Dünyada insan suç patlamasına çare arayadursun
Dünyada insan suç patlamasına çare arayadursun
İlhan Oral
İnsan sonsuza açılan küresel bir âlem ortamında bulunan küçük bir gezegende varlık sahnesine çıkarılır. Çıplak halde ana karnından çıkan insan gelişmeye başlar.
Ana karnında iken, ananın bir parçasıdır. Dünyaya çıkışı ile biyolojik bağlar kopar. Bundan sonra kopmaz bağlar, ana ile evladı birbirlerine pekiştirir. İnsanda, ana ve babanın “sekine, aşk ve merhamet” eseridir. İnsan duyum alma, çevreyi görme ve eşya ile iletişim kurma özellikleri gelişir. Hayatî ilişkiler netleşir. İnsan kıvamında yetiştirilmese gerçeklerden bihaber kalır ve gaflet girdabına kapılır, çırpınır durur.
Oysa insan, içindeki âlemi, kendini, varlık sebep ve sonuçlarını tefekkür ettiği zaman kıvama erer. Bu kıvamda insan yükseleceğini aklından çıkarmamalıdır. Böyle yaşama şerefini sürdürmelidir. Bilim adamlarının tesbitine göre; “uzaydaki nöronlarla beyindeki nöronlar iletişim” halinde muhabere ağını canlı tutar ve sürdürürler.
İnsan, aklını allak bullak edecek ve kalbini haşyet ile hoplatacak manidar bir hakikat karşısındadır. İyice düşünmesi gerekir. Yaratan, Kaadir, Ehad, Samed ve Hakîm Allah Teâlâ, peygamberlerinin sonuncusunu görevlendirerek gönderiyor.
O Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme Kur’an gibi mukaddes bir kitap veriyor. İlk ayetlerinin ikincisinde “alak” kelimesini yerleştiriyor. Bu manidar hikmetini ve verdiği mesajını topluca anlamak gerekiyor. Bu algı toplumun hedeflerini belirleyerek fıtratına kavuşturur. Vahdet ilkeleriyle buluşturur. İnsanı doğallaştırır.
İnsanın yaratılışına ve akıl nimeti ile dünyaya gelişine temel madde olan “alak” nice bilgi, nice nimet ve nice hikmet ile donatılıyor; Âlemlerin Rabbi bunu açıklıyor?
Oku Yaratan Rabbinin adı ile! O, insanı alaktan yarattı. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O Rab ki, kalem ile ilmi öğretti. İnsana bilmediğini O öğretti.
Hayır! Buna rağmen insan azgınlaşır. Kendini zengin ve üstün gördüğü için.
Fakat gerçekten dönüş ancak Senin Rabbi’nedir. Sen o Kulu namaz kıldığı zaman
vaz geçirmeğe kalkışanı gördün mü? Hele bir bak! Ya o kul hidayet sistemi üzere idiyse? Ya takvayı emrediyorsa? Ya o engelci, hakkı yalanlayıp yüz çevirdiyse?
O, Allah’ın her şeyi gördüğünü bilmedi mi? Hayır, hayır! Eğer vazgeçmezse, andolsun ki onu perçeminden yakalarız. O yalancı, günahkâr perçemden. O taraftarlarını çağırsın. Biz de cehennem bekçileri olan zebanileri çağıracağız. Hayır, sakın ona uyarak itaat etme! Secde et ve sen Rabbine yaklaş. (Alak:96/1/19)
Burada insanın yaratılışına, varlık sahnesine çıkışına ve yaşadığı süreçte karşılaşacaklarına ilişkin derin ve esrarengiz bir hatırlatma vardır. Aklı olan insan da bununla kaşı karşıya olduğu hakikatini ciddiyetle idrak etmelidir. Gelecek ayet meali ile çok sağlam bağ kurmalıdır. Burada bunca olaylarla “alak” arasındaki ilgiyi algılamak birçok problemi çözecek nitelikte olduğu, güneş ışığı gibi ortadır.
Doksan yaşındaki bir insanın canı acıdığında “vah anam” diye dertlenir. Bunun verdiği sinyaller de çok iyi anlaşılmaktadır. Hem insan beyninde yaratılmış olan “yaklaşık doksan altı milyar nöronun” hikmeti ve Yaradanın sanat, kudreti ve mesajlarının sırrı tecelli etmektedir. Bir insanın diğer insanlardan en çok anası ile bağlı olmasının anlamı da burada berraklaşmaktadır. Onun için “kadını” analık makam ve mevki’inde formatlamak ve değerlendirmek yaratılış doğasına en uygun olanıdır.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin; “Cennet anaların ayakları altındadır” beyanı bu derin hakikatin engin açıklamasıdır. Bunu anladık da…!
YA, bu büyük ve küresel görevi kim yapacak? Esselamu aleykum.