Kur’an medeniyetinde konuşma dili (3) 

16 Haziran 2019 Pazar

Genelde insan, cahildir, bencildir, acelecidir, fevridir ve saldırgandır. Onun için genellikle insanlar birbirlerini anlamadan birbirlerine zarar vermekten kaçınmazlar. Aile kavgaları, kan davaları, toplumlar arası huzur bozucu gelişmeler hep bundan kaynaklanır.

Oysa Yaratan Kudret Allah Teâlâ, en değerli olarak yarattığı insan denen varlığı nice nimetlerle donatmış ve bu nimetlerin en mükemmeli olarak akıl nimeti vermiştir. Bu akıl nimeti ile hiçbir varlığa vermediği üstün değer vermiştir. İnsana verilmiş olan sayısız nimetlerin başında akıl ile beraber ifade yeteneği olarak konuşmayı vermiştir. İnsanların kurduğu dünya medeniyetlerinin temelinde akıl ve konuşma yeteneği esastır. Buna rağmen akıl nimetini ve konuşma yeteneğini kullanmayan insanlar insanın varlık sürecinde nice arbede, nice savaş ve nice yanlış yüzünden, dünyayı kendilerine dar ve zindan etmekten de geri kalmamışlardır. Hem kendilerine ve hem de başkalarına zarar vermede aşırılaşmışlardır.

Yalın aklın yetersiz olduğu gerçeği karşısında, insan kılavuza muhtaçtır. Bu vesile ile Kur’an medeniyetindeki konuşma dili, çok önemlidir. Konuşma tekniği Kur’an ile mükemmel bir sanat niteliği kazanmıştır. Allah Teâlâ’nın, Hazreti Mûsâ aleyhisselama konuşma sanatının zirvesinde kavli leyyin ile birçok hikmet yüklemiştir. Bugün dünyada Müslümanların hemen hepsinin bu ciddi ve ciddi olduğu kadar da çok önemli olan bu konuya özen göstermeleri gerekmektedir. Bu konuda ayetler manidar mesajlar verirler. İşte azgın ve mütecaviz Firavun, Hazreti Mûsâ aleyhisselama ağır itham ve baskı kurması karşısında, Allah Teâlâ, onun kavli leyyin ile konuşma emrini vermesinin hikmeti burada ortaya çıkar.

Firavun, öfke krizine kapılmış bir pozisyonda, bu çıkışı ile kan davası peşinde idi. Buna rağmen Cenab-ı Hakk, Hazreti Mûsâ ve Hazreti Harun aleyhimesselama; ikiniz birlikte Firavun’a gidin; çünkü o gerçekten her türlü ölçüyü aşmış, azmıştır. Varın da, ona; kavli leyyin ile konuşun, olur ki nasihat dinler yahut ürperir. Hemen gidin de Firavun’a deyin ki, biz Rabbinin sana gönderilen elçileriyiz. Artık İsrail Oğullarını bizimle gönder. Onlara azap etme Biz, sana, Rabbinden bir mucize ile geldik. Dünya ve ahiret selâmeti, hidayete uyanlaradır. (Taha: 20/43-47) Bu ayet-i kerimelerle de anlaşıldığına göre, kavli leyyin, daha manidardır.

Cenab-ı Hakk, iki peygamberini Firavuna, birden gönderiyor, bunlar iki kişi de olsa bir heyettir. Bu heyet, tanrılık iddiasında bulunan Firavuna nasihat ediyor. Bu çok önemli bir uyarıdır. Allah davasının savunucuları, engel tanımaz dava adamıdırlar. Her yerde ve her halde dava adamı, karşısındaki bir hükümdar da olsa, tanrılık iddiasında da bulunsa ona hakkı telkin etmek savsaklanmaz mukaddes bir görev olarak benimserler. Allah davasına inanmış mümin, hiç kimse karşısında aşağılık psikozuna girmez, gücünü ve kuvvetini Allah’tan aldığı için fütur getirmez, gereken ne ise onu yerine getirir ve neticeyi Rabbine havale eder. Aynı oranda, Allah adına verilen mücadelede, mümin vakar kaybetmez. Onurlu ve vakarlıdır.

İdeolojik, siyasî ve sosyal ilişkilerde taraflar münasebetlerinde, eşitlik ilkesine bağlı olmaları gerekirken, Allah davasında, “Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer inanıyorsanız elbette en üstün sizsiniz”. (Âli İmran: 3/139) gereğine inandıkları için telaşa kapılmazlar, gerilmezler, kasılmazlar, telaşlanmazlar, vakûrdurlar. Kavl-i leyyin, Allah davasını savunacak ve o davayı kitlelere tebliğ edecek davetçilere has bir konuşma tarzıdır. Bunun için Cenab-ı Hakk bu örneği, kanlı kaatil ve tanrılık iddiasında bulunan Firavun ile ulul’azîm peygamber Hazreti Mûsâ aleyhisselam örneğinde gösteriyor. Onun için bu konuşma tarzı tahminler üstü dikkate değer bir konuşma tarzıdır. İnsan ile ilgili her kavramı ve her konuyu yerli yerine yerleştiren, hiç açık vermeden en üst düzeyde değerlendiren ve en mükemmel ölçüde vazeden İslam sistemi asli itibarı ile Kur’an medeniyeti olarak alınmalıdır!

Aslında kavli leyyin, konuşmacıların birbirlerine karşı kasılmadan, gerilmeden, strese girmeden, sinir sistemini bozmadan, tartışma pozisyonu oluşturmadan, olgunluğun en yüksek kalite ve kalibre düzeyidir. Özellikle Müslümanların bu kalitede olmaları için önce buna inanmaları gerekir. Bu anlayış ve bu beklenti ile Müslümanların uyanışı beklenilmektedir.

Bu beklenti, İlâhî davanın özünde vardır. Esselamu aleykum.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Kur' an Medeniyeti yeni trend mi?Kur' an Medeniyeti yeni trend mi?1 ay önce
    İslamiyet demek istiyorsunuz herhalde; Müslümanlık yani! Milli' deki Reşat sürekli böyle yeni icadlar türetiyor da, anlayamıyoruz onu; çok yüksek ilme sahip, arapça da biliyormuş ayriyetten.
  • hasan hasan 1 ay önce
    Mustafa, Kuran mealini kimse yasaklamaz. Hatta diyanetin dahi hazırladığı meal var. Türkçe Kuran yoktur. Lakin türkçe meal var ve olmalıdır da.. Bununla birlikte meal dahi olsa Kuran.da geçen temel kavramlarla oynamamak lazım. Yani Allah yerine geçecek bir kelime uyduramazsın ya da Allah'ın isim ve fiillerinden olan ilah kelimesi yerine uyduruk bir kelime kullanamazsın. Yurtdışına gittiğinde senin adın yine Mustafa.dır. Mıstık, musti ya da makbule demezler? Ya da fiil anlamında seçilmiş, seçkin diye de hitap etmezler.. Nasılki ismine saygılı olunsun istersen Allah'ın isim ve sıfatlarına da biraz saygı.. Son olarak tanrı safsatası yabancı dillerde yoktur. Onlar god, godless, gott, gud, gut, bok, zot, deus, aloha gibi kelimeler kullanır. Hangisi daha iyi geliyor söylenirken? Benim ilâhım mı? Yoksa benim gudum, benim godum, benim deusum mu? Kelimeleri yerinden değiştirenlere karşı uyanık olalım, bu birileri tarafından bilinçli olarak yapılmaktadır.
  • Mustafa Mustafa 1 ay önce
    KURAN İNSANA İNSAN OLMAYI ÖĞRETİR. KİBİR, BENCİLLİK, ĞÖSTERİŞ, RİYA Yİ YASAKLAR.ALLAH CC KULUNA KİTABINI OKU DİYE FARZ KILAR.BAZILARIDA İNSANA KURAN MEAİNİ OKUMAYI YASAKLAR.
  • Siz olsanız ezanlarda hangi kelimeyi kullanırdınız? Siz olsanız ezanlarda hangi kelimeyi kullanırdınız? 1 ay önce
    Tanrı uludur (x2) Tanrı’dan başka yoktur tapacak mı derdiniz?Allâhu ekber, Allâhu ekber (x2) , Lâ ilâhe illallâh mı dersiniz? Mantıken tanrı kelimesini yazılarında kullananların, tanrı kelimesinin ezanda kullanılmasında sakınca görmemesi lazım. Ne kadar itici değil mi? YadaKelime-i şehadet getirirken ilah denmemesi. o safsatanın kullanılması ne kadar saçma olurdu değil mi? Tutarlı ve uyanık olalım. Ve aleykum selam

Günün Özeti