Fatiha suresinin mesajları (22)
Fatiha suresini okuyup huzur bulmayacak bir mümin düşünülemez. Fatiha suresinin isimlerinden biri şükür, bir diğeri ise şifadır. Bu sure hamd ile başladığı için de ikinci ismi hamd suresidir. Hamd eden mümin Fatiha suresini evrensel boyutu ile idrak etmiş demektir. Şükür edebilecek insan, bireysel bazda Rabbinin nimetlerini idrak etmiş insan mertebesine ermiş olur. Bu isimlerden hareket edince kul, surenin üç ismi ile maksada yaklaşmaya başlar.
Evrensel tefekkür ile hamdeden insan, kâinatı ve içinde olanların arasında olma şuurunu yakalar. Böyle bir insan kendine döner, haline şükreder ve bununla kalbi şifa bulur. Kalbi şifa bulan insan, Fatiha suresinin Ümmül’Kur’an ve Ümmül’Kitap olduğu gerçeğini hikmet düzeyinde kavrama bahtiyarlığına kavuşur. Fatiha suresini niçin okuduğu bilinci ile Kur’an’ın özü ve özeti olduğunu kavrar. Kavrama dozu artınca Fatiha suresinin mesajlarının kapısının açıldığına şahit olur. Bu durumda kul, kulluk şuuru ortamına girer. Ubudiyet şuuru çerçevesinde toparlanır ve muhteşem bir tabloda yerini bulur irfan ve ihsan yurduna yerleşir.
O (canlarını, mallarını cennet karşılığında Allah’a satanlar,) tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, İslam davası için seyahat edenler, rükû› edenler, secde edenler, insanlara iyiliği emredenler ve onları kötülükten vazgeçirmeye çalışanlar ve Allah’ın sınırlarını korumaya çalışanlardır. İşte onlar da cennet ehlidirler. Habibim sen o müminlere dünyada zaferi, ukbada cenneti müjdele. (Tevbe:9/112) Demek ki, mümin, canını ve malını, bunları yaratan ve karşılıksız veren Rabbine verebilecek kıvama erdiği zaman, daha dünyada iken zafer kazanmayı, âhirette ise cenneti garantilemeyi hak ediyor. Bu kıvam, artıları ile bütün insanlığa yoğun mesajlar verir ve mümini, daha ileri düzeyde uyarır ve kıvam verir.
Bu açıdan bakınca başta peygamberler salavatullahi aleyhim olmak üzere, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin her biri tam kıvamında üstün değerler oldukları görülür. Bunlar özellikle ahlâki hamide sahibidirler. Ahlâkî hamide sahibi olan Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem tüm insanlığa bu meseleyi mükemmel beyanı ile açıklamaktadır. Buyurur ki; “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi en güzel şekliyle verdi.” Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ahlâkının kaynağını böyle açıklarken, her şeyi yarattıktan sonra insanı ve ona insan olma kıvam ve enerjisi olarak ruh ve aklı yükleyen Cenabı Hak: Ey Resûlüm, sen en yüksek, en büyük ahlâk üzerindesin! (Kalem:68/4) buyurarak Resûlünü takdim ve tebcil eder.
Yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, beyanları ile insanlığa ışık tutar; “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır.” Bu genelleme ile beraber aile düzeni ile ilgili insanlığın ilgisini çekerek bütün akıl ve iman ehli insanlara hitap eder; “Sizin en hayırlınız, kadınlarına en hayırlı olanlarınızdır.” Bunları yapıp başarabileceklerin özelliklerini Allah Teâlâ şöyle açıklar; Allah’a ve ahiret gününe iman ederler, iyiliği emreder ve kötülükten alıkoyarlar ve hayırlı işlere koşarlar ve işte bunlar sâlih olanlardandırlar. (Âli İmran:3/114)
Allah Teâlâ’nın, Sâlih kullarının manidar özellikleri vardır. Peygamberlerin bile imrendiği bir makama sahiptirler. Hazreti Süleyman aleyhisselam ordularıyla karıncaların diyarına vardığı zaman karıncaların konuştuğunu duydu ve dua etmeye başladı; Karıncanın sözüne gülercesine tebessüm etti ve şöyle dedi: «Ey Rabbim! Benim gücümü artır ki, hem bana, hem de ana babama ihsan ettiğin nimetine şükredeyim ve razı olacağın sâlih amel yapayım. Beni de rahmetinle sâlih kullarının arasına koy.” (Neml:27.19) Hazreti Süleyman aleyhisselam, insanlardan, cinlerden ve kuşlardan oluşan orduları vardı. Kendine ilim, hikmet ve saltanat verilmişti. Başka canlıların dillerini biliyordu böyle olmasına rağmen sâlihlerden olmak için Rabbine dua ediyordu. Çünkü sâlih kul, saf, net ve kıvamında mümindir. Aslında, biz Müslümanların, her peygambere ayırım yapmadan kabul ederek inanmamız şarttır.
Bütün bunlar, Fatiha suresinin içinde yoğunlaştırılarak yerleştirilen mesajlarıdır. Onun için Fatiha suresi, İslam âleminde en çok ezberlenen suredir. Namazların her rek’atında ve sair vesilelerle en çok okunan suredir. Bu sure esastır, hazinedir, şükürdür, duadır, şifadır velhasıl gözü, gönlü ve aklı kıyasiye doyuran berekettir. Doyumu olmayan has nimettir.
Onu her okuyan, ondan nasibini alır. Esselamu aleykum.







