• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI
09 Ağustos 2020

Fatiha suresinin mesajları (10) 

Fatiha suresinin verdiği mesajları anlatırken insanı şaşkına çevirecek çok hikmet olduğunu görürüz. Fakat bu hikmetleri anlatırken bir daha Kur’an karşısında ne kadar âciz kaldığımızı idrak ederiz. Bununla Kur’an medeniyetinin emsalsiz olduğu kanaatimiz daha da pekişir ve böylesi bir medeniyetin müminlerinin ne kadar tutarsız kaldıkları da açıkça görülür.

İlim alanlarında dâhi âlimleri yetiştirmede acziyet emareleri gösteren Müslümanlar, Kur’an’ın medenî değerlerini yaşamada yaya kaldılar. İslam karşıtı nice güçler toparlanıp kalkınma hamleleri yaptılar. Buna rağmen İslam âlemi Kur’an mesajlarını alma yerine tefrika illetine tutuldu. Son peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e gelen mesajlar hazinesi Kur’an’da nice haber ve nice mesaj vardır ki, hayrete vesile olmaktadırlar. Allah Teâlâ’ya inanıp güvenen müminler dünya hâkimiyeti için ellerinden geleni yaptılar. Bilim ve teknoloji alanlarında Kur’an mesajlarını alma sıkıntısı çeken Müslümanlar dağılıp çaresizlik illetine tutuldular. Allah Teâlâ’nın verdiği mesajlar açık, net ve doğru mesajlardır.

Rabbimiz, emin ve mümin Peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, bilgi ve teknoloji projeler hazinesi sunmuştur. Cenab-ı Hak, Nahl suresinde “Allah, kendilerine binmeniz için ve ziynet olarak atları, katırları ve merkepleri de yaratmıştır. Sizin bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratacaktır. (Nahl:16/8) buyurur. Yâsîn suresinde de; onlar için bir ayet ve ibret de bizim, onların zürriyyetlerini o dopdolu gemilerde taşımamız ve kendilerine bunun gibi binecekleri nice şeyleri yaratmamızdır. (Yâsîn: 36/41, 42)

Bu bilgiler Kur’an’ı Kerim’dedir. Müslümanlar gerek ilmî, gerek kültürel ve gerekse teknolojik alanlarda havacılık ve benzeri alanlarda hamleler yapmayı bilinç düzeyinde sürdürüyorlardı. Bunları sudan bahanelerle yüzüstü bırakıp devam etmemeleri tarihimizde telafi edilemez büyük kayıp olmuştur. Nice negatif maceralardan sonra özellikle Avrupa’da başlayan teknolojik devrim önce Müslümanları demoralize etti. Sonra Batı medeniyetinin üstünlüğünü kabul etmelerine sebep oldu. Bu vesile ile Müslümanlar, meşgale için başka alanlara yöneldiler. Kur’an’ın, ilke ve mesajlarını hatta Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tevhid sistemi mücadelesini, terk ederek teferruata daldılar. “Kılu kâl” ile uğraştılar. Detaylara dalıp Kur’an mesajlarını anlamayı ihmal ettiler ve davayı kaybettiler.

Şimdi de cazibe oranı yüksek bir konu buldular, onunla yoğun mücadele ediyorlar. Medyada, sosyal medyada, özel muhabbetlerde, çeşitli platformlarda ve ziyafet sofralarında talep ve iddiada bulunuyorlar. Aileyi bozan bu “İstanbul Sözleşmesi kaldırılsın” iddia ve kampanyasını sürdürüyorlar. Fakat Fatiha suresinde “yoluna uymaları” dileğinde bulunan Müslümanlar, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Mekke sokaklarında, Akabe biatlerinde ve her hâlükârda verdiği o büyük mücadeleye iltifat etmiyorlar, O’nu örnek alma yerine kendi heveslerini ön plana alıyorlar. Bir zamanlarda da çırpınır dururduk “163. Madde kaldırılsın.” Geldi bir yiğit adam, anayasadan “163. Madde’yi” kaldırdı. Fakat bu madde kaldırıldıktan” sonra dönüp de, sahi bu madde neyi yasaklıyordu, sorusunu soran kimse de kalmadı. Böyle bir Müslümana da pek rastlayan olmadı. Aslında mevcut düzen bozuktur.

İslam’ı külliyen yasaklayan, İslam yerine laikliği esas alan, fuhşu özgürlük sayan, faizi temel ekonomik değer kabul eden ve eğitimi ruhsuzlaştıran bir sistemde sözleşme ne imiş? Helal ve haramın muhasebesi yapılmayan ve ana baba değeri olmayan ve emri bilmaruf ve nehyi anilmünkerin tamamen unutulduğu bir ortamda zamanı boş yere harcamak yanlıştır.

Batı medeniyetini, İslam âlemine zoraki enjekte ettiler. Her türlü serkeşliği bize yama yaptılar. Bizi, biz yapan değerleri körelttiler. Bizi cehalet girdabına sürüklediler, sonra kültürel ve hukuk alanlarında bunalttılar, sonra da siyasî ve ekonomik alanlarda abluka altına aldılar.

Her şeye rağmen elimizde Kur’an’ı Kerim gibi engin, zengin ve büyük bir hazinemiz vardır. Bu büyük hazine İslam âlemini hatta tüm insanlığı mutlu edecek bir potansiyele sahiptir. Bize düşen öncelikle Fatiha suresindeki mesajları idrak ederek son peygamber Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmeti bilincinde olmaktır ve bu bilinçle yaşamaktır.

Fatiha’yı, Fatiha olarak okumaya ne dersiniz? Esselamu aleykum.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mustafa

Mücadele suresi 22 - Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa Allah'a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsiniz. Onlar o kimselerdir ki Allah kalblerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedî kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın hizbi (dininin yardımcıları)dir. İyi bil ki, kurtuluşa ulaşacak olanlar, Allah'ın hizbidir. Tevbe suresi 23 - Ey iman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz. Sizden her kim onları dost edinirse işte onlar da zalimlerin ta kendileridir. 24 - Onlara de ki; eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, kadınlarınız, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez. يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُٓوا اٰبَٓاءَكُمْ وَاِخْوَانَكُمْ اَوْلِيَٓاءَ اِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْا۪يمَانِۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ Ey iman edenler! Şayet babalarınız ve kardeşleriniz, küfrü imana tercih ederlerse onları dost tutmayın. Sizden kim onları dost edinirse işte bunlar, zalimlerin ta kendisidir. (Kâfirleri dost edinmenin hükmü hakkında bk. (9/Tevbe, 23) قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَش۪يرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌۨ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَٓا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَجِهَادٍ ف۪ي سَب۪يلِه۪ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِه۪ۜ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِق۪ينَ۟ De ki: “Şayet babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, elinize geçen mallar, zarara uğramasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, size Allah’tan, Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli olursa, Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fasıklar topluluğunu hidayet etmez.” (9/Tevbe, 24) لَا تَجِدُ قَوْمًا يُؤْمِنُونَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ يُوَٓادُّونَ مَنْ حَٓادَّ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَلَوْ كَانُٓوا اٰبَٓاءَهُمْ اَوْ اَبْنَٓاءَهُمْ اَوْ اِخْوَانَهُمْ اَوْ عَش۪يرَتَهُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ كَتَبَ ف۪ي قُلُوبِهِمُ الْا۪يمَانَ وَاَيَّدَهُمْ بِرُوحٍ مِنْهُۜ وَيُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ اللّٰهِۜ اَلَٓا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir topluluğun -babaları, oğulları, kardeşleri, aşiretleri dahi olsa- Allah ve Resûlü ile sınırlaşan insanlara sevgi beslediğini göremezsin. Bunlar, (Allah’ın) kalplerine imanı yazdığı ve onları kendinden bir ruhla desteklediği kimselerdir. Onları altından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennete sokar. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da (Allah’tan) razı olmuşlardır. Bunlar, Allah’ın taraftarlarıdırlar. Dikkat edin! Hiç şüphesiz Allah’ın taraftarları, galip gelecek olanlardır. (58/Mücadele, 22)
  • Yanıtla

Bir düşünen

Rabbim Kuran'ı Kerimi okuyupanlayan ve yaşayanlardan eylesin. Ve bilhassa neredeyse unutulmuş İslamı şartlarından olan emri birmaruf neyhi anıl münkeri şartını yaygınlaşması
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı