Akıl nerede, hata nerede? 

27 Ocak 2019 Pazar

Osmanlı İmparatorluğu’nun ortalama dört yüz yıl hâkim olduğu coğrafyada şu an otuzdan fazla devlet vardır. Yetmiş iki buçuk milleti yöneten Osmanlı’nın idarî tarzı, hâkim olduğu ülkeleri güven ve adaletle yönetmesini sağlıyordu. Bu idarenin elbette alt yapısı vardı.

Âdil yönetim ve terazi kefelerini dengeleyen hukukî sistem egemendi. Devlet yönetimi sağlam alt yapısında ilim vardı, güçlü aile ve İslam medeniyeti vardı. Büyük bir coğrafyayı, adalet ve merhametle yöneten Osmanlı’da sağlam ve güçlü bir akıl imanla bütünleşmiş, ilimle yoğrulmuş, sarsılmaz bir irade ile kıvam bulmuş ve büyük cihatla küreselleşmiş bir devlet imajı vardı. Onlar, yalın aklı tam kapasite çalıştırmışlar. Kalp aklını ve lüb aklını devreye almışlar. Onlar bu akıl türlerini ileri düzeyde kullanıyorlardı. Şimdi bizim, özellikle yeni nesillerimiz bunları duyunca kabul etme hususunda “bubi tuzağı” görmüş gibi etkileniyorlar.

Buradaki iki akıl türü, Kur’an’dan beslenen akıllardır. Kalp aklı vicdanı çalıştırır, merhameti ve adaleti ortaklaşa organize eder. Lüb akıl ise var olan her şeyin hakkını, hukukunu, değerini, itibarını, çıkarlarını ve geleceğini vahyi sistemi esasları ile ayarlayan, dengeleyen ve yöneten akıldır. En üstün akıl bu iki akıldır. Tabii yeni duyan insan, bir anda beyni alarm vermeye başlıyor. Evet, “İnsan bilmediğinin düşmanıdır.” Bu yüzden direnir.

Yalın akıl her şeyi algılamaya ve çözmeye yetmediği için Müslüman manevi antrenmanlar yaparak kalp aklını kullanmalıdır. Vicdanını harekete geçirmelidir. Dünya ve âhiret hayatını, kullanma kılavuzu doğrultusunda düzenlemelidir. Bunun devamında gelişme sağlayabilirse lüb aklını kullanıp Kur’an’ın gösterdiği hakikatlere doğru harekete geçirmeli ve Allah Teâlâ’nın sisteminin gereklerini net olarak kabul edip hakka ve hakikate riayet etmelidir. Her şeyden önce ilme, özellikle vahyi ilmine sımsıkı sarılmalıdır. Bilmediği yerden gelip ve yine bilmediği sonsuz âleme gitmek zorunda olan insan, ölümü ile itiraz edemez duruma düştüğü için imkânı varken aklını gösterilen seviyede kullanmalı ve geleceğini kazanmalıdır. Bu akılları kullananlar, bilgiliydiler, âdildiler, zengindiler, medeniydiler.

İlim, Allah Teâlâ’nın sıfatlarından biridir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Kim dünyayı istiyorsa ilme sarılsın, kim âhireti istiyorsa ilme sarılsın, her kim de hem dünyayı ve hem de âhireti istiyorsa yine ilme sarılsın” buyuruyor. Buna göre ölümü ile her şeyinden soyutlanacak insanın, İslamcı olsun, mezhepçi olsun, tarikatçı olsun, siyasetçi olsun, ateist olsun, komünist olsun, liberalist, kapitalist, feminist olsun, kâfir, müşrik olsun, ne olursa olsun, dünya ve âhiret dengesi kuracak kadar düşünmesi, bilgisinin kalitesini ve aklının derecesini gösterir. İnsanın kalibre ve kalitesini tüm açıklığı ile ortaya koyarak sahneler.

Bu hususta Kur’an-ı Kerim’in manidar açıklamaları vardır. İnsanın sosyal ilişkilerde söyleneni dinlemesi, dinlediğini anlaması ve anladığı söze uyumlu olarak karşılık vermesi, aklının ispatını yapar. Aklı yeterli olmayan insanın hiçbir davaya yararı yoktur. Yukarıdaki akılları kullanmayan insanlar, tefekkür edemezler, tefekkür edemeyen insan da makul olamaz. Böylesi insan, mukallit olmaktan ileri geçemez. Konuştukları slogandır ilerisi yoktur.

Şimdi düşünelim. Kur’an’ın ilk emri “oku”dur. Müslümanların okuma oranı çok düşüktür. İslam “tevhid” dinidir. Bunu inkâr edenimiz yoktur. Pekiyi bugünkü dağınık ve paramparça İslam âleminin halinin izahı var mıdır? “Bütün müminler kardeştirler.” Fiiliyatta bunu kabul edene rastlamak zordur. Allah Teâlâ, “Kur’an’ı kolaylaştırmıştır.” Bugün bunca kurum ve kuruluşumuzdan bunu kabul edeni göremiyoruz. Allah Teâlâ, dünya Müslümanlarına “Hayrın tesbiti ve uygulamasını yapan, iyiliği emreden ve kötülükten meneden, lider kadronun” kurulmasını emreder. Dünyada bunun için çalışma yapan birkaç mahallî teşebbüsten başka kımıldayana rastlamak zordur. “Faiz haramdır.” Bunu bilmeyen yoktur. Pekiyi, bu haram olan faizden korunan Müslümanları meşale ile aramakla bulmak mümkün müdür? “Beş vakit namaz farzdır.” Nice hakların yanında “ana baba hakkına riayet farzdır.” “Rüşvet, israf, adam kayırma haramdır ve kul hakkına tecavüzdür.”

Ecdadımız dün dünyanın üçte birini yönetiyordu, huzur ve güven sağlıyordu.

Evet, biz bugün neredeyiz? Aklımız nerede? Esselamu aleykum.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • nostaljinostalji4 ay önce
    GELECEĞİ Olmayan uluslar geçmişi ile övünürler,patates gibidirler onlar, en değerli yanları toprak altında kalmıştır.(Sokrates MÖ 1299) Siz ah Osmanlı vah osmanlı demeye devam edin admalar marsa robot ve uyduindirdi.
  • nostaljinostalji4 ay önce
    Osmanlının adalet ve demokrasi ile yönetildiğini iddia etmek kuru sıkı palavradır. On a isyan edip özgürlüğünü talep eden 22 devletçik fazla adaletten mi isyan ettiler. Yemeyin bizi yahu. Çağdaşlığa gelince 1500 yıllarda Abd de top ve makineli var iken Osmanlı (Saray ve müzelerde hala görülebilirsiniz lden dolma avcı tüfeği vardı siyahilerde. Yani Abd den tam 50yılgeri teknoloji vardı. Abd bu silahları 50-100 öncesi kullandı (Teksas Tommiks oyuna herkes bilir.) Bilimde teknolojide geri kalan Osmanlı İnsan haklarını da rafa kaldırınca elbetteçökecekti ve olması gereken oldu ÇÖKTÜve tarihin tozlu sayfaları arasına kaldırıldı. Şimdi sizin o tozları üflemenizde pek yarar bulmuyoruz. Akla mantığ a,çağdaşlığa ve ekonomik Kuralara uymayan her yönetim her imparatorlukçöker gider. Her bir şeyin doğuş yükseliş zirve ve çöküşü vardır. Miadı dolan her ülke dağılır. Tabiatın kanunun budur.daha önemlisi ben burada borç harç içinde yaşarken siz sarayda bir eli yağda bir eli balda yaşanın Osmanlı halifeliği hayalleripeşindekoşup AhOsmanlı vahOsmanlı diye sayıklarken ,biz birzamanlar şöyleydik böyleydik diye geçmişten bahsederkenadamların MARSA yolculuk yaptığını sizlere bir kez daha hatırlatırız.
  • Mehmet emecenMehmet emecen4 ay önce
    İlk once her unene gelen dini konularda aciklama yapiyor diyanet bu konuda calisma yapip diyanet kurumlarindan baska kimsenin fetva vermesi engellenmeli dini bilgisi zayif olanlarin kime inanacagiz gibi kafalarinda soru olmamasi gerekmektedir ayrica diyanette kendini toparlamali ticarethane gibi calismaya bi son vermeli ben kisa soyleyim siz uzun anlayim saygilarimla
  • MustafaMustafa4 ay önce
    Akıl nakli vahyi değilde beşer in yazdıklarına uymakla hataya düşer. İlim Kur'an'ın kuraları dahilinde ise ilimdir.
  • dahilekdahilek4 ay önce
    ayetde " ey iman edenler "önce nefsinizş.....cehennemden koruyun",efendimizde "nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez", buyurarak tebliği özetliyor. zatın biri de "Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalâtını ef’âlimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler. Belki, küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyete dehalet edecekler" diyerek tebliği özetliyor. japon baş kumandanı da "türkler ne zaman islama sarıldılar yükseldiler ne zamna islamı bıraktılar gerilediler" diyor. Lord gürzonda "osmanlının elinden kuranı almadığımız sürece onları yıkamayız" diyor. bedirde, kırımda, kıbrısta çanakkalede allahın inayetinin melekler suratinde gökten inerek savaşın seyrini lehimize çevirdiğineşahidlik ediyoruz.sahabeler başarısızlığı"bu gün içimizde farz veya sünneti eksik yapan varmı"sorusunda arıyor. maalesef bu gün biz isek geçmişte hırıstiyan veya yadudilerin durumuna düştük. "islamı öğreneme yaşama yerine öğrenmeme ve yaşamamanın yollarını arıyoruz." hoca tiplemelerimiz hep farzları nasıl terk edebiliriz, haramları nasıl işleyebiliriz bunların yollarını uyduruk kıvırmalarla anlatıp ekranlarda oryantlistlik yapıyrolar. insanları yapmamaya islamdan uzaklaşmaya çağırıyorlar şeytan gibi hep afdan bahsediyorlar. zira ayette" şeytan sizi allahın affıyla kandırmasın" buyuruluyor. yine "neye layıksanız öyle idare olunursunuz" buyuruluyor. biz önce hastalığı doğru teşhis etmezsek tedaviyi yanlış yaparız hastada iyileşmez. bu konuda maalesef gayretimiz ekside onun içinde böyle devam ederse kıyameti bekleyelim.

Günün Özeti