısacası, insana, insan gözü ile bakacak insan niteliği taşımalıdır.

Bu çok önemli ve hayatî eğitim görevi, tümü ile devlete ait bir görevdir. Lokal, yüzeysel ve mesnetsiz kararlarla yapılan uğraşı bu toplumun dertlerine deva olmaz, olmuyor!

Esasında bu hizmet için Milli Eğitim, Aile ve Sosyal Politikalar, İçişleri, Kültür ve Ekonomi Bakanlıkları koordinasyonu çok önemli ve tarihî bir gelişmeye vesile olur. Bu iş, “zirvede” verilecek karara bağlıdır, kanaatindeyim. Esselamu aleykum.   

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • KızılelmaKızılelma4 ay önce
    Eyt perişan taşeron MEB çalışanıda perişanadayların alayı hırsız ihale tüccarları 16 yıldır devleti yönet ondan sonra insanı yaşattı devlet yaşasın diye bağır o zaman hüküm Allah'a ait razı olacaksın anketlerde kurtaramaz
  • Babalar ve Çocuklar Derneği (Yasin Emrak)Babalar ve Çocuklar Derneği (Yasin Emrak)4 ay önce
    İstanbul Sözleşmesi karı kocayı uzlaştırmayı yasaklar. Şiddetten bahsedilecekse önce çocuklara karşı şiddetten bahsedelim. Çocuklar en fazla annelerden şiddet görüyor. Şiddetin en büyük mağduru savunmasız çocuklardır. Çocuğuna sahip çıkmak isteyen babalar mevcut yasalarla çaresiz kalıyor.
  • Oku mayınOku mayın4 ay önce
    Hangi eğitim , Müslümanım diyenannenin babayı hiç dinlemediği İslam coğrafyasında doğan cocuk kimi dinler. Yıl da bir iki kez uyarılan insan neden uyarılara kulak asmaz. Tevbe suresi 126 - Onlar (münafıklar) her yıl bir veya iki kere kendilerinin çeşitli belalara uğratıldıklarını görmüyorlar mı? Böyle iken yine de tevbe etmiyor ve ibret almıyorlar.
  • DayıDayı4 ay önce
    Sosyalist Atatürk cu yazarları okudukca Allah a sukrediyorum. iyiki Elhamdülillah Müslüman im .Çok şükür Rabbim e. Devreler hepten kopmuş.
  • AbdullahAbdullah4 ay önce
    Karısını döven adamı devlet barıştırsın da karısını daha mı çok dövsün? Karısını döven adamı devlet kadınlaştırdıktan(ameliyatla) sonra barıştırabilir.
  • FerhatFerhat4 ay önce
    Malesef ülkemizde AB tesvikleri ile hayata gecirilen cinsiyet esitligi ve kadin haklari [feminizm] adi altindaki projelerincogu liberalizm kaynakli ideolojilerin bilimsel arastirmalarina dayanmakta. Bu arastirmalar bagimsiz bir sekilde ideolojik olarak ahlak yoksunu liberalistler tarafindan gerceklestirilmekte. Bu arastirmalari finanse eden liberalist masonlar bilimsel arastirmalarin sonuclarini kendi cikarlari dogrultusunda sekillendirmekte. Bu tür arastirmalar bu sebepten dolayidagercekleri yansitmiyor, zirasadece masonik ideolojiye dayanmakta ve halkin öz degerlerini tahrip etme odakli olmakta. CTE nin ve feminizm odakli kadin haklari projelerini ülkemizde uygulamaya konuldugu zamandan itibaren bosanma oranlarinda bir patlama yasanmakta. Hatta velayet davalarindan ve süresiz nafaka uygulamalarindan kaynaklanan adeletsizlik yüzünden yurdumuzda cok canlar yanmakta. Bu liberalist ideolojilere dayanan bilimsel arastirmalarin özü katiyen esitlik ilkesine dayanmamakta, zira bu ideolojik arastirma toplumda kadin lari tanrilastirarak kadin ve Lgbt lileri hukuken üstün bir konuma tasimakta. Bu durumda kadin ve erkek arasinda bitmeyen bir ihtilaf a yol acmakta, zira velayet ve bosanma davalarinda her sey kafindan yana olmakta.

Günün Özeti