Cimrilik ve âkıbeti

03 Mart 2019 Pazar

İslam şeriatında vermek önceliklidir. İnfak etmek vecibedir, infakı kabul edip almak haktır. İnfak eden vecibeyi yerine getirip Rabbinin emrini uygulayacak, infakı kabul edip alan da hakkını alacak, o da Rabbinin emrini yerine getirmiş olacaktır. Bunun dışında gelişen her tür yorum ve kuruntu beşerî saplantılardan kaynaklanmaktadır, hakikat ruhuna aykırıdır. 

İnfak eden cömertlik yapacak sevap kazanacak, alan da hakkın yerini bulmasına vesile olduğu için sevap kazanacaktır. Fakat veren, elindekini verebilmeyi başardığı için öncelikli olanı gerçekleştirdiğinden daha çok sevap almış oluyor. İşte bunun için Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki; “Veren el, alan elden daha hayırlıdır.” Aynı zamanda infak eden cömertlik yapıp şükranı nimette bulunup cimrilikten arınacak, alan da, varlıklının infak etmesine vesile olup hakkın yerine getirilmesinden faydalanmış olacaktır. Bu alış veriş bütünleşince her şeyin sahibi Allah Teâlâ’nın emri gerçekleşmiş olacaktır. Amma bunlar yapılmayınca bir ârıza oluşacaktır ki, onu Allah Teâlâ’dan başka kimse onaramayacaktır.

Bugün Suudî Krallık, Allah Teâlâ’nın Müslümanlara verdiği petrol nimetinin gelirlerini Müslümanların kalkınması için vermiyor, cimrilik yapıyor, Amerika bankalarına yatırıyor. Diğer taraftan Muhammed Salman, Amerikan desteği ile halkına kalleşçe zulmediyor. İslam âleminin âhını alıyor. İran’ın son şahı, Şah Rıza Pehlevi de Allah Teâlâ’nın Müslümanlara verdiği petrol nimetinin gelirlerini Müslümanların kalkınması için vermedi, cimrilik yaptı, Amerika bankalarına yatırdı. İcraatlarının diğerleri bir kenara, bu iki büyük icraatından dolayı tahtını kaybettiği gibi ülkesinden de kovuldu. Onun için cimrilik ateştir.

Bundan herkesin ibret alması zaruridir. Cimrilik insan için bulaşıcı hastalıkların her türünden daha beterdir. Cimrilik insanın iç âlemini abluka altına alır. Toplumu manevi değerlerden soyutlar, insanları merhametsizleştirir. Karşılıklı muhabbeti yok eder. İnfak ruhundan uzaklaştırır. Varlıklı insanı bozar ve Karunlaştırır. Çünkü Karun, insaf sınırlarını aşmış, malı, mülkü veren Allah Teâlâ’yı unutmuş, kendini tamamen kaybetmişti. İsyanını ilan etmekten kendini alamamıştı, “Dedi ki: “Bu servet, ancak bende olan ilim sayesinde bana verilmiştir.” Çevresindekiler ona nasihat edip Allah için insanlara ihsan etmesini söylediler. O, mal ve servet çokluğundan sarhoş olmuştu, kalbi kararıp kaskatı olmuştu. Çevresindekiler ona çok önemli ve çok uyarıcı tavsiyelerde bulundular.

“Allah’ın sana verdiği maldan iyilik edip ahiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini de unutma. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara iyilik yap. Yeryüzünde fesat çıkarma. Çünkü Allah fesatçıları sevmez”. (Kasas: 28/77) Yukarıda kaydedildiği gibi Karun, o büyük serveti kendi bilgisi ve kendi bilek gücü ile kazandığını savundu. İhsanda ve infakta bulunmayı reddetti. “Derken biz onu hem de sarayı ile beraber yere batırdık. O vakit Allah’a karşı yardımına gelecek taraftarları da olmadı, kendini kurtaracak da değildi. (Kasas: 28/81) Malı, serveti ve ışıl ışıl altınları onun, yerin dibine batmasına mani olmadı. Çünkü cimrilik insanı kimsesizleştirir ve geri dönüşümü olmayan felakete sürükler;

Allah Teâlâ, bunu şöyle açıklar; “Kendilerine fazlından verdiği şeyde cimrilik edenler bunun kendileri için bir hayır olduğunu sanmasınlar. Hayır, bu onlar için bir şerdir. O cimrilik ettikleri şey, Kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Ve Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.” (Ali İmran: 3/180) Ayette görüldüğü gibi infakı yapılmayan servet, daha dünyada şer olarak kendini gösterecek, ahirette de boyunlarına dolanacaktır. Bunun karşısında cimrilik yapmak cinnettir. Hayırlı olmadığı gibi kötü âkıbettir. Bununla kalmıyor, dünyanın şer güçlerine kiralık taşıyıcılıktır, zillettir, hakka ihanettir.

Karşı güçlerle ilgili mücadele kurallarından biri manidardır. Dokunulmazlıklar karşılıklıdır. Bunun için, kim sizin üzerinize saldırırsa, siz de aynen ona, size yaptığı saldırı gibi saldırın. Allah’tan ittika edin ve bilin ki, Allah muttakilerle beraberdir.

Şimdi, Müslümanlara dense ki, “Faiz batağı bankalardan çekin paralarınızı, döviz ile bağlantılarınızı koparın, ciddi ihtiyaç olmayan emtianın ithalini yapmayın.” Acaba dış şer güçler ne yapar? Müslümanlar ne düşünür? Ne dersiniz? Esselamu aleykum. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız;Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.

Günün Özeti