• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI
26 Ocak 2020

Feminizm limiti aştı, sıra Reculizm’de

Bu, “İstanbul Sözleşmesi” değil, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”dir. Bu dayatma cebren yürürlüğe koydurttukları sinsi ve şeytanca bir programdır. Ve bunu da T.C. yetkili makamı o günkü Dışişleri Bakanı’na imzalattılar. Avrupa Konseyi dayatması kabulünden sonra Türkiye’nin erkek vatandaşlarının yaprak dökümü zirve yaparak yayılmaktadır.

Bunun karşısında biz de meselenin ciddiyetini idrak edebilecek sorumlu aradık. Ulaşabileceğimiz sorumlularımıza meseleyi açtık. Çeşitli kurumlara başvurduk, anlattık. İdrak edenini bulamadık. Kendilerini değişmez başkan zanneden sorumlularımız, yangının alevlerini görmezden, homurtularını duymazdan geldiler. Türkiye’nin gönüllü kuruluşlarına hatta merkezine gittik. Kur’an gibi ilâhî bir kitabın önemini anlattık. Aile kurumunun, ipi kopmuş tesbih tanelerinin dağıldığı gibi etrafa savrulduğunu anlattık. Anlattık anlatmasına da anlattıklarımız hep hedefte buharlaştı. Aile kurumu dinamitlendi, çöküşüne bile dönüp bakan olmadı. Koca mağdur, kadın mağdur, çocuklar mazlum, bütün yakınlar perişan, sonuç felaket.

Avrupa Konseyi Sözleşmesi (dayatması) yıkıma devam ederken devletin savcısı, yargıcı, polisi, jandarması, ilgili bakanlıkları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve gönüllü kuruluşlar, hulasa tüm sorumlular tam siper yapmışlar. Hele belediyeler, bünyelerinde uzmanlar barındırıyor, fakat bunların ne yaptıkları bilinmiyor. Bu milletin ailesi medyada birkaç bayanın elinde işlem görüyor. Her gün toplumda iğrenilecek nice olay cereyan ediyor kocalar pespâye ediliyor, itibarı toptan zedeleniyor, ekranlarda böğürte böğürte ağlatılıyorlar. Yataklarından çıkıp internette edindikleri yedek kocalarına sığınan karıları ekran başına getiriyorlar, koruyucuları sayesinde pişkin pişkin nikâhlı kocalarına, “şah” der gibi rest çekiyorlar. Bu bayanların ne yaptıklarını bir düşünün!

Bunlar toplumda fuhşun açıkça yayıldığını, kocaların onurlarını kaybettiklerini, nikâhını yok sayarak gidip fuhuş yaptıkları internet kocaları karşısında ne kadar pespâye duruma düştüklerini ve çocuklarının lanetleyeceği döküntü kadın durumuna düştüklerini belgeliyorlar. Bu da yetmiyor, bu kadınların gayri meşru yoldan edinip topluma saldıkları çocuklar, ana baba tanımayacaklar, uyuşturucu müptelası olacaklar, uyuşturucu baronları bunları piyon olarak her türlü kötü ve kirli işlerde kullanıp sonra da telef edeceklerdir.

Şimdi bir tarafta bu milletin devleti, diğer tarafta asırlardır bu milletin temel değerler ve servetlerinin altyapısını boşaltarak keşmekeşe sokan Avrupa’nın namus düşmanları bunca yıkımı nereye kadar devam ettireceksiniz? Virane ettiğiniz bu aile enkazı altında öncelikle kendilerinizin kalmayacağını ne ile garanti edebileceğinizi zannediyorsunuz? Bir de düşünün feminizm güçleriniz karşısına, reculizm çıkarsa bunu nasıl önleyebileceksiniz? Gözü dönmüş erkeklerin, on sene önce boşandığı karısını sokak ortasında hunharca öldürdüğünü görmüyor musunuz? Bunun arka planında hangi illetin olduğunu bilmiyor musunuz? Bu korkunç çöküşün nereye varacağını düşünmek ve tedbir almak istemiyor musunuz?

Ne kadar zâlim, ne kadar cahil insanların türediğini görmüyor musunuz? Bir anda huzurlu yuvasını, seven kocasını, kendine muhtaç yavrularını terk edip giden ve kendini korumaya can atan ana babasını reddeden o zavallı genç bayanların perişan hallerini görüp etkilenmeyen yetkililer hakkında ne düşünürsünüz? Hele nikâhlı kocası da ve uğruna can atıp gittiği internet kocası tarafından da yüzüstü bırakıp terk ettikleri genç bayanın halini bir düşünün. Bu kadının kadınlık hatta insanlık itibarını kim iade edecek, gönül diyarlarının tamamen karartıldığı çocukların harap gönüllerini kim ve nasıl onaracak? Devlet bunları yarın vatan savunmasında nasıl değerlendirecek, çok endişe ve merak saiki ile düşünüyorum.

İnsan feministlere derim ki, bırakın kadın, insan olarak, erkek de insan olarak kalsın.

Müminlere de; “Size ne oluyor ki, Resulullah sizi Rabbinize iman etmeye (güvenmeye) çağırdığı halde, Allah’a inanmıyorsunuz. Oysa Allah sizden kesin söz almıştı, eğer buna inanan müminler iseniz?” (Hadid:57/8)’i hatırlatıyorum. Ne feminizm ne reculizm! İnsan!

İnsanı, insan kabul eden, insan şerefine kavuşur. Esselamu aleykum. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

!!!

Sokağa pazara gezmelere süslenen bir eşe bu kadar nafaka az daha çok verilsin süsüne yetmez.
  • Yanıtla

!!!

Allah için söyleyin herhangi sol dernek veya feminist dernek furşiyat tan kaç kadını kurtardı.? Zinakar erkek için faişe denmiyor. Kuran ikisinede 100 deynek vurun diyor ayırmıyor. Kadını fahişe diye damgayanlar erkeğe ayrımcılık yapıyor.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı