• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

Demokrasinin harabeleri 

24 Ekim 2021


İlhan Oral İletişim: [email protected]

Dünyanın hiçbir beldesi yok ki, orada Avrupa’nın vahşet andıran harabeleri olmasın. Avrupa güçleri gittiği her yeri ve oradakilerin bütün maddi ve manevi değerlerini gasp eder, yakar, yıkar, çalar çırpar, talan eder geride ancak harabeler bırakır. Onlar hep böyledir.

Avrupa’nın, harabelerini temaşa etmek için dünya turuna çıkmak gerekir. Dünya turuna çıkıp müşahede etmeye başlayan insan, her gittiği yerde ancak bir silüet görür. Biliyorsunuz silüet bir nesnenin yalnızca kenar çizgileriyle ve tek renk olarak beliren görüntüsü demektir. Şimdi bu tür silüetlerin bir kısmını hatırlayalım. Amerika kıtasına ayak basıp keşfettik dedikleri orada sade insanların kurdukları medeniyetler vardı.

Orada köklü medeniyetleri harabeye çevirdiler, yaktılar, yıktılar, çaldılar, talan ettiler ve insanlarını da köle ettiler. Avrupalılara bunlar yetmedi. Daha sonraları Afrika’ya gittiler, oranın hür insanlarını toplayıp Amerika’ya götürdüler. Hepsini köleleştirdiler. Bu da yetmezmiş gibi, kölelerini ahırlarda ve samanlıklarda ikamete mecbur ettiler. Bu zulüm yüz yıllarca sürdü. Amerika’yı talan eden Avrupalılar, talan ve tahribatla çok kazandılar.

Onlara özenen geride kalan Avrupa zâlimleri bir nesil daha kârlı iş buldu. Afrika’ya daldılar. Yer altı ve yer üstü zenginliklerine kondular, çok zengin oldular. Amma bir kıtanın insanını kölelerden daha perişan duruma düşürdüler. Fransız’ı, İspanyası, Almanya’sı, İtalya’sı, Avusturya’sı velhasıl Avrupa’nın yamyamları işgal ettikleri ülkeleri yıllarca sömürdüler. Hele, daha şeytan akıllı İngiltere büyük bir imparatorluk kurdu. Bu İmparatorluk üzerinde Güneşin batmadığı hüviyet kazandı. Hindistan’ı ve Avustralya’yı da sömürgeleştirdi.

Ve bunları birer genel valiyle yönetmeye ve yönettikçe de sömürmeye yöneldi. Bunlar bile Avrupa zalimlerine yetmedi. İnsan hakkı kabul etmez ve adalet nedir bilmezler. Sağa sola, aşağı yukarı nereyi buldularsa saldırdılar! Ancak sömüremedikleri bir devlet vardı.

Bu devletin insanı ve bütün kurumları medenî idi. Gittiği her yere ilim götürüyor ve adalet götürüyordu. Kısacası medeniyet götürüyordu. Gittiği yerlerin hiç birinde ne bir soygun, ne bir zulüm, ne bir terör, ne bir asimilasyon hareketi olmuyordu. Huzur ve güven içindeydiler.

Her milletten her insan huzur ve güven içinde yaşıyordu. Bu devlet, Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetinin devleti idi. Bu devlet şanı ile şerefi ile adaleti ile merhameti ile yiğitliği ile asaleti, dinini bütün kural ve ilkeleri ile yaşamaya çalışıyordu. Avrupa ülkelerinin birçoğunu adalet, huzur ve güvenle yönetiyordu. Ve o kadar adalet ile yönetiyordu ki, hiçbir milletin dilini, dinini, geleneklerini, göreneklerini, örflerini, ananelerini ve hatta yazısını dahi değiştirmedi. Çünkü her milletin dokunulmazlığı vardı.

Böyle bir soysuzluğa asla tevessül etmedi. Osmanlı Avrupalıların yaptığını, yapmış olsaydı, İslambol’da rum adında bir millet kalmazdı. Elbette kalmazdı. Anadolu’da ermeni, süryani, hıristiyan gürcü elbette kalmazdı. Hatta İspanya ve Portekiz’den sürgün edilerek Payitahta getirilen Yahudi milleti dinleri ile dilleri ile örfleri ile adetleri ile beş yüz küsur yıl Payitahtta yaşamaları mümkün olamazdı. Üstelik onları Avrupalılar sürgün etmişlerdi. Osmanlı bu kadar özgürlükçü ve bu kadar âdil bir devletti. Evet, Osmanlı böyle bir devletti.

Bunu hazmedemeyen terörist Avrupa, fırsat buldukça Osmanlıyı ifsat etmenin planlarını yapıyor, dostluk numaraları ile sızma hareketlerine ağırlık veriyordu. Kadere bak! Ne zaman ki, Müslümanlar Kur’an hakikatlerini, Kur’an’ın buyrukları istikametinde yaşama azmini kaybettiler, işte o zaman insanlık tarihinde görülmedik korkunç bir hezimeti yaşadılar. Korkuya kapıldılar, yıkıldılar, zelil oldular. DEMOKRASİ uğruna nice şehit verdiler. Bütün değerlerini kaybettiler. Ne devlet kaldı, ne din kaldı, ne mahalle kaldı, ne aile kaldı. Ne dostluk ne dürüstlük kaldı. Ne helal kaldı, ne haram kaldı. Ne âlim kaldı, ne ilim kaldı. Ne cihad kaldı, ne mücahid kaldı. Ne fikir, ne zikir, ne şükür kaldı. Kala kala Avrupa’nın bize zoraki giydirdiği çuval gibi bir DEMOKRASİ kaldı. O Demokrasi, adı geçen değerlerimizi, HARABELERE çevirdi. Pekiyi her şey bitti mi? 

Hayır, Allah’ın davası harap olmaz. Yeter ki ümmet, kalplerini sahiplenebilsin.

Allah’ın, zafer va’di, ancak müminleredir. Esselamualeykum. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Vahit

Usta , buda yetmezmis gibi Istanbul sozlesmes Feminist yasalar lobt zina yasalari cikarildi oda yetmedi , hukumet birinci oncelikli pozitif ayrimcilik ve propaganda izni verdi bunlara Oda yetmedi , yuzlerce binlerce ilahiyatci Bunlari destekledi.Yani ilahiyati bitiren hocalar ve diger reyting hocalari bunlara el altindan Kamuflajli aciklamalarla bunlara destek ciktilar kimi sakalli kimi guzel vaaz veren kimi siyah ortulu Kadin hocalar Hslada bu Sapkinliklari destekliyorlar. Bu belalar musibetler bosa gelmiyor bir toplumuma Once hoca takimi BOZUK sayin yazar.
  • Yanıtla

istiyoruz.

KUR'AN AZİMÜŞŞAN, Okullarda zorunlu olmalıdır.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23