• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

Kur’an’a direnmeler bitmese de! (2) 

16 Mayıs 2021


İlhan Oral İletişim: [email protected]

Konunun daha net anlaşılması için önemli bir hakikati hatırlatarak başlayalım. Kur’an’a karşı olan ve Kur’an sistemine direnen ne kadar insan varsa, hepsi âciz, çaresiz ve tutarsızdır. Kur’an beyanlarına uymaya da mahkûmdur ve dünya hayatı da kısa bir süreçtir.

İnsan farkında olmasa da hayatının başlaması ve gelişmesi, Yaratan Kudret’in elindedir. Bunu Rabbimiz şöyle anlatır; “İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir zaman geçmedi mi? Biz insanı karışık bir meniden yarattık. Onu imtihan edeceğiz. Bunun için kendisini işiten ve gören bir varlık yaptık. Doğrusu biz ona, gerçek yolu gösterdik; isterse şükreden mümin olur, isterse nankörlük eden kâfir olur.” (İnsan:76/1-3) Buradaki bir cümle insanın ne menem bir varlık olduğunu anlatmaktadır.

En veciz ve en kısa anlatımı ile insanın hayat serüveni bundan ibarettir. İnsanın, ölümü ile dünya hayatı biter. Beden ölür fakat onu insanlaştıran ruh nice yük edinir yüklenir gider. Kendine sunulan iki yoldan birini seçme yetkisi ile ya kazanır, hayırlı kazanımlarla gider. Ya da taşınması çile ve acı veren azap yükü kazanır, tümden kaybeder, öyle çeker gider. Şimdi biz düşünelim; aciz ve bilgisiz olduğu halde neden suçluluğu tercih ederek dünya hayatını kötüye kullandı? Haydi diyelim ki, bu insan sahte markalı bir kahramanlık yaptı ve Kur’an’a karşı düşmanca direndi. Pekiyi ebediyen azap çekmesine sebep olacak bir suç ile gitmesine değdi mi? Kaldı ki bu tip insan, kötülükleri ile anılan bir imaj bırakması da ona hiçbir artı değer kazandırmamıştır. Tercih edilebilecek iki yoldan biri ile nankörlük yapıp kâfir olanlar karakterleri gereği Kur’an’a karşı direnmeleri, belki anlayışla karşılanabilir.

Fakat Kur’an’a inandığını iddia ettiği halde, nankörlük yapan kâfirlerden daha çok direnip zararlı olanları anlayışla karşılamak mümkün müdür? Mutlaka Kur’an’ı öğrenip, öğretip açıklayıp tebliğ etme gibi taahhütleri olan Müslümanları Rabbimiz ilginç ifadelerle teşhir eder; Allâh, kendilerine Kitap verilenlerden: “Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, kesinlikle gizlemeyeceksiniz!” diye ahid almıştı. Fakat onlar, verdikleri sözü sırtlarının arkalarına attılar ve karşılığında az bir para aldılar. Ne kötü şey satın alıyorlar. (Ali İmran: 3/187) Böylesi sorumlular bu kadar ağır bir hitabın karşısında bile etkilenmiyorlar. Hayret!

Bu açıklamalar ile görülüyor ki, bir tarafta nankör kâfirler, diğer tarafta Kur’an taraftarı olduklarını iddia eden Müslümanlar vardır. Burada anlaşılması zor bir muamma ilgi çekmektedir. Birbirlerine tamamen zıt olan bu bloklar Kur’an’a karşı direnmekte âdeta yarış halindedirler. Bunların karşısında, insan düşündükçe anlam vermekte zorlanıyor. Biri akıl nimetini kötüye kullanıyor, insanlık dışı davranıyor. Küfrün yobazlığına sığınıyor. Diğeri ise şuur ötesi bir pozisyona bürünüyor. Kâfirlerden daha çok Kur’an’a karşı direnip duruyor. Yıllardır nice iyi niyetli ve işin çok ciddi ve çok manidar olduğu anlayışı ile mücadele verenler gibi biz de çeşitli çalışmaları gündeme getirmeye çalıştık. Çalışmayı sürdürüyoruz.

Bu büyük ve çok önemli bir çalışmadır. Bu çalışmayı ilgili kurum ve kuruluşlara ısrarla sunmaya çalıştık, fakat Kur’an ruhuna uygun ve yaygın çalışmayı beğenmelerine rağmen pek azına anlatmak mümkün oldu. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere ve nice ilgililer meselenin kapsamındadırlar. Diyanet İşleri Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatlarında gerçekten büyük bir potansiyel gücü vardır. Yüz elli bin kişi görevlisinden bahsediliyor. İlahiyat fakültelerinde 4 binin üzerinde öğretim elemanı olduğu bildiriliyor. Bunların arasında ilgili ders öğretim üyelerinden Kur’an aleyhtarı olduğu duyumları vardır.

Fakat bütün bunca kargaşaya rağmen tabandaki insanlarımızın Kur’an hasreti devam etmektedir. Nice insanımız ve nice çocuğumuz nice engeli aşarak Kur’an’la buluşmaktadır.

Rabbimiz birkaç ayette hükmünü vermektedir; Onlar Allah’ın nûrunu ağızlarıyla söndürmek isterler. Allah ise nûrunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Kâfirler hoşlanmasalar da. Tevbe:9/32) Onlar, Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayacaktır; kâfirler hoşlanmasalar da. (Saf:61/8) Ne zaman ve nasıl mı?!!!

Hüküm Allah’ın, görev bizim, şuuru şahlanınca! Esselamu aleykum.

NOT: Bütün mümin kardeşlerimin Ramazan Bayramlarını tebrik eder, tevhid ruhunun canlanmasına vesile olmasını dilerim. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Şehirli

Üstad, sizi ilk defa okudum; Allah razı olsun, günümüz müslümanlarının halinden muzdarip bir tavrınız olduğu anlaşılıyor. Yazınızın bir yerinde (6. Paragraf) “Bu büyük ve çok önemli bir çalışmadır. Bu çalışmayı ilgili kurum ve kuruluşlara ısrarla sunmaya çalıştık, fakat Kur’an ruhuna uygun ve yaygın çalışmayı beğenmelerine rağmen pek azına anlatmak mümkün oldu. Başta Diyanet İşleri Başkanlığı olmak üzere ve nice ilgililer meselenin kapsamındadırlar” demişsiniz. Belli ki ya sizin veya içinde bulunduğunuz bir heyetin Kuran merkezli bir çalışmasından bahsediyorsunuz. Bu çalışma nedir? Yeterli sahiplik göstermeyen kurumsal yapılar mazeret olarak ne ileri sürüyorlar? Kısa da olsa bilgilendirir misiniz?
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23