Allah’ın dediği mi, insanın tercihi mi? 

14 Nisan 2019 Pazar

İnsan, ölüme karşı koyamadığı gibi gelecekte de dünyada yaptıklarının hesabını vermekten kaçıp kurtulamayacaktır. Buna mecali de yoktur. Çünkü kendine verilen yetki, onu kurtarmaya müsait değildir. O halde Allah’ın dediği mi, insanın tercihi mi? Bu cümle derin tefekkürü gerektiren bir algıdır. Bu soru kâinatın temel felsefesini ortaya koyan bir sorudur.

Allah Teâlâ ezel ve ebettir, insan, vadesi gelince varlık sahnesine çıkarılan ve vadesi dolunca yine ayni kudret tarafından işi bitirilen muvakkat bir varlıktır. Allah, kâinatı yaratan, yaşatan, yöneten, koruyan, kollayan Kadiri mutlaktır. İnsan ise yaratılan varlıklar arasında tozun tozu mesabesinde hiç hükmünde basit ve gelip geçici bir varlıktır. Onun için Allah Celle Celâluh ile insan denen bir varlık arasında elbette mukayese yapmak mümkün değildir. Ancak Allah Teâlâ, bu tür mukayeseleri, Kur’an-ı Kerim’de yapmaktadır; “Onlar bir Yaratan olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa kendi kendilerini mi yarattılar?” (Tûr:52/35)  O insanı siz mi yaratıyorsunuz? Yoksa biz miyiz yaratan? (Vakıa:56/59) derken yoğun mesaj verir.

Allah Teâlâ bu şekilde mukayese yapar. Tabii bu yöntem, insanların acziyetlerini ortaya koyma, yöntemidir. İnsan, akıllı yaratılmıştır ve sorumlu tutulmuştur. Uyarı almayanlara âhirette çekecekleri cezaları ile inzâr edilmişlerdir. Allah Teâlâ’nın insanları tek bir ümmet yarattığı halde ihtilaf etmeye başlamaları yüzünden onlara hem müjdeleyen hem de inzâr edip çekindiren peygamberler gönderdi. Buna rağmen insanlar her alanda ihtilaflarını sürdürdüler. Bugün dünya müslümanları, içine düşüp çıkamadıkları ihtilafların sıkıntı ve zilletinin acısını yaşamaktadırlar. Ne yaptıklarını ve nelerle oyalandıklarını kestiremiyorlar.

Kavmiyetçiler, mezhepçiler, tarikatçılar, siyaset aktörleri ve benzeri nice ihtilaf ve tefrikacı yapılanmalar, Allah Teâlâ’nın muradına uygun olmayan kendi tercihlerini Allah Teâlâ’nın emirleri yerine koydular hatta çok önemser oldular. İslam tandanslı bütün ülke ve gruplarda kendi tercihlerini önemsemelerinden kaynaklanan zillet hayatına mahkûm oldular. Buna rağmen hemen hemen hiçbir ihtilafçı ve tefrikacı, tanrılaştırdıkları kendi tercihlerinden Allah’ın dediğine dönme bahtiyarlığına yanaşmıyorlar. Başka çareleri olmadığını da anlamakta zorlanıyorlar. Allah’ın kudretinden ve emrinden tereddüttedirler.

Müslümanların kendilerini sorgulayıp, öz eleştiri yapmaları uyanışlarına vesile olacaktır. Evet, müslümanlar mukayese yaparak yeniden toparlanabilecek kalitededirler. Bunu yapacak birikimleri, dayanakları ve yetenekleri de vardır. Belki de kendilerini yapacakları muhakeme ile toparlanma imkânına kavuşacaklardır. Uymaları gereken ilâhî hakikatleri kabullenecekler, tercihlerini şeri’attan yana koyacaklardır. Kendilerini sorgulayacaklar ve başarı sağlayacaklardır. Herkesin itirazını tetikleyip, harekete geçecek dava bütünlüğü ile eylem beraberliğini yeniden gerçekleştireceklerdir. Yeter ki inanıp, bu beklentiyi istesinler.

Müslümanın aklını, imanını, basiretini ve iradesini alabora edip çıkmaza sokan kendi beşeri tercihlerinden dönüp Allah’ın sistemine yöneleceklerdir. Aksi takdirde, bu gidişle müslümanların geleceği çok sıkıntılı olacağı kanaati çok yaygındır. Yapılan her hayırlı ve faydalı işlere ve büyük eserlere bile tahammülü olmayan yabancı zihniyet sahipleri şer güç ve uzantıları memleketin çökmesi için çalışırlarken müslümanların ihtilaf ve tefrikadan medet ummaları kabul edilecek cinsten değildir. Çünkü bütün kâinat mülkünün ve her tür hükmün yegâne sahibi Allah Teâlâ’nın beyanına aykırıdır. Müslümanlar için toparlanma mecburidir.

Kudreti sonsuz Rabbimiz, her derde deva vermiştir. Ülkemizde demokrasi milletimizi kamplara böldü ve birbirlerine düşman taraflar haline getirdi. Laiklik ise İslam cemaatini cahilleştirdi. Öylesine cahilleştirdi ki, kıldıkları namazın neresinde ve ne zaman sehvi secde yapacaklarını bilemeyecek kadar koflaştırdı. İffette, edepte, nezakette ve saygıda günümüz Müslümanının nasibi kesildi. Eğitim çağındaki gençlerimiz “kurt yeniği ekin” haline döndü. Analar babalar hatta eğitimciler ve hatta vaizlerimiz, hocalarımız yetersiz ve çaresiz kaldılar.

Oysa Allah: Ve hangi bir şeyde ihtilâfa düşerseniz, artık onun hükmü Allah’a aittir. “İşte o Allah’tır benim Rabbim. O’na tevekkül ettim ve O’na yöneldim” (Şura:42/10) buyurur.

Evet, biz, “cehlimize kurban” olmaya razı olmayalım. Esselamu aleykum. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • FeritFerit6 ay önce
    İslam şeriatının yüzde sekseni Allah'ın dediği mi, insanların (alimler, fakihler, müftiler) tercihi mi?
  • hasanhasan6 ay önce
    insan tabiki hoca aslolan insandir
  • Ali rızaAli rıza6 ay önce
    Hocam diline sağlık doğruya doğru aynı fikirleri paylaşıyorum bu yazınızı diğer köşe yazarlarıda okusa misal yaşar değirmenci ona bir yorum yazdım yayınlıyacaklarını sanmıyorum sizin bu yazının özeti gibi , allaha emanet olun,
  • İnsanın Tercihiİnsanın Tercihi6 ay önce
    Tabi ki!
  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent6 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız; Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. 25-30 yıl boyunca Üniversitelerde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanarak EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri, yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • silosilo6 ay önce
    iste bu yüzden serriata en yakin parti olan saadeti destekle bey 16 senesir ülkeyi bu hale getirenleri degil
  • hahahaha6 ay önce
    Bu arada tabii ki insanın tercihi. allahınız artık insanlara söz geçiremiyor maalesef :)
  • AbdullahAbdullah6 ay önce
    İnsanın tercihi.

Günün Özeti